dorduncu boyuttan biri

  • 51
  • 6
  • 2
  • 0
  • dün

ekşi itiraf

bugün de beceremedim ölmeyi. hak etmediğim halde yaşadım.
kahve yaptım, yemek yedim, dizi izledim, annemle sohbet ettim, güldüm hatta. her şey normalmiş gibi davrandım.

26 yaşındayım. bir zamanlar 26 yaşındaki insanın işe başlamış, aşk yaşamış ve hayatını kurmuş olacağını düşünürdüm. o zaman 18'dim. ne kadar yükselirsen yüksel, aniden en dibe düşülebileceğini bilmiyordum. her zaman yukarı doğru, ilerleyerek, artarak gider diyordum hayat. öyle olmuyormuş.

18 ile 25 yaş arasını bu denli boş harcadığıma üzülüyorum. en çok geleceğime yatırım yapmam gereken zamanlarda ben, asmalı'daydım, istiklal'deydim. sabah bazen tanımadığım birisinin evinde bazen de avcılar'daki yurdum yerine sarıyer son durakta açardım gözlerimi. iett şoförünün omzumu dürterek beni uyandırışı hala aklımda.
sabahın 6'sında sarıyer'den beşiktaş'a kadar yürüyüşüm de.
çok değişik hayatlar vardı istanbul'da. arabalardan, lüks yalılardan bahsetmiyorum. ben bir hayali, hatta hayatı hayalmiş gibi yaşarken, insanlar benim hayal ettiğim yaşamın içerisinde marketten ekmek alıp sabah koşusuna çıkıyorlardı.

arada kalmışlık. ben hiç köye gitmedim. annemin köy okulunda öğretmenlik yaptığı sene bir kez gitmiştim. onu da tam hatırlamıyorum, ufaktım. ben hiç şehirde de büyümedim. son 9 senem dışında. hep ilçelerdi benim yaşam alanlarım.
ilçede yaşamak nasıldır, bilir misiniz? tuhaftır. anlatılmaz. işte bu durum hayatım boyunca hep benim kara bahtım oldu.

ben istiklal'de pijamayla, eşofmanlarla rahatlıkla dolaşabilen biriyim. ben manhattan'da kalabalık içerisinde yürürken mutlu olabilecek biriyim. ama bekar evime geldiğimde, kuruttuğum biberleri kızartıp yoğurtluyordum.

bazen kolayıma geliyor: "ikizler mi? hım, çift karakterli olurlar onlar ya."
bunun arkasına sığınmak kolayıma geliyor. bu kadar düşüncenin, bu kadar karmaşanın başka türlü bir açıklaması yapılamaz zira. çift karakterlilik, kararsızlık, arada kalmışlık, ilçelilik, aidiyetsizlik...

devamını okuyayım »
11.02.2015 01:13