eloise vera

  • 1243
  • 0
  • 0
  • 0
  • 8 ay önce

20 yaşında olmak

ne 17 yaşındaki gibi dudaklarını ısırarak, gözünü 20'lerin sonuna dikersin, ne de 18. yaşın gibi liseye veda etmenin buruk-üniversiteye başlamanın heycanlı adımları vardır. üstelik 19 yaşındaki gibi yeni taşındığın şehirde tüm uçları görmek isteyecek ya da yanlış insanlara güvenip, onlar için yaşayacak kadar gözün kara da değildir. 20 yaşında olmak, tam olarak kendine yetmeyi öğrenebilmektir.

geçmez sanıyordum. geçiyormuş. insan, kendini tamamen yıkıp yenisini yapabiliyormuş. ve çok doğru konuşan bir arkadaşımın dediği gibi, bu dirilişin tek nedeni yalnızlıkmış. bazen o kadar yalnız hissederdim ki bu yalnızlığın beni öldüreceğini düşünürdüm. bazen insanların ortasındayken, birden arkamdaki kameraya dönerek "and they seemed bored as hell" demek isterdim. tüm kapıları kapattıktan ve çevremi daha az takip etmeye başladıktan sonra şunu fark ettim: ben kazanıyordum. kendime vakit ayırdıkça, kendimi şımarttıkça, kendimi dinledikçe.. güzel şeyler oluyordu. işlerim yolunda gidiyordu. hayatında yeni insanlara şans verdikçe, her şeyden elini eteğini çektikçe, kulağını eskilere tıkadıkça, iyi bir insan oldukça, iyi şeyler oluyormuş hayatında da. her şey açık ve kolay. ve için artık daha ferahmış. adımların, bundan önceki yaşlarının aksine, ilk defa yere tamamen basıyormuş.

birkaç ay önce kadıköy'de bir zirvedeydim. etrafa bakarken birden şunu fark ettim: aralarında en genç bendim. herkes 20'lerini ortalamış, 30'lara dayanmış. ben ise onların yıllar önce kaybettikleri 20'li yaşların ilk basamağında duruyordum. bu, şans değil de ne? yıllarımı, kendimi kendimden büyük insanlarla karşılaştırmakla harcadım. ve bu noktada en çok kendime haksızlık yapmış oldum. sorun, yaşının büyük olmasında değil. sorun arkadaşlarının sana "ufaklık, minik, çıtır" diye hitap edecek kadar senin küçük olman değil. sorun aslında kendini görmemen. 20 yaşındasın tanrı aşkına, bir daha geri gelmeyecek o öğrencilik yıllarındasın. arkadaşlarınla tatillere çıkıyorsun. görmedik istediğin ülkelere birer birer gidiyorsun. saçını maviye boyayabiliyorsun. bir erkek için atlayıp otobüse, şehirler aşabiliyorsun. lakin her şeyi bilmiyorsun tabi ki. hala öğreniyorsun. hala şaşırabiliyorsun -belki daha az. ama anlıyorsun. anladın. hayatı, geldiği biçimde kabul ediyorsun. briefly, dog days are over. can you hear the horses? because here they come.

devamını okuyayım »
15.07.2011 18:05