demirten

  • 188
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

ihsan oktay anar

özellikle puslu kıtalar atlası ve kitab-ül hiyel'de aynı zamanda bizi eski istanbul'da gezintiye çıkarır, kendinizi sokaklarda karakterlerle birlikte veya bazen onlardan bağımsız dolaşır halde bulursunuz. bir şekilde romanlarını ara vermeden okutturan üslubu sayesinde, minibüste okumaya devam ederken inip vapura yürüyene kadar zor sabreder, vapurda okumaya devam eder, sonra inince oturacak bir yer bulur okumaya gene devam edersiniz. amat'ta durum iyice ileri gitmiş, bir türlü karaya ayak basamayan neferler arasında dolaşıp durmaktan deniz tutmuştur bizi. genel kanının aksine kitapları film haline getirilmese daha iyi olacaktır zira anlatımdaki detaylar ve kafamızda canlanmasını sağladığı dünyaya dair 120 dakikada nelerin yapılabileceği muammadır.

devamını okuyayım »
28.01.2007 01:21