dilefgar

  • 95
  • 70
  • 25
  • 0
  • evvelsi gün

barış manço

"yaz dostum, kimse göçmez bu dünyadan mal ile"

modern zaman dervişi barış manço böyle haykırmıştı, 80’li yılların başında bir yılbaşı gecesinde trt ekranlarından. barış manço, biz, 90’lı yıllarda çocukluğu yaşamış olanlara, hep 10 puan verdi. biz ise onu bu jesti karşılığında kategorize bile etmedik. sadece zihnimizde onu anımsatacak sıfatını belirlemeye gayret ettik. o, kimisi için barış abi idi, kimisi için çelebi, kimisi için de modern zaman dervişi idi.

barış manço’nun şarkılarını yazarken beslendiği kaynak ile yunus emre’nin ya da karacaoğlan’ın şiirlerini yazarken beslendiği kaynak birbirinden farklı olmasa gerek.
karacaoğlan:
“ben güzele güzel demem,
güzel benim olmayınca” derken,
barış manço ise
“yaz dostum, güzel sevmeyene adam denir mi?” der ve “ben karacaoğlan’dan gayrı değilim” diye haykırır bizlere.
karacaoğlan
“fani karac'oğlan, fani,
veren alır tatlı canı.” derken,
barış manço da
“unutma ki dünya fani,
veren allah alır canı” der..

bunlarla bitiyor mu? elbette bitmiyor. kurtalan ekspres’in üyelerinden biri –adını hatırlayamadım, kusurum affola- barış manço için; “gittiğimiz her ilde, her beldede hep halk ile iç içe olup onlardan beslenmeye çalışırdı” der. barış manço’nun yazdığı şarkıların sonundan adını çıkarıp “anonim” yazsak, eminim o şarkıyı dinleyen herkes bunun bir halk türküsü olduğunda hemfikir olacaktır.

âşıklık geleneğinin bir örneği olan son dörtlükte mahlasını kullanıp kendisine gönderme yapma âdetini de şarkılarında yaşatmıştır barış manço. halil ibrahim sofrası, sarı çizmeli mehmet ağa, nane limon kabuğu vb. şarkılarında bunların örnekleri gayet net görülmektedir. yeri gelmişken ifade edelim: hiçbir ilaç prospektüsü, nane limon kabuğu şarkısı kadar anlaşılır olmamıştır, olmayacaktır da..

sadece halktan beslenen bir adam değildi barış manço. zira onun için “modern zaman dervişi” derken, hiçbir suretle mübalağaya ya da aşırıya kaçmıyorum. modern kelimesi, muhteviyatı açısından her ne kadar mabaddan uydurulmuş bir sözcük/kavram olsa da fakirleştirilmiş dilimizde ve köreltilmiş zihnimizde onu karşılayacak bir kelime bulamadığımızdan “modern” diye ifade etmek durumunda kalıyoruz. zira her dönem, kendisinden önceki döneme göre “modern” diye yutturulmaktadır.

asıl meseleye dönecek olursak; başta da dediğimiz üzere barış manço, mânânın maddeye galip geleceğini her defasında haykırmayı ilke edinmiş biriydi. mânâ iklimimizin yetiştirdiği en büyük çınarlardan yunus emre ile aynı pınardan su içtiği, aynı gözeden yıkandığı o kadar aşikar ki..
yunus emre;
bir ben vardır bende, benden içeru” derken;
barış manço, o kaynaktan kana kana içtiğini haykırır ve “innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” ayetini tefsir eder adeta benden öte benden ziyade şarkısında:

“sabret gönül sabret, sakın isyan etme.
bir gün elbet bitecek bu çile, isyan etme.
dört kitaptan başlayalım istersen gel söze.
orda öyle bir isim var ki; kuldan öte, kuldan ziyade
o'nu düşün, o'na sığın; o, senden öte benden ziyade
bir ben var ki benim içimde, benden öte benden ziyade
bir sen var ki senin içinde, senden öte senden ziyade..”

devamını okuyayım »