disi kartal

  • 1242
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 ay önce

ekşi itiraf

onunla ilgili çok şey öğrendim. aşka sığınarak, sadece aşkın arkasına saklanarak meşrulaştırabildiğimiz ilişkim bir anda elimde un ufak oldu, tuz buz oldu, parça parça oldu. kanattı ellerimi.

üç sene. şimdi anlatsam yine güzel kelimelerle başlarım çünkü bir insan ne kadar olabiliyorsa o kadar aptal ve kandırılmaya müsaitim.

baba olmadığından mıdır, yalnızlıktan mı yoksa gerçekten sadece yaradılış mı bilmiyorum; insanlara hep güveniyorum.

o benim hayatta en çok güvendiğim ve en yücelttiğim kişi idi. böyle kutsal bir şeymiş gibi el üzerinde tuttum hep. o ne yaptı bilmiyorum, hatırlamıyorum. inan dışarıdan baktığımda tek kişi yaşamışım gibi geliyor.

her şeyi doğru yapıyorsun bazen, her şey de güzel gidiyor ama her şeyi beraber yaptığın kişi doğru olmuyor bir tek. küçük bir ayrıntı gibi.

şimdi öğreniyorum arkasından konuşulanları. öyle aşıkmışımki kimseyi konuşturmamışım hakkında. başka bir kadına nasıl gittiğini dinliyorum benden sonra. ben varken neler yaptığını da öğreniyorum.
meğer benim beyaz atlı prens sandığım arkadaş, gelene geçene veren bir tipmiş. ben de öyle saf aşığım ki, benden başkasına bakamaz diye geziyorum.

hani nefesin kesilir ya ağlamaktan, öyle ağlıyorum işte. öksüre öksüre ağlıyorum. gözümden yaş akmıyor bazen. o denli ağır geçmiş. içersen rahatlarsın, ağlarsan rahatlarsın, konuşursan rahatlarsın... hiçbiri rahatlatmıyor. sadece hafızamdan silmek istiyorum onu. güzel anıları dahil. son üç senemi sıfırlayabilmek istiyorum. beni aldattığı tüm kadınları, düşündüğü kadınları, hepsini silmek istiyorum. kendini de silmek istiyorum.

bir tek hayatında kalan insanlara acıyorum şimdi. ben kendimi kurtardım bir şekilde. işimden oluyordum, istifayı verecektim onlardan falan yırttım en azından. on kilo verdim, hala yaralarım duruyor ama geçerler inancım tam. geçmese de umrumda değil zaten. adım çıktı ondan dolayı, hatalı bir ilişki sonuçta. bu da kötü oldu. sokaklara adını falan yazdım, onlar da kötü oldu. kamu malına zarar diye alıyorlardı bir keresinde de. bir keresinde duvarlarda beni gördüğünü söylüyordu, inandım.

ben ona hep inandım. her yalanına inandım.
üç sene.

artık beni takip etmiyor, yazdıklarımı okumuyor. bunun rahatlığıyla belki bu gece dökülebildim. o kırılmasın diye dünyayı yakardım ben ya. hiçkimse hiçbir şey onun bir saç telinden kıymetli değildi.

nasıl bir yükün altındayım anlatamıyorum. bir resim yapıyordum. mavi bir ev vardı resimde. kenarlarını pembe yapmıştım. çünkü bu benim hayalim, renkleri ben seçebilirdim. kapısında beyaz taşlar vardı, yabancı filmlerdeki gibi bir ev. apartman değil. resmi tamamladığımda kavuşuruz diyordum. elim yüzüm boya içindeydi, kan içinde kaldı. adam benim hayalimdeki eve başka kadınları attı resmen. ellerim kan içinde kaldı, bacaklarımdan kanlar aktı. benim bebeğim öldü, benim hayal prensim, ilah olarak adlandırdığım adam başka kadınları hayal etti. benim masal prensimin arkasından "yavşağın teki" dediler ve ben onları susturamadım. daha önce ona laf eden bir kadına gazete fırlatmıştım toplantıda. ama bu kez bir şey yapamadım. çünkü herkes haklı bu kez, ben kaybettim. bu kez yenildiğimi kabul etmem lazım. bu kez üç senedir dünyanın en salak kadını olduğumu kabul etmem lazım.

bu kez aşk sandığım şeyin onun için oyun olduğunu görmem lazım. yalandan koklamış, yalandan saklamış ona verdiğin şeyleri. yalandan bir hayalet uydurmuş kendine. yanından hiç ayrılmadığını söylerdi sarı hayaletimin. son konuşmamızda "amına koduğumun hayaleti" dedi ona. benim hayaletimin yatağına başka bir kadın aldı bu adam ya. ya ne hayaleti be kızım adam bunda da kandırdı işte. adam hep kandırdı. adam senin tanımadığın diğer adamlar gibiydi işte. tanışmaya değer bulmadığın adamlar gibiydi.

herkese veren adamlar gibiydi, kolay elde edilirdi. çok kolay oldu ama. şu hayatta hiçkimse hiçbir şeyi elimden alamadı çünkü bir şeyi istersem onun sahibi hep ben olurdum. ilk kez birileri benim olan bir şeyden yararlandı. daha doğrusu ben benim sanmıştım falan.

ya bu nasıl bir yazı oldu her şeyi ben sanmışım.

iki sene önce birkaç yazışma sonrası otel odasında başlayan ilişkimiz, "büyük aşkımız", herkesi karşımıza almak zorunda kaldığımız aşkımız*, onun herkesle aynı olduğunu öğrenmemle bitmiş oldu.

bir gün bitse bile hep beni seveceğine yemin etmişti. "seni ne zaman görsem yine aşık olurum ben sarım" demişti. "ne vakit aklıma gelsen hep aşık olurum. senden başka bir kadın tanımadım ben. bir gün umarım senden önce ölürüm, son nefesimde de senin adını sayıklayacağım bunu bil" demişti.

15 mayıs günü... doğdugum gün, yani dün benim için son nefesini vermiş oldun. adımı sayıklamıyordun. başkalarının dudağına değen dudaklarınla beni sayıklama da zaten. yanlış ilişkiler yaşadım ama yavşakların dilinde meze olmadım daha. benimle yaşadığın bütün anıları sil, hayaletimi öldür; bana seni soran olursa tanımazdan gelirim. yoluna çıkmayı geç, karşılaşma olasılığı bile varsa şehrinden geçmem. dilerim bir daha adını duymam. nefret bana göre bir duygu değil. ve sana karşı bunu beslemek bile benim için çok büyük bir his. sen ona da değmiyorsun.

devamını okuyayım »