ergi

  • 32
  • 0
  • 0
  • 0
  • 10 ay önce

özdemir asaf

benim el yazım güzeldir. defterlerim saklanır, atılmaz. çocukluğumdan beri.

bir gün, yine ben çocukken, ama biraz büyümüşken, eski bir defterim geçmişti elime. içinde bir şiir. yaz tatillerinde ödev olarak verilen, tatilin son pazar gecesi karalanmış "at dünyasız olur mu, dünya atsız olur mu" ya da "uçak uçak, taşırsın sen bizi japonya'dan amerika'ya, japonya'dan amerika'ya" şiirlerime hiç benzemiyordu. bu güzeldi. çok güzeldi. hem de büyük büyük konuşuyordu. "seni bulmaktan önce aramak isterim, seni sevmekten önce anlamak isterim, seni bir yaşam boyu bitirmek değil de, sana hep yeniden başlamak isterim."

nasıl yazmıştım acaba? amaan, nasıl yazmışsam yazmıştım işte, harika bir şiirdi. galiba şair olacaktım ileride. evet, bu benim içimde vardı. kanıtı ortada duruyordu öylece işte.

sonra bir gün, ben daha da büyüdüğümde, abimin kütüphanesinde bir özdemir asaf kitabı buldum. yıllar önce okuldan eve gelirken yanında getirdiği yeşil kapaklı kitap değil miydi bu... hani deniz otobüsünde okuduğunu söylediği...

o an bana büyük bir hayalkırıklığı yaşatan insandır özdemir asaf. içimdeki o büyük şairin aslında ben değil de kendisi olduğunu söyleyen...

zamanla hayat bana gösterdi ki (gerçi kitabın sayfalarında gezinmeye başladığım ilk beş dakikada bunu anlamıştım zaten) o hayalkırıklığı hiç bitmeyecek kocaman bir dostluğun başlangıcıymış. yıllar önce, bir çocuğun yüreğinde, farkına varılmadan temelleri atılan.

yaşadıkça, nefes aldıkça yanımda olacak bir dost asaf bana. acımı en iyi anlayan, hasretimi en güzel anlatan, sevgimi en tatlı söyleyen.

iyi ki yazmış. iyi ki yaşamış. iyi ki hala yaşıyor.

arasıra buluşuyoruz. dertleşiyoruz.

o, hala beni en iyi anlayan.

devamını okuyayım »
28.01.2006 12:14