el empleoo

  • 32
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

özgecan aslan

bu sabah serviste makyaj yaparken yanımızdan geçen bir başka servisin şoförünün bana bakıp sırıtmasıyla aklıma geldin. şu an türkiye'deki kadınların çoğunun psikolojisinin özeti budur herhalde.

adamın iğrenç sırıtışıyla istem dışı elimdeki aynayı hemen indirdim ve başımı çevirip önüme baktım. 80'lerde bu ülkede doğan her kıza öğretildiği gibi. ön koltuğun arkasına yapıştırılmış halı yıkama reklamını inceleyip bir yandan da gözümün ucuyla adamın gidip gitmediğini kontrol ederken aklımdaydın özgecan, kardeşim.

yaşadığın korkuyu hayal edebilme cesaretini gösterdim. yüreğim sıkıştı, devam edemedim. sonra camı açıp bağırmak istedim. daha her şey bu kadar tazeyken be allahın belası! nereden alıyosun bu cesareti! "paşam" diye mi yetiştirdi seni de annen? kız kardeşin yemeğini önüne mi koydu hep? baban "elinin kiri" mi dedi anlattıklarına, aynı senin yüzündeki bu pis sırıtışla. o pis bakış babandan mı miras sana?

yoksa hiçbiri değil, bu toplumun kokuşmuş gelenekleri mi seni bu hale getirdi? ya da teksas kanunlarının işlediği bu memleket mi?

ortam çok müsait değil mi? bu ülkede doğuştan "insan" olmayanlar için, ortam gerçekten çok müsait.

ben o aynayı indirip de önüme baktım ya, sonra düşününce çok gururuma dokundu bu. aklıma 21 yaşındayken o kalabalığın ortasında peşime takılan adam geldi. korkup sığındığım, durumu anlattığım giyim mağazasının sahibi adamın "tanıyo musun?" diye imalı soruşu geldi aklıma. gözlerimin doluşu ama korkudan dışarı çıkamayışım geldi.

telefonla haber verdiğim annemin kış günü ayağında terliklerle dükkana dalışı, bana sarılışı, dışarı çıkıp her gördüğü adam için "o mu bu it, söyle bak korkma kızım, bu mu?" diye soruşu geldi.

yüreğim daraldı. yetmedi o gün için suçu ilk kendimde arayışım geldi. eve vardığımızda aynanın karşısına geçip altımdaki siyah kot pantolonum, üstümdeki lacivert yağmurluğuma bakışım, "bu kadar dikkat çekici giyinmememe rağmen neden peşime takıldı bu adam?" diye kendimi sorgulayışım geldi.

sonra çok sevdiğim yeşil askılı tişörtümü, kurtarılmış bölge saydığımız semtlerden uzaklaşıp da eve doğru yaklaşırken, yaz sıcağında hırkayla örtme girişimim aklıma geldi. erkekler bilmez, 2000'lerin başında askılı giyince yanımıza mutlaka ince bir hırka alıp semtine göre koruma altına alırdık biz kendimizi.

bizim giyim alışverişlerimiz de "tatil yazı için" ve "istanbul yazı için" diye ikiye ayrılır. onu da bilmezler. "güzel ama bu istanbul'da giyilmez, anca tatilde giyilir, iki gün için boşuna para vermeyeyim şimdi" diyen bir erkek hayal edebiliyor musunuz?

şu yaşıma kadar çok daha beterini ve fazlasını yaşamama rağmen, bir pis sırıtış böyle dağıttı beni. etrafımdakileri, kendimi sorgulamam bitmek bilmedi. kokuşmuşluk midemi bulandırdı.

sonuç? yine aynı durumda aynayı indirip önüme bakıcak mıyım? belki. hemen değişmeyecek bu refleks. iliklerimize işlemiş çünkü. ama yavaş yavaş da olsa, değişecek. belki bir sonrakinde camı açıp ağzının payını veririm. belki, bunu yapan bir kadın gördüğümde onunla beraber avazım çıktığı kadar ben de bağırırım.

çünkü artık aynaya baktığımız için, askılı giydiğimiz için kendimizi sorgulamamamız gerektiğini çok iyi biliyoruz biz.

siz de öğreneceksiniz.

bazı moronların, odunların, yüzünde pis bir sırıtış, elleri pantolonlarının ağında, akılları bi yerde itlerin rahatı çok kaçacak bundan sonra. yontulacaksınız, kaçışınız yok.

devamını okuyayım »
24.02.2015 12:07