emiravci

  • 443
  • 22
  • 3
  • 0
  • 3 gün önce

nofap

tam 4 ay olmuş bugün. koskoca 4 ay. 2-3 yıl ara verip okula geri döndüğüm günün üstünden geçen 120 koca gün. neler olmadı ki bu geçen zamanda. inişler, çıkışlar, yeni dostlar ve hepsinden önemlisi tekrardan birinden hoşlanabileceğimi görmek; yaşadığımı iliklerime kadar hissetmek. tekrar bir insan olduğumun tekrardan bazı şeyleri başarabileceğimin farkına varmak.

harikaydı, umarım önümdeki 4 aylık periyodu da aynı şekilde geçireceğim. derler ya insan inandığında her şeyi başarabiliyor diye bu gerçekten de öyle dostlar. kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin, her şey sizin içinizde bitiyor. çünkü insan içindeki inançla makineler inşa etti, içindeki inançla uzaya gitti. ve içindeki inanç o hale geldi ki, artık onunla tanrıcılık dahi oynayabiliyor. -yuval noah harari - homo deus.

hiçbir bir insan düşündüğünüz kadar basit değildir, her insandan öğrenilecek bir şey vardır; yeni hayatımın temel felsefelerinden biri de bu. fazla kopmadan yazımın temasına döneyim; bilenler bilir, bilmeyenler için de tekrardan açıklayayım. ben geçmişte çok hatalar yapmış, kendisini ve yakınlarını hayal kırıklıklarına uğratmış biriyim. bu yıllarca böyle sürdü ta ki geçtiğimiz yılın nisan ayına kadar; o gün yaşadığım bazı kötü olaylar, benim bazı şeyleri görmeme sebep oldu. travma, facia ya da ne derseniz, insan bunlardan birini yaşamadan bazen kendine gelemiyor. veyahut çıkışa geçmek için en dibe vurmak gerekiyor, bilemedim.

2010 yılında girdiğim okulun henüz daha 2.sınıfındaydım, düşünün yıl 2016. sigara, alkol, porno bağımlılığı ve video oyunları. evet bu lanet şeylerle geçen bir 5-6 sene vardı. 2012’de sigara ve alkol, 2014’te porno ve son olarak da video oyunlarını çıkardım hayatımdan. 2013 yılında çalışmaya başladım; ne iş olursa. aklınıza gelebilecek her işte çalıştım. bir nevi yaptığım hatalar için kendimi cezalandırdım desem daha doğru bile olabilir. 40-42 derece sıcak altında, dize kadar suyun içinde, bata çıka 50 kiloluk bir çuval taşırsanız -umarım taşımazsınız- bu cezanın nasıl bir şey olduğunu anlarsınız diye umuyorum.

evet hayatımı düzene sokmuştum bir nevi, geriye kalan tek ve en önemli şey; geriye kalan hayatımda ne olacaktım? bir amele mi yoksa yarım kalan okulunu bitirecek azimli bir öğrenci mi? ben ikincisini seçtim arkadaşlar. çünkü hayatım boyunca hep zirvede yer almış, football manager tabiriyle “wonderkid” bir öğrenciydim. 5 yaşında okuma yazma öğrenmiş, ilkokula başlamadan çarpım tablosu ezberlemiş bir bebeydim. 9.sınıfa kadar her şey gayet iyiydi de sonra yatılı okuldu, sigaraydı, pornoydu derken iğrenç bir bataklığa sürüklendim. bu üniversiteye kadar devam etti.

