dreamworld

  • azimli
  • anadolu çocuğu (316)
  • 1042
  • 9
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

30 yaşında bekar kadın

30lu yaşları bekar olarak yaşayan kadınlardan çok, erkekler tarafından anlatılmış kadın. çekilin kenara o zaman. yaşamış, görmüş biri olarak ben size anlatayım;

bizim yetiştiğimiz dönemlerde anneler genellikle 20 yaşına bile gelmeden evlenmiş, peşinden 2-3 çocuk yapmış ev hanımlarıydı. belki bu düzenin evliliklerinde kadınlara yaşattığı sıkıntılara bizzat tanık olduğumdan belki de yapı olarak biraz özgürlüğüme düşkün olduğumdan hayatımın hiçbir döneminde erken evlenmek gibi bir hayalim olmadı. giymek istediğim gelinliği ya da yapmak istediğim düğünü de hiç hayal etmedim. evlilik ile ilgili düşündüğüm tek bir şey olduysa, o da eninde sonunda bir insanla evlilik yoluna gireceksem o kişinin hayat boyu arkadaşlığından da keyif alacağım türden bir insan olmasını istememdi.

bu konuda ilk sınavım 21 yaşındayken karşıma çıktı. beni çok seven, aslında benim de çok sevdiğim erkek arkadaşım evlenmek istedi. henüz gencecik bir üniversite öğrencisiyken, deneyimlemek istediğim bir sürü hayalim varken dayatılan bir "evlenelim ya da ayrılalım" tercihi... "peki ya hayallerim?" dedim. beni anlamadı, yapmak istediklerimi anlamadı, anlayamadı. çok geleneksel yetiştirilmiş bir insandı, hakkını yemeyeyim, efendi bir erkeğin yapması gerekeni yapıp, yıllarca oyalamadan bir sonuca gitmek istedi. ama bana öyle geldi ki evlenirsem annemin ya da tanıdığım tüm o komşu/akraba ablaların ve teyzelerin yolundan gidecektim. önce evlilik, ardından hemen çocuk, sonra yine bir çocuk... oysa ben dünyayı gezmek istiyordum mesela, bir başıma... kabul edemeyeceğimi söyledim ve ayrıldık. hayatımdan çıktığı için hala üzgünüm ama tercihimden hiçbir zaman pişmanlık duymadım.

mezun olunca hayallerimi gerçekleştirmeye başladım birer birer. ilk yaptığım şeylerden biri de, bir süreliğine avrupa'ya gitmek oldu. dünyayı gezemediysem de dünyanın bir ucunda tek başına olmayı deneyimleyebildim. şu yaşıma kadar yaptığım en iyi şeylerden biriydi. eskiden kocaman bir dünyada küçücük insanlar olduğumuzu düşünürdüm, oysa küçücük bir dünyada koca koca bireylermişiz. eskiden hayattan çok korkardım. yakınımda tek bir tanıdık insan olmadığı halde, zor anlarda ayakta kalabildiğimi gördüm. gerçek gücümü fark ettim.

o dönemlerde biriyle tanıştım. ilk görüşte aşk diye bir şeyin gerçek olabileceğine inanmazdım, ama varmış. çok uzak yerlerde yaşamamıza rağmen sevdik birbirimizi. uzun yıllar mesafelere direndik. o da evlenmek istedi. her ne kadar evlilik fikrinden korksam da ben de istedim. yine de hayat hep istediğimiz gibi gitmiyor. şartlar elvermedi, olmadı...

yaralarım iyileşmeye başladı dediğimde tam 30 yaşındaydım. bir gün kızlı, erkekli ve ilişkisi olmayan 8 arkadaş olarak buluştuk. ilginçti çünkü bir yerden sonra daire şeklinde oturup grup terapisi yapan insanlar gibi, neden bekar olduğumuzu uzun uzun tartıştığımız bir konuşma geçti aramızda. o gün anlatılanların önemli bir özeti vardı; kadın veya erkek fark etmez, 30lu yaşlarda bekar olan insanların -genellikle- ardında bıraktığı ya da bırakmaya çalıştığı kalp kırıklıkları var, asıl sebep bu.

30lu yaşlarda bekar olmak... hem çok güzel hem çok can yakıcı. güzel, çünkü hayatınızın aslında en güzel çağındasınız. can yakıcı, çünkü toplumsal dayatmalar bir yana, ilişkilerde karşı cinsin önyargıları ile de karşı karşıyasınız artık. çevrenizdeki insanların pek çoğu çoktan aşka inancını kaybetmiş ve şüpheci.

bazı kadınlar, kendilerine önyargılar ile saldıranlara karşılık olarak güçlü kadın maskesinin altına sığınıyor. peki kadın ya da erkek, kaç kişi, hangi kalp kırıklığının ardından sonraki ilişkilerinde evlenmemeyi seçtiğini açıklar ki zaten? bu durum o kişilerin kimseyle ilişki yaşamadığını da göstermiyor ayrıca. kısacası burada pek çok kişinin yazdığı gibi "evde kaldığı için" ağlayan, üzülen insan çok nadirdir. herkes hayatının eksik yönlerini bir şekilde dolduruyor, evli olmamak bir eksiklikse tabii.

bir de evlenmemiş olmak güzel olmadığınız için değil, şartlar öyle getirdiği içindir asıl. ben hobbit boyundayken ve ortalama bir türk kızı fiziğindeyken, daha önce başka entrylerimde de bahsettiğim kazalar sebebiyle badenimde, bacaklarımda gayet de görünür noktalarda bir sürü izle oldukça yakışıklı erkeklerden evlenme teklifi almışken, evlenmemiş olmayı yeterince beğenilmemeye asla bağlamam.

öte yandan evlenmiş ama mutsuz yaşayan da o kadar çok kadın var ki... bazıları için belki bekar olmak çok daha iyi.

***

edit: geceden beri pek çok kişiden dönüş aldım. genel bir cevap vermek gerekirse;

- bazıları aklımın yaşanılamayanlarda kaldığını söylemiş. açıkçası bu kişilerin yazımdan böyle bir anlam çıkarılmasını sadece üstünkörü okunmuş olmalarına bağlıyorum. tam tersine tercihlerimin arkasında olduğumu söyledim. kötü ayrılıklar yaşamak da aklınızın hala onlarda kalması demek değildir. sadece canınızı yakan, sizi üzen ve bu arada hayatınızdan yıllarınızı götüren bir süreç yaşamışsınız demektir. yine de bizi biz yapan yaşadıklarımız. hiçbirinden pişman değilim, gözüm arkada da değil.

- yaşanan hayal kırıklıklarından hala mutsuz olduğumu düşünenler olmuş. mutsuz değilim. hayat bize sürprizler yapsa da çoğunlukla hepimiz tercihlerimizi yaşıyoruz. ben de tercihimi yaşıyorum. hala daha ilişkilerimde hayal kırıklıkları yaşıyorum tabii ama hayat da böyle değil mi? düşe kalka ilerliyoruz, yaşadıklarımızdan öğrene öğrene.

- çocuk sahibi olmak için evlenmekten bahsedenler var bir de. çoğu insan kendi çocuğunu kucağına almak ister, bende isterim. çok genç evlenip de çocuk sahibi olamayan da bir sürü insan görüyorum. öte yandan, biyolojik ailesi tarafından terk edilmiş o kadar çocuk var ki. hiç evlat edinmeyi düşündünüz mü? ben düşündüm. hatta gerçekten hazır hissettiğim bir zaman diliminde, kendi çocuğum olsa bile evlat edinmeyi düşünüyorum.

- entry & nick uyumu demiş bazıları da. tabii öyle çünkü bu nicki aldığım dönemler zaten hayallerimin peşinde koşturmayı seçtiğim dönemlerdi. gerçekleştirmek istediği pek çok hayali olan bir insan için çok normaldi yani. nickimizi değiştiremiyoruz ama değiştirme fırsatım olsa da değiştirmezdim sanırım. yapmak istediklerimi ve istediklerimin ne kadarını başarabildiğimi hatırlama adına seviyorum bu nicki.

***

devamını okuyayım »
28.03.2018 02:48