el pacho

  • 65
  • 28
  • 3
  • 0
  • evvelsi gün

scottish fold

ön edit: başlıkta bir çok arkadaş yine her şeyi bilen ekşi tayfası olarak "bu kediler acı çekiyüüür zevkleriniz için kedilere acı çektirip sahipleniyorsunuz." falan yazmışlar. bu konu hakkında ki herkesin saçma sapan sabah ve habertürk gibi sitelerden bildiği hatayı düzelteyim. scottish fold ırkı yapma, yapay, laboratuvar kedisi falan değildir. ve bu ırkın tamamı bahsedilen kıkırdak acısı, ağrısı ve benzeri rahatsızlıkları yaşamaz. scottish'ler şöyle dünyaya gelirler 1 adet scottish ve 1 adet british kedinin çiftleşmesiyle veya iki adet scottish kedinin çiftleşmesiyle.

1. örnekteki british scottish çiftleşmesinden doğan scottish yavrularının hiç bir şekilde en ufak bir rahatsızlığı olmaz. ne eklem ne kıkırdak ne ağrı ne acı normal kedi olurlar.

2. örnekteki scottish scottish çiftleşmesinden doğan yavrular ise oran olarak sayı vereceğim 10 yavru doğuyorsa bunların 7-8'i anne karnında zaten ölür 1-2 tanesi eklem ve kıkırdak hastalığıyla doğar bu da aslında kıkırdak doku oluşamamasından dolayı eklemlerin kemiksi yapıda olup sürtünürken çok ağrı oluşturmasıdır. çok çok düşük ihtimalle 1 tanesi de sağlıklı doğar.

ama merak etmeyin ki scottish fold sahipleri zaten bunu bildiğinden kedilerini asla ama asla başka bir scottish ile çiftleştirmezler. çiftleştirmek için kedi arayan scottish sahipleri hep british kedi ararlar buradan da anlayabilirsiniz sayın her boku bilen tayfa. o yüzden bu ağrılı acılı hayvanları gerçek hayatta görmeniz çok düşüktür. lütfen artık şu mecrada her boku biliyormuş gibi konuşup ahkam kesmeyi bırakın.

bu tarz hayvanların paralı sahiplendirilmesinden yanayım. 2 senedir scottish fold sahibiyim deneyimlerimi aktarayım. öncelikle bu tür çok sevimli ve sakin olduğundan kendisini gören herkes tarafından sahiplenilmek isteniyor. diğer türlerde evi dağıtır mı tüy döker mi gibi şeyler düşünülürken bu türde hiç düşünülmüyor neredeyse. ama aslında hepsi aynı, hepsi can ve hepsi apayrı bir sorumluluk.

şu zamana kadar ne bir yavruyu sattım ne de satın aldım. 4-5 ay önce kedimin yavruları doğdu. erkek kedi sahibiyim bu arada. bilindik bir şey vardır bu doğumlarda 3 yavrunun biri erkek tarafında kalır. bizim 5 yavrumuz oldu. ben 1 tane bile almak istemedim fakat o kadar çok kişi yavruya talip oldu ki dedim 1 tanesini alayım. neredeyse 1 yıldır sürekli isteyen en az 7-8 kili birikmişti, her instagram story’de gördüklerinde yavrusu benim olacak dimi dimi diye yazıyorlardı. ben de kafamda bir sıralama belirledim ve bunu isteyen herkese açıkça söyledim.

kedisi kanser bi’ arkadaşım vardı. onu en baş sıraya alarak diğer kişilerin sorumluluk ve zekalarını da düşünerek yavruyu vermek için hem de oluşacak sahiplenememe sıkıntılarından dolayı sıra oluşturdum.

yavru sütten kesildi ve bana geldi. ben ilk kişiye yazdım. 3 güne sana dönücem 5 güne sana dönücemle 15 gün geçti. hem yavru bana ve evime alışıyor (ki bu psikolojisi için bence hoş olmayan bir durum) hem de öğrenci olduğum için bana maliyetli geliyordu. 15 günün sonunda yok biz alamicaz dendi ve ortada kaldım. bu arada bu listedeki herkes benim bu kediyi onlar istediği için aldığımı biliyor. illa ki verilir diye almadım bir kediyi hiç bir çıkarımda yok. tek çıkarım iyi bir yere gittiğini bilmek olur.

ikinci sıradaki kişiye yazdım ve kedinin alınacağı güne saate yere kadar konuştuk 5 gün geçti kediyi vereceğim günden 1 gün önce yok annem şöyle dedi yok babam şöyle dedi diyip ben yine oratada bırakıldım.

üçüncü kişi ev arkadaşımın alerjisi var dedi.

dördüncü kişi tam 6 defa alacağım yok ben yapamam evde sorun olur diye karar değiştirdi ki ilk yok dedikten sonra zaten istese de vermeyecektim.

beşinci kişi kedinin renginden dolayı istemediğini söyledi. ( bakın ben tartıp, düşünüp bu sırayı oluşturdum. önüne gelene verecek olsam yapacağım sıra 30 kişi olurdu. resmen olay ciddileşince herkes saçma bir yerden kıvırmaya başladı. ) bu sıra da da kedi 50 gün boyunca hala benimle kalmaya büyümeye bana alışmaya eve alışmaya devam ediyor.

neyse en son hiç sırada bile olmayan bi arkadaşıma dert yanarken o almak istedi ve aldı. şu an ikiside çok mutlu bir şekilde yaşıyorlar. ( her hangi bir ücret hiç bir şey talep etmedim bu arada )

lafı nereye getiriyorum. şuraya getiriyorum. bu süreçte insanlar “ay yerim, benim olsun.” demelerinin tamamen boşa olduğunu. sanki çocuğu gibi bakacakmış gibi görünen kişilerin tamamın umrunda olmadığını gördüm. bu olay tabii ki insanda bitiyor fakat eğer son kişiye de vermesem yavruyu ya benimle kalacaktı artık yada satacaktım. insanlara “bedavadan(ne kadar kaba dursada evet bedavadan çünkü zaten insanları çoğu artık bunu mal, eşya gibi görüyor)” verince hiç bir kıymeti olmuyor. eğer o baştakilerden biri bi anlık tesadüfi olaya denk gelip alsalardı ya bana geri göndermişlerdi ya utançlarından biraz daha bakmaya devam edip başkasına vermeye yada sokağa bırakmış olacaklardı.

o yüzden demem o ki (yani benim kafamda geliştirdiğim senaryo) eğer para verirse kıymette bilir, atacak olsa bile belki 1-2 ay atmasını geciktirir ve o 1-2 ayda da atamayacak kadar bağlanır veya huylarını alışır. kafamda kurduğum matematikle en iyi senaryo bu görünüyor. tabii ki, güvenle tanıdık bir yüze sahiplendiremedikten sonra.

ama şöyle diyenleriniz de olacaktır, atacak olan her şekilde atar vb. evet bende öyle düşünüyorum ama dediğim gibi bu süreçte yaşadığım gördüğüm tecrübe ettiğim sonuçlara göre bunu daha iyi senaryo olarak gördüm.

bi daha olsa satar mıyım? satmam, satmadan güvenli, sevileceğinene şüphe etmeyeceğim bir yer bulana kadar didinirim. ama bir daha yavru payı asla almam zaten.

çok uzun oldu sanırım. hepinizi öpüyorum. telefondan yazdım, imla hataları için şimdiden özür diler elimden geldiğince sonra düzeltmeye çalışırım.

devamını okuyayım »