dur

  • mülayim ama sempatik (539)
  • 542
  • 4
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

iç güvenlik paketi

öncelikle bir kere daha ve samimiyetle (bkz: iç güvenlik paketinden daha önemli konu olmaması).

doğrudur, ön emsalini mit yasa tasarısı'nda gördük. doğrudur, akil akademiklerin bırakın göygöyü, zikecekler sizi/bizi uyarılarını anlamadık, ya da anlayıp eylem üretemedik.

üretemedik de, bu hikayenin de artık bir çeşit goygoya dönüştüğünün farkında mıyız acaba?? türkçe'nin ıssız adamı gibi bir kelime olan goygoy'un elinden tutup kaldırdınız, doğrudur da - (bkz: goygoy kelimesini türkçeye kazandıran yazar)- kendiniz de artık "biz size söyledik, anlatamadık" martavalını goygoya çevirdiniz hocam be, ha?

neden? akp'nin bu kadar umarsızca, hiçbir sınır tanımaksızın kendisi için gerekli ve karlı olan ne ise onu yaptığı bir düzen nasıl oluştu acaba? eğer buradaki cevabınız "siz geziciler çok merdiven boyadınız, hep goygoy bunlar" ise, mutluluklar dilerim. ne var ki, biraz demode bir kavram da olsa, siyasal kültürün etikisini gözden kaçırmaktasınız bayım. şu ülkede "devlet alanı çok genişledi, kişisel özgürlükler tehlike altında, polisin elinde çok geniş yetkiler var" gibi basit ve yüzeysel cümlelerle dile getirilebilecek bir özgürlük söylemi bile marjinal bir konumda kalıyor artık, farkında değil miyiz acaba?

siyasal partiler ellerinde tuttukları tabanı dönüştürme gücüne sahip organlardır. akp gibi toplumsal meşruiyeti özellikle 2007-2009 arasında tavan yapmış bir parti ise bu işlevi çok çok iyi kullandı işte. adamlar zaten muhafazakar eğilimleri olan bu toplumu, "ekonomik istikrar" şemsiyesini kullanarak git gide kalitesiz ve lümpen bir muhafazakarlıkla donattı. hem de yalnızca kendi elindeki %45-50'yi değil, toplumun genel dinamiklerini bu doğrultuda inşa etti. ulan, bal gibi laiklik ilkesine aykırı bir şekilde peygamberin hayatı ders olarak koyuldu bu ülkede. hadi yiyorsa, bir tane siyasetçi bu yanlıştır desin bakalım ne oluyor. adamın elinde öyle bir toplumsal söylem hamuru var ki, kulağından tutar siker atar seni. ve bunun kaynağı toplumdan gelmekte. "bunlar peygamber'in hayatının öğretilmesine bile karşı" dediği anda bu toplumun çok büyük bir kısmında "acaba bu dersin koyulması demokratik toplum düzenine uygun mudur" gibi bir soru bile kalmıyor.

ulan bu ülkede anayasa askıya alındı resmen. gözümüzün içine baka baka, yargı yetkisi kullandı yürütme. yırtındı millet böyle saçma sapan şey mi olur diye. cevap ne oldu? 17-25 aralık darbe girişimi, paralel devlet, faiz lobisi, telekinezi zümresi, yahudi dölleri.. bitti! bitti işte. ister merdiven boya, ister dünyanın en rasyonel mantığını yürüt, ister goygoy yap, ister neden-sonuç ilişkisi içerisinde dert anlat. hiçbir gücün yok ulan. sikip atmışlar her türlü toplumsal refleks geliştirme mekanizmamızı. kendi içimizde, kendi kendimize yırtınıp, buranın ne kadar yaşanmaz bir yer haline geldiğini söylüyoruz!

var ya hani, oy verme davranışı üzerinde en önemli etkiye sahip faktör ekonomi diye bir söylem. ben artık bunun böyle olduğunu düşünmüyorum. bu toplumun belli kodları var. bunlar ister özden gelen özellikler olsun, ister süreç içerisinde inşa edilmiş özellikler olarak al. muhafazakarlık bu toplumun çok çok büyük bir kısmının özelliği. hem de öyle avrupa sağını tanımlamak için kullanılan muhafazarlık gibi seküler bir muhafazakarlık değil. hem dini, hem ırkçı/milliyetçi sosa batırılmış ve tamamen pragmatik sütunlar üzerinde yükselen kalitesiz bir muhafazarklık bu.

bu adamların kurduğu toplumsal hegemonya, siyasal alandaki terminolojiyi inşa etme gücü sağlıyor kendilerine. istediğimiz kadar inanmayalım, dalga geçelim, onların kavramları ile tartışıyoruz her meseleyi. iç güvenlik paketinin geçmesine karşı çıkarken "bonzaici" olmadığımızı kanıtlamak durumundayız. gezi'de tamamen sivil ve çoğulcu kaygılarla oradayken de faizle falan işimiz olmadığını kanıtlamaya çalışıyorduk. ulan ağzımızı yüzümüzü dağıttılar, oramızdan buramızdan gaz kapsülleri ile vurulduk, camide içki içmediğimizi kanıtlamaya çalışırken bulduk kendimizi. kürtaj haktır dediğin zaman, "hayırdır çok kürtaj yaptırdın heralde" diyen belediye başkanı var lan bu ülkede. ve söylemeye çalıştığım şu: bunların toplumsal karşılığı var mına koduğumun ülkesinde. anayasasında tarafsız olduğu belirtilen cumhurbaşkanı 400 milletvekili istiyorum diyor lan! 500 verin anasını satayım.

iç güvenlik paketi görüşülüyor, maddeleri geçmeye başladı, çok büyük bir sürpriz olmazsa da firesiz geçecek. burası biraz daha yaşanmaz bir yer haline gelecek. ama bırakın artık "siz çok goygoy yaptınız ondan böyle oldu" hikayesini. bizim elimizdeki araçlar ile onların ellerindeki araçların orantısızlığını görmüyor musunuz.. ülkenin %5'inin bile takip ettiğinden şüphe duyduğum sanal kurtarılmış bölgelerde yırtıyoruz kendimizi. adamların elinde toplum var abicim toplum! bak medya falan demiyorum, direkt toplum! görmedi mi sanıyorsunuz bu insanlar sizin sürekli olarak altını çizdiğiniz şeyleri. akp'nin sine-i %50 siyaseti diye kavramsallaştırdığımız şeyleri bu ülkenin kaygılı sıradanları zaten sokaklarda konuşuyor, gezi parkı'nda da konuşuldu, kuğulu'da da, gündoğdu'da da vs. ama gramsci reyiz'in toplumsal hegemonya dediği güç, kudretsiz kıldı hepimizi. ondandır kendimizden ümidi kesip, onların birbirine düşmesini beklememiz..

devamını okuyayım »
27.02.2015 01:33