eldrun

  • aklıselim (562)
  • 960
  • 14
  • 2
  • 0
  • evvelsi gün

mavi rengin modern zamana değin görülemediği savı

son bir haftadır ortada dolanan ve bilimsel açıdan ciddi derecede hatalı olan bir düşünce. fakat ilginç bilgiler üstüne bir de bilimsel jargon içeriyorlarsa birden internette popülerleşiyorlar, kabul görmeye başlıyorlar. sahte-bilimlerin de doğasında var bu.

bu köhnemiş fikir 100-150 yıl önce ortaya çıkıyor ve antik yazılarda mavi diye geçmemesi olayına diyorlar ki insanlar antik dönemde uzun dalgaboylarını görebiliyorlardı, zamanla kısa dalgaboyunu da görmeye başladılar, evrimleştiler. bunu ortaya atan dilbilimci ve filozofları geçtim, bilim insanları bile gözdeki renk konileriden ve renkli görmenin evrimleşmesinden bir haberler. biyolojinin emekleme döneminde olduğu sırada ortaya atılan bu düşünce günümüzde bilimsel açıdan değersiz, tartışabilirliği falan olmayan bir şey.

2000 yıl önceye kadar maviyi göremeyen insanlık birbirinden çok ayrı coğrafyalarda yaşamasına rağmen birden bire maviyi görmeye doğru evrimleşemez. bunu söyleyenlerin evrim konusunda ciddi sıkıntıları var demektir. gözümüzdeki mavi koniler insanlar afrikadan dağılmadan önceye dayanmakta. biyolojik olarak gözümüzde onbinlerce yıldır maviyi gösteren koni var.

mavi'nin diğer renklere göre daha erken tarihlenmesinin, yani mavi eşyalar görmeye başlamamızın nedeni sentetik bir şekilde mavi üretmenin çok daha zor olmasından kaynaklanıyor. fakat bu olay antik yunan'dan ve roma'dan çok daha önceki zamanlara dayanmakta.

kahve olmadan önce kahverengi ne renkti sorusu komik olduğu kadar konu ile de gayet ilintili. çivit mavisi diye bildiğimiz indigo rengi hindistandaki bir bitkiden (ındigofera tinctoria) elde edilmekte ve bu boyayı ithal eden antik yunan bu renge hindistandan gelen anlamında olan indikon adını vermiş. latince'ye indicum diye geçmiş...

benzer şekilde, gökyüzü ve gök mavisi antik yunanda aer olarak geçmekte. bir kelimenin birden fazla anlamı olabileceğini dilbilgisi dersinden hatırlamamız lazım diye düşünüyorum.

kültürlerin renk tanımlarının farklı olması o dalga boyunu göremedikleri anlamına gelmez. kabul ettikleri ana renkler ve yaptıkları renk sınıflandırması her kültürde aynı olacak diye bir kaide yok. turuncu kırmızının içine dahil olabilir veya kırmızıya çok önem veriliyorsa bizim kırmızının farklı tonları olarak sınıflandırdığımız renklerin bazıları onlar için ana renkler olabilir. mesela biz gökkuşağını 6 veya bazen 7 renk ile belirtiyoruz fakat içine fuşya'yı, şampanya'yı, leylak'ı, lavanta'yı katmıyoruz.

hatta daha da ilginci güney amerikadaki bazı kabilelerde renklere özel kelime verilmemiş mesela. kırmızı nesnelerin rengi için için kan rengi demekteler. diğer renkler de benzer şekilde etrafta gördükleri ve o renkte olan dominant nesnenin adı olmakta. bu kabile hiçbir renge özel bir ad vermediği için o insanların renkleri göremediklerini söyleyebilir miyiz? hayatı daha somut şeylere bağlı olan bir kültürün dili de bu şekilde somutlaştırmalara dayalı olacaktır. eşyalar arasında kurulan ilişkiler ve sınıflandırmalar da benzer temele dayanır.

aslında modern zamanda soyutlama işlemini sadece ana renklerin bazılarına uyguladığımızı da hatırlatmak gerek. yukarıda dikkat ederseniz fuşya, şampanya, leylak, lavanta gibi renkleri söyledim fakat bunların hepsi cisimlerden özelleşmiş renkler. hatta daha da derine inersek ingilizcedeki yellow daha eski dönemlerde geolwe diye yazılıyor, bu ise ghel köküne kadar iniyor. anlamı ise parıldamak (shine). yani yellow aslında parıldama sözcüğünün özelleşmiş hali. green ise proto-germanic gronja kelimesine ve oradan ghre köküne gidiyor. ghre'nin anlamı ise büyümek. green ile grow aynı kökenden gelmekte, green büyüyen otların renk olarak özelleşmiş kelimesi.

o zaman ingilizce yazıları okurken green ve yellow gördüğümüzde aha ingilizler sarıya parıldamak diyorlar, yeşile ise büyümek diyorlar aslında sarı ve yeşili görmüyorlar mı diyeceğiz? aynen antik yunan yazıtlarında geçen kelimelere yapıldığı gibi...

günümüzde bakacak olursak; antik yunanda mavi boya kullanılıyor, renklerin isimleri var, gözlerinde mavi renk konileri var (eğer olmasaydı kitlesel renk körlüğünün genetik mirası günümüzde çok kolay farkedilirdi) fakat hala ısrarla hayır göremiyorlar beyinleri işleyememiş denecek olursa bu sav bilimsel olarak çürütülemeyecek bir sava dönüşür aynen garajımdaki ejderha veya russell'ın çaydanlığı gibi. bilimsel açıdan çürütülemeyecek şekilde yapılandırılmış şeylere bilimsel bilgi olarak bakamayız.

(bkz: sıradışı iddialar sıradışı deliller gerektirir)

burada renkleri kişilerin farklı tecrube edebileceği, herkesin aynı renkleri aynı şekilde görüp göremeyeceğini tartışmıyorum, yanlış anlaşılmasın. zaten savı ortaya atanlar da bundan bahsetmiyorlar.

mavi'yi mısırlıların üretip kullanmaya başlaması millat önceye dayananıyor. şu linkte görülen mavi figürü mısırlılar milattan önce 700'lerde yapmışlar.

şu vazo ise 3000 yıldan daha eski.

mezopotamya'da m.ö.2900 yıl öncesine tarihlenen mavi kolye

iran'da m.ö. 2.yy'dan kalan mavi kase

roma döneminden (m.ö. 30) bir duvar süsü

çin'de m.ö.200 civarından kalan bir mavi vazo.

devamını okuyayım »
10.03.2015 19:16