üniversite ilk yılındayken amcamın oğlu vefat etti ve hayatıma anksiyete bozukluğuyla birlikte panik ataklar da girdi; film bu kısımdan sonra kopuyor. sosyal fobili, korkak bir insan olmuş çıkmıştım. dolmuşa binemiyor, berbere gidemiyordum. gittiğim yerlerde ataklar yaşıyordum. bu böyle olmaz deyip psikyatriste gittim de gitmez olaydım. 2 yıl boyunca o lanet ilaçları kullandım. o süre zarfında hayattaki en sevdiğim insanlardan birini, en yakın arkadaşım, can dostum can’ı kaybettim. inanın bana o gün, o lanet günde bile ağlayamadım. düşünün işte ilaçlar beni ne hale getirmişti; duygusuz, hissiz bir or.spu çocuğu! o gün o ilaçları bırakmaya karar verdim ama o gün olmadı, çünkü henüz daha en dibe vuramamıştım belki de yaşamam gerekenler, bedelini ödemem gerekenler vardı. bu sırada okul uzadıkça uzuyordu. nasıl uzamasın, 2011 den beri okula uğradığım yoktu ki ve bıraktım okulu. 2 sene üstte belirttiğim gibi her işte çalıştım. her türden insanla tanıştım, klişe olacak ama hayatın bazı gerçeklerini gördüm. gördükçe hırslandım, gördükçe inandım. düştüğüm yerden kalkıp yerim olan zirveye tekrardan ulaşabileceğime inandım. bu inançla uyudum, nefes aldım, nefes verdim. her anımda o vardı ve nisan 2016’da ders çalışmaya başladım. ilk hedefim kpss ortaöğretimden 95 üstü bir puan yapıp okurken kimseye yük olmadan, memur olup okumaktı. diğeriyse yaz aylarını gündüz işte geçirirken, akşamda üniversite derslerine ön hazırlık yapıp kalan zamanda kpss çalışmaktı. mayıs-eylül arasını planladığım rutinde geçirdim. çözemediğim fizik, kimya ve matematik sorularını çözmeye; kpss denemelerinde 90 üzeri net yapmaya başlamıştım, ama bunlar yetmiyordu daha iyisini yapmalıydım; elimden gelenin en iyisini.

eylül ayında okula dönünce vitesi bir tık daha arttırdım. günlük 10-12 saatlere varan çalışma sürelerine çıktım. 20 kasım’daki kpss ye kadar bu böyle devam etti. bu sırada okulda bir sürü yeni arkadaş edindim. eskisi gibi fobili bir insan değildim, değişmiştim, dışa dönüktüm. biliyorum çok dağınık bir yazı oldu ama bağışlayın elimden geldiğince açık ve samimi olmaya çalışıyorum. ama böyle yaparken de kopukluklar olabiliyor. ne diyorduk okula farklı ve yeni biri olarak dönmüştüm. kpss de vizeler de harika geçti. ömür hayatımda almadığım notları, puanları alıyordum. sonrası mı? sonrası, masumiyet filminde, haluk bilginer amcamızın dediği gibi: "uzun hikaye, karışık" :)

derken 9 aralık günü kpss sonuçları açıklandı. beklentim 97-98 puan aralığı 50-100 sıralama civarıydı. ama 97.4 puanla 30.olunca rutinden biraz koptum ve kendimi toplaması 2-3 haftamı aldı arkadaşlar. siz siz olun bir hedefiniz varsa ve bu hedefiniz gerçekleştiyse yerine yenisi koyun. bruce lee’nin de dediği gibi asla yetinmeyin, en iyisini isteyin ve mutluluk da daima sizinle olsun. yetinmek ya da tatmin olmak, ölmüş olmanın bir kademe altıdır. bu yüzdendir ki çoğu uzakdoğu öğretisinde, insanlar tatmin edici şeylerden kati suretle kaçınırlar.

şimdi mi? şimdi evimdeyim. bu dönem aldığım 11 dersin 11’inde de geçtim. -kimse bunu yapacağıma inanmıyordu, en yakınlarım da dahil. bu bir başarı hikayesi değil, sadece kendi çapımda geçirdiğim bir değişim hikayesi. başarı hikayesi için sanırım haziran’daki atamaları beklemem gerekecek ve de ikinci dönemdeki tüm dersleri de geçmem. bu süreçte okuduğum kitapları da yazıp yazıyı sonlandırayım. ulaşmak isterseniz pomakemir@gmail.com

başucu kitaplarım:
-dost kazanma ve insanları etkileme sanatı
-alışkanlıkların gücü
-şimdinin gücü
-keskin kenar
-bir bilim adamının romanı

1 yıl sonra gelen mecburi edit: bu entry'i yazdığımda henüz çaylaktım, artık yazar oldum. konuyla alakalı sorusu olan tavsiye isteyen bir sürü mail ve mesaj aldım. hepinizi sağ olun arkadaşlar. hayatımı bir nebze olsun değiştirebildiysem bunda sözlüğün hakkını azımsayamam.

geçen yıldan farklı olarak hayatında neler oldu derseniz? ortaöğretim kpss'den yaptığım puanla 2017/1 atamasıyla yaşadığım şehrin valiliğine memur olarak atandım. nofap sürecimde 120 günleri falan gördüm. yazın gene ağır işlerde çalıştım malum memurluğa soruşturma falan derken ancak eylül ayında başlayabildim.

açık sözlü olmak gerekirse, geçen sene yaklaşık 23-24 ders geçtikten sonra kpss'den atanınca yazın nofap sürecinde istikrar sağlayamadım, rehaveti kaldıramadım. şunu çok iyi anladım ki bu yaptıklarım sadece küçük birer adım. savaş devam ediyor ve her gün yeni bir mücadele.

"vazgeçmeyi düşündüğünüzde; neden başladığınızı hatırlayın!"

son olarak 2017'de okuduğum ve bana ilham veren birkaç kitabı da eklemek istiyorum:
aurelius - düşünceler
epiktetus - düşünceler ve sohbetler
henry david thoreau - ormanda yaşam ve başkaldırı
tolstoy - savaş ve barış, diriliş
carol dweck - aklını en doğru şekilde kullan

mayıs 2018 editi: çok güzel mesajlar, mailler alıyorum. bu beni çok mutlu ediyor. bu dünyada bırakın kitleleri bir kişiye bile ışık olabilirsem ya da olabilsek kendimizi mutlu saymamız gerekir bence.

çıktığım yolda en zorlandığım bölüm, hedef ulaştıktan sonra oldu. hedefsiz kalmak en kötü hedeften bile daha kötü inanın bana. ne olursa olsun kendinize verdiğiniz sözleri unutmayın, her gün tekrar etmeye çalışın. bunun için de her daim yanınızda bir not defteri bulundurun asla yazmayı aksatmayın.

bu editte buraya napoleon hill'den, aynı zamanda bruce lee üstadın da her gün tekrar ettiği bir pasajı bırakıyorum.

--- spoiler ---

1 - biliyorum ki hayatımdaki net amacıma ulaşabilecek yeteneğe sahibim. bu yüzden ona ulaşmak için kendimden devamlı, ısrarcı hareket talep ediyorum ve şimdi ve burada bu hareketi bizzat ortaya koyacağıma söz veriyorum.

2 - zihnimin egemen düşüncelerinin eninde sonunda fiziksel hareketime yansıyacağına ve yavaş yavaş kendilerini fiziksel gerçekliğe dönüştüreceğine inanıyorum: bu yüzden her gün ... dakikamı dönüşmek istediğim halime odaklanarak geçirecek, böylece kişiliğimin net bir görüntüsüne sahip olacağım.

3 - oto telkin sayesinde ve zihnimde ısrarla tuttuğum herhangi bir arzunun eninde sonunda onunla ilgili bir amaca ulaşmam için bir yola dönüşeceğini biliyorum: bu yüzden her gün on dakikayı kendime koşulsuz güvenimi pekiştirmek için adayacağım.

4 - yaşamdaki net amacımı net bir şekilde yazdım ve onu elde ettiğime inanana kadar denemekten vazgeçmeyeceğim.

5 - biliyorum ki adalet ve doğruluk üzerine kurulmayan zenginlik ve pozisyon uzun süreli olmayabilir. bu yüzden bütün işlemlerimde ve ilişkilerimde insanların fayda gördüğünden emin olacağım. kullanmak istediğim güçleri ve işbirliği yapmak istediğim insanları kendime çekerek başarılı olacağım. ben diğerlerine hizmet etmeye gönüllü olduğum için insanların da bana yardımcı olmasını kolaylaştıracağım. nefret, kıskançlık, bencillik, açgözlülük ve alaycılığı tüm insanlık için sevgi geliştirerek hayatımdan çıkaracağım çünkü biliyorum ki diğerlerine yönelik olumsuz tutumlar bana başarı getirmez. diğerlerinin bana inanmasını sağlayacağım çünkü ben de onlara ve kendime inanacağım.

bu sözleşmeye imzamı atacak, onu hatırlayacak ve her gün düşüncelerimi ve davranışlarımı yavaş yavaş etkileyeceğine inanarak en az bir defa sesli olarak tekrar edeceğim. böylece kendime güvenecek ve başarılı olacağım.
--- spoiler ---

kasım 2018 editi: hemen hemen iki yıl geçmiş bu yazıyı yazalı. şu an buraya girip, düzelt butonuna tıklamak bile beni o soğuk ocak gününe götürdü. epey şey yaşandı, başarıldı, başarısız olundu. acısıyla tatlısıyla hayat geçip gidiyor işte. haziran ayında, yazının başlarında da bahsettiğim, beni beş yaşımdan beri büyüten güzel insanı, babaannemi kaybettim. yaşadığı süre zarfında -son yılları hariç- ona layık bir torun, bir evlat olamadım belki ama elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum, en azından değiştiğim günden beridir bu böyle.

bu süreçte sizlerin güzel mailleri, güzel mesajları da beni ayrı bir onore ediyor. kendimi geliştirmeye, faydalı ve iyi bir insan olmaya çabalıyorum; inancımı, inancımızı asla kaybetmek yok dostlar. her türlü soru, görüş ya da önerilerinizi yazmaktan çekinmeyin. bu işin eğitimini almadım belki ama yaşadıklarım beni epey eğitti. son olarak yakın zamanda okuduğum birkaç ufuk açıcı kitapla bu editi bitirmek istiyorum:

cal newport - pürdikkat (bkz: #83084785)
timothy a. pychyl - prokrastineyşın (bkz: 82722183)
mark manson - ustalık gerektiren kafaya takmama sanatı (bkz: 81536147)
jack london- demiryolu serserileri
lao tzu - tao te ching

temmuz 2019 edit: çok güzel mailler, mesajlar alıyorum halen daha. iyi ki varsınız arkadaşlar ve iyi ki yazının burasına kadar da geldiniz :) çok istememe rağmen döndüğüm bölümü gerek hocaların insaniyeti(!) gerekse iş saatlerimin uymaması sebebiyle bırakmak zorunda kaldım, bitiremedim. üzüldüm, yolumdan koptum tekrardan hatalar yaptım ama gene toparlamaya çalışıyorum. mayıs'ta aöf de olsa lisans diplomamı alıyorum. elimde kalan ve belki de en iyi yaptığım şeyi yapıp, ders çalışıp bir de lisanstan deneyeceğim kpss'de şansımı. şu anki işimden memnunum ama yetinirsem ve kendimi geliştirmezsem rahat edemeyecekmişim gibi geliyor ki cidden de öyle. her gün yeni mücadele aynı nofap gibi. nofap sadece bir araç, kesinlikle sihirli değnek değil. bunu da tekrarlamış olayım, tekrardan iyi ki varsınız güzel insanlar...

devamını okuyayım »