delilah

  • 1053
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 yıl önce

sokağa atılmış ev köpeği

en sevdikleri, hatta tek bağlandığı kişiler tarafından terk edilmiştir. daha önce hiç bulunmadığı bir kalabalığın ortasında kalakalmıştır. soguktur, üşür... evini özlemektedir, ama bir yandan da gururludur. geri dönemez çünkü onun belki de uğurlarıuna hayatını vereceği kişiler onu istememiş, sevmekten vazgeçip onun geleceğini, düşünmeden onu sokağa terk etmişlerdir. köpek ve insanın farkı budur belki de. biz bu kadar duygusal ve sadık olabilirken insanlar nasıl böyle ruhsuz, maymun iştahlı ve bencil olabiliyor diye geçirir içinden... oysa ki o, bu insanlar onu en iyi mamalarla beslerken, her türlü bakımını paradan kaçmadan yaparken, onu deli gibi okşayıp şımartırken aralarında sonsuz bir sevgi bağının oluştuğuu sanıp onlara daha da kalpten bağlanmamış mıydı? ne tuhaf şu insanlar, iki günlük zevklerinin tatmini için ne kadar çok para harcayıp, üstelik de böyle kanlı canlı duygusal bir varlığı kandırıp kendilerine bağımlı hale getirmişlerdi... oysa ki o bir sabah uyanıp da belden aşağısının hareketsiz olduğunu hissettiği anda anlamıştı insanların sevgisinin kalpten değil görsel ve geçici olduğunu. ilerleyen günlerde yapılan tetkikler, hayatı paylaştığı kişilerin ondan her geçen gün uzaklaşması, onu bir fazlalık olarak görmesi, hatta zamanla onu yük olarak görmesi..
birbirini kovalayan günlerden sonra belden aşağısı tutmaz vaziyette kendini burada sokağın ortasında buluvermişti..
bu insanlarla hayat acımasızdı ya.. eskiden onun güzelliğini herkese övenler son zamanlarda yüzüne bakmaz olmuştu.. herşey bu muydu? herşey koşması, onlara yaptığı oyunlarla onları gülümsetmesi miydi bu kadar mı yüzeyseldi bunca yıldır birlikte yaşadıkları, paylaştıkları.... oysa ki o onlara tüm kalbini açmıştı, karşılık beklemeden.. bir küçücük okşanma bile onun için dünyalara bedeldi..
yağmur şiddetini arttırmaya başlamıştı, onun kaçmaya gücü yoktu, zaten koşamazdı çünkü felçliydi. soğuk içiner işlemişti, bembeyaz tüyleri çamurla kaplanmıştı kendini iyi hissetmiyordu, bir an gözleri kapadı.
uyandığında anlam veremediği bir sürü köpek sesi duymaktaydı. irili ufaklı , açıklı koyulu bir çok köpek... o an barınakta olduğunu farketti. sokakta olmaktan iyidir diye düşündü.
ilerleyen günlerde veteriner adı verilen kişiler onunla ilgilenmeye başladı. aç kalmıyordu ama ev yemeği gibi güzel seyler de yiyemiyordu tabi. sakat olduğu için diğer köpeklerden daha azı düşüyordu onun payına çünkü burada yemek için çabalamak gerekiyordu.
aradan geçen aylar boyunca bacaklarını azıcık hissetmeye başlamıştı. onların üzerinde hafifçe sürünmek kaydıyla hareket edebiliyordu.
bahar da gelmişti hava bira zyumusamıştı artık diğer köpeklere takılıp dışarı çıkabiliyordu, hafta sonları insanlar yavru köpekleri görmek için geliyorlardı, barınaktan bir köpek edinip ayrılıyorlardı ama bu haliyle onu kimse istemiyordu...
bir cumartesi her zamanki kösesinde otururken barınağın demir kapısı açıldı her zamanki gibi.. elinde yiyeceklerle biri girmişti içeriye. oralı olmadı, çünkü oraya gelen kimse onunla fazla ilgilenmezdi. insanların sevgisizligine alışkındı artık. fakat o da ne, kız içeri girer girmez gözleri birbirine kilitlenmişti adeta. ona doğru koşarcasına yürümeye başlamıştı, yanına gelince yere çömeldi, elini koklaması için ona doğru uzattı ve aradaki güveni sağlar sağlamaz "mavi kar, çok güzelsin"diyerek onu okşamaya hatta öpmeye başladı. ne verebilirdi ki o bu insana? koşup oynayamıyordu. hemen sıkılacaktı insan ondan ne de olsa.. ama orada bulunduğu 1 saat boyunca kız başka köpeklerle ilgilenmemiş hep onunla konuşmuş, onu kaşımış, ve en önemlisi onun masmavi gözlerinin taa içine bakarak onunla konuşmuştu.. o bunu çok özlemişti.. bir insanın onun gözlerinin içine bakarak konuşması.. hani derler ya gözler aynadır, duygulaır yansıtır diye , işte o anda aralarında tuhaf bir duygusal bağ oluşmuştu. gitme zamanı geldiğinde kız orada , mavi kar ise onun peşinden ayrılamamıştı..
ve o gunden sonra bu iki dost 2 haftada bir biraraya gelmeye başladılar. mavi kar koşuyordu artık, sekerek, bazen heyecanlandığı zamanlarda arka bacaklarının üzerinde surunerek koşuyordu ama koşuyordu bir şekilde.. çünkü herşeye rağmen karşılık beklemeden gerçeken sevebilen insanlar olduğunu görmüştü... onunla yaşamak isterdi ama biliyordu ki, ikisi de ne kadar çok istese şu an için bu mümkün değildi, zaten oradan her ayrılışında kızın üzüntüsü , burukluğu da bu yüzden değil miydi? ama olsun, özlemler dostlukları ve sevgileri azaltmaz aksine büyütürdü. ..

mavi kar ' a ithafen... *

devamını okuyayım »
14.08.2007 10:42