eskenar ucgen

  • azimli
  • anadolu çocuğu (327)
  • 1202
  • 2
  • 0
  • 1
  • dün

teknoloji tapınmacılığı

aslında teknoloji tapınıcılığı olarak aklıma geldi ilk başlık. sürekli