dibi dibi rek

  • mangal yürekli rişar (509)
  • 715
  • 16
  • 3
  • 2
  • bugün

kadınlardaki yüksek özgüvenin sırrı

sosyal medya hesaplarında kendi fotoğrafını paylaşmadığı için “tatlım çok güzel olmuşsun” içerikli mesajlar almayan, kadın-erkek ilişkilerinde ben seçilmem seçerim kafasında olmadığı ve benim için bir şeyler yapsın, beni hak etsin diye saçma sapan şeyler düşünmediği için erkekler tarafından pohpohlanmayan, ama buna rağmen özgüveni yüksek olan bir kadın olarak yazıyorum.

yazının bundan sonrasında okurken ay zıkkım, ay pekkim gibi yorumlar yapacaklar, mekikten şimdi ayrılabilir. ağırlık yapmasın.

şimdi gençler, ne kadar ekmek o kadar köfte bu hayatta. siz nasılsanız, öyle insanlarla kesişiyor yolunuz. o sebeple şikayet etmekten vazgeçin.

aradığınız zeki, kültürlü, hoşsohbet, kaprissiz, güzel kadınlara şu anda ulaşılamıyor biliyorum.

öyle kadınlar da kitaplardan, filmlerden, şehirlerden, farklı ülkelerin kültürlerinden konuşabildiği, zeki, kültürlü, hoşsohbet adamlarla oluyorlar. ama bildiği iki üç kitabı, birkaç entelektüel konuyu gözümüze sokmaya çalışanlardan bahsetmiyorum. yeri geldikçe, konusu açıldıkça olanından.

demem o ki, çekmiyor olabilir. bir baktırın isterseniz.

gelelim şu bendeki yüksek özgüvenin sırrına.

üniversitede, çoğu hocanın aynı anda iki bölüm okulu uzatmadan okunmaz yaklaşımlarına rağmen iki farklı mühendislik bölümünü 4 senede üstelik dereceyle bitirdim.

kadınlar tuvaletinin dahi düşünülmediği “ağır sanayi” kapsamında değerlendirilen bir fabrikada ilk kadın çalışan olarak iş hayatına başladım. yöneticim beni işe çok da istekli almadığından, bu işleri kadın yapamaz diye düşündüğü her şeyi burnumun sürtmesi için omuzlarıma yükledi. ben de ukalaydım biraz tabi, hiç altta kalmadım, yapamam demedim. 3 senedir yılan hikayesine dönen askeri bir projeye proje lideri olarak atandım ve 4 ay sonra türkiye’deki önemli siyasilere projeyi anlatıyordum. 23 yaşımda kritik toplantılarda 50-60 yaşındaki takım elbiseli kravatlı “büyük” adamlarla aynı masada oturuyordum.

farklı bir projede, uygun bulmadığım bir konu ile ilgili imzam istendiği ve bu konuda ısrarcı olunduğu için istifa ettim. istifa ettiğimde işe ilk başladığım maaşımın tam 3 katını alıyordum ve henüz 2 yıllık mühendistim.

bir hafta sonra uluslararası bir firmada işe başladım.

30 kişilik bir yazılım ekibinin içerisindeki tek kadın yazılımcıydım. yabancı bir yöneticiyle çalışıyordum ve öncekine kıyasla beni kendince koruyup kolluyordu.

bir ay boyunca 30 kişinin sadece dokümantasyon işlerini yaptım. bir ayın sonunda yöneticime gidip kibarca ben neden proje yapmıyorum da bu adamların arkasını topluyorum diye sorduğumda, bana üretim ortamlarının kadınlar için çok uygun olmadığını, kaldıramayacağımı söyledi. aklı sıra bana kıyak yapıyordu. vermiş olduğu işten memnun olmadığımı ve iş dağıtımı konusunda herkes gibi muamele görmek istediğimi söyledikten sonra aramızdaki ilişkide kırılmalar oldu. eline gelen en zor projeleri bana verdi. geri adım atmadığım ve hepsinin üstesinden deldiğim için, 30 kişinin şefi olduğumda 4 senedir o firmada çalışıyordum. ve yöneticimle sürekli olarak birbirimizin arkasını kolluyorduk. o birimde geçirdiğim 6 senede 10 farklı ülkede yaşamış, farklı kültürlerden insanların yer aldığı projelerin liderliğini yapmış ve oldukça yüksek bütçeli projeleri yönetmiştim.

bunu yaparken, risk aldığım, ekibin yapamadığı ve benim de öngöremediğim şeyler için dayak yediğim çok durum oldu. hiçbirinde yaşanan problemleri ekibime yansıtmadım, onları bu karmaşadan uzak tutmaya çalıştım, dayağı yedim, tekrar yapılmaması için önlemimi aldım, onları cesaretlendirdim, gerektiğinde hata yapmalarına fırsat verdim. başlarda kadın diye dışlandığım, sohbetlere dahil edilmediğim ekipte, kabul görmüş, sayılmış, sevilmiştim.

farklı bir görev için o birimden ayrıldığımda, hala hatırlandığında yüzlerin güldüğü, üzerine konuşulan bir vedayı bana layık görmüşlerdi.

üstelik bu yolculukta sadece kendi ekibimden değil; çalıştığım yabancı ekiplerde çalışan mühendislerden de sırf kadın olduğum ve genç olduğum için nasıl oluyor da böyle bir projeye liderlik yapıyorum diye saçma sapan tepkiler gördüm. kadınlar kek yapmaktan başka şeyler de mi biliyorlarmış diye aklı sıra beni küçümsediğini sanan yabancı mühendislere projelerde iş delege ettim, beklenen ilerleme görülmediğinde ya da performansla ilgili sıkıntılar olduğunda geribildirim verdim, yöneticilerine performanslarını bildirdim.

ama şu var ki, makine sektöründe var olabilmek ve bir yerlere gelebilmek, birlikte çalıştığım insanlardaki “kadınlar teknik şeylerde başarılı olamaz” algısını kırabilmek için, bir erkekten çok daha fazla çalışmak ve çok daha fazla şey öğrenmek zorunda kaldım.

ekip yönetimi, iletişim ve network konularında güçlü bulunduğum için farklı bir göreve atandım. şu anda 10 senelik mühendis olarak 20 senedir yöneticilere koçluk yapıyorum.

ve evet özgüvenim yüksek. çünkü yüzlerce insanla çalıştım, bu iş olmaz dedikleri ya da sen yapamazsın diye karşı çıktıkları şeyleri inadına yaptım. üstelik arkamda kimse durmadı. bu yüzden çok çalışmak zorunda kaldım. bazen çok yoruldum. bazen umutsuzluğa kapıldım ama vazgeçmedim. televizyondan gördüğünüz adamlarla iş konuştum, karşısında ceket iliklediğiniz adamlarla haklı gördüğüm konularda tartıştım, hayal edemediğiniz bütçelerde projeleri yürüttüm.

bu saatten sonra gelmiş birileri, kadınlardaki bu yüksek özgüvenin sırrı abaza erkekler, instagram’daki fotoğraflar falan diyor.

kusura bakmayın da gençler, o sizin etrafınızdakiler. bu halinizle dış görünüşü dışında şeylere güvenen kadınlar sizi ne yapsın.

neyse, hadi öpüşüp barışalım.

devamını okuyayım »