diesel1907

  • 183
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 ay önce

türkiye'den siktir olup gitmek

yillar once bu aktiviteyi cok genc yasta gerceklestirmis ve hic arkasina bakmamis biri olarak sabahtan beri oturmus su basligi okuyorum. aklima hep ekmek teknesi dizisindeki su sahne geliyor: evin ikinci en kucuk kizi (sanirim ismi songul'du) amerika'da okuyan cinli bir elemanla tanisiyor ve onunla evlenip amerika'ya gitmek istiyor. babasi** da "bizde gidene kal, kalana git denmez" tribi atiyor. kiz bir yandan gidecem diye tuttursa da icten icten "ne olur babam kal dese de kalsam, ne olur gitmesem" diye dusunuyor, adam da gururundan kal diyemiyor. diziyi izleyenler bilirler (bu bolum dizinin en guzel oldugu ilk sezondaydi) tam havaalaninda kiz ulkeyi terk edecekken babasi buyukce bir kutu veriyor "al sana dugun hediyem olsun, seni bunun icinde goremeyecegim ama onemli olan mutlu olman" diyor. kiz da kutuyu acinca icinden gelinlik cikiyor ve kiz gitmemeye karar veriyor. belki de turk dizi tarihinin en huzunlu sahnelerinden biridir ve tam da o gunlerde ben de abd'ye ilk kez bir daha geri donmemek uzere gelmistim.

uzun yillar boyunca amerika'ya sadece turkiye'den degil cesitli ulkelerden gelip giden cok insan gordum. bu ulkeler icinde cok gelismis ve herkesin refah seviyesine giptayla baktigi isvec, norvec gibi ulkeler de var, turkiye de var, afrika ulkeleri ve ucuncu sinif diger dunya ulkeleri de var. bazi gelenler "hayat buradaymis kardesim bir daha hayatta donmem" dedi, bazilari daha ilk aydan "ben memleketimi ozledim, buranin parasi da refahi da batsin" deyip eve dondu. bu tamamen kisiden kisiye degisen bir sey.

kisiler cesit cesittir. bazi insanlar vardir, turkiye'de mutsuzdur, yurt disina cikinca mutlu olur cunku turkiye'de aradigini bulamamistir ve yurtdisinda bulmustur. bazi insanlar vardir, turkiye'de mutsuzdur, yurtdisinda da mutsuzdur. bu kisi hicbir yerde aradigini bulamamistir, ya baska bir ulkeye gidip aramaya devam edecektir ya da pes edecektir. bir kisi turkiye'de mutludur, yurtdisinda mutsuzdur, o da aradigini turkiye'de bulmustur ama yurtdisinda bulamamistir. bir kisi turkiye'de de mutludur, yurtdisinda da mutludur cunku iki yerde de aradigini bulmustur. bu tamamen insanin ne aradigina gore degisir ki cogu insan daha ne aradigini bile bilmez.

biri yurtdisina cikarken yaninda kendi ulkesini de getirir, orada yine turklerle takilip surekli turk filmleri ve dizileri izler, surekli turkiye'yi takip eder, digeri gittigi yeni dunyada yeniden dogmuscasina sifirdan hayat kurar. kimileri yurtdisinda tutunamaz, kimleri ugur boral'in sol kanatta suzuldugu gibi suzulur. (bkz: #37195898)

amerika'da yillardir yasiyorum, avrupa'nin bir cok ulkesini defalarca gezdim, turkiye'de zaten cocuklugum gecti. simdi dusunuyorum ne turkiye'de ne de avrupa'da cok mutlu olamazdim. ben aradigimi abd'de buldum ama baska biri abd'de bulamaz avrupa'da bulur, oburu japonya'da bulur, digeri fransa'da bulur.

bir gun aslen turkmenistanli olan bir arkadasla beraber california'da "road trip" yapiyorduk ve california'nin dogusundaki collerinde araba kullanmaktayken gunes batmaktaydi (kesin bu cumlede bir gramer veya bozuklugu var ama olsun). eleman bana donup "ah ah, bu coller bana evimi hatirlatti, oralar burnumda tutuyor" dedi. ben de hicbir sey soylemedim ama bana o soyledigi sey o anda cok garip gelmisti. anne tarafi izmirli baba tarafi antalyali biri olarak bir turlu aklima yatmamisti ve soyle dusunmustum: "bir insan hadi deniz kenarini filan ozlese anlarim da allahin colunu niye ozlesin ki" ama ayip olmasin diye soylememistim. simdi bazi seyleri daha iyi anliyorum, col de olsa, deniz kenari da olsa insanlar dogduklari ve buyudukleri yere bir sekilde baglilar ve ozluyorlar. o dogulan ve buyunen yer neresi olursa olsun ozellikle duygusal insanlarda yaptigi etki hic bitmiyor.

neyse, entry corba olmadan konuya donelim. bir insan herhangi bir sebepten dolayi yurtdisina cikmis olabilir. bu tamamen bencil sebeplerden dolayi da olabilir, sirf para icin bile olabilir. insan dunyaya bir kere gelir ve omur sacma sapan seylere harcamak icin fazla kisa. bir insan omrunu neden mutlu olmadigi bir yerde mutlu olmadigi sekilde heba etsin ki? herkesin idealleri, ugruna savasacak seyleri olabilir ama bazi insanlar icin oncelik kendilerinin ve cocuklarinin rahatligiysa bundan dolayi o insanlari neden kinayalim ki?

o degil de bak yine konudan konuya atlayacam. zaten entry'nin su ana kadarki kismini okuduysan bundan sonrasini da okursun herhalde. gecen sene patronumla is konusunda konusuyorduk. genelde calistigim sirkette insanlara haftada 1 kere "evden calisma" hakki taniniyor ve ben de haftanin her gunu evden calismak istiyordum. patron da "5-6 mil yol gitmek cok mu zor geliyor?" deyince ben de "her gun evden calismama izin verirsen burada kalacak halim yok ya, gider deniz kenarina ufak bir kasabaya tasinirim kafami dinlerim" dedim. "burada mutlu degil misin?" dedi, "mutluyum ama neden daha cok mutlu olacagim bir yere gitmeyeyim?" dedim. "ilerde bakariz" dedi. su kisa omurde insan her zaman nasil mutlu olacaksa (baskalarinin haklarina tecavuz etmedigi surece) onu yapmali.

yine bir suru laf salatasiyla bir entry'nin daha sonuna geldim ama yine bir halt anlatamadim. neyse, "herifin turkcesi 10 kusur senede ne hale gelmis" demeyin, millet turkiye'de yasadigi halde plazada calisirken turkce konusmayi tamamen unutup araya ingilizce kelimeler serpistiriyor, oyle daha "presentable" olunuyormus. benim de mazeretim yurtdisinda yasiyor olmam olsun. herkes ugur boral gibi duzgun bir turkceye sahip olacak degil ya. bir entry'de iki ugur boral referansi iyi olmadi, hayranligin suyunu cikartmamak lazim. hoop konu yine dondu dolasti ugur boral'a geldi. tamam tamam entry'i bitiriyorum.

devamını okuyayım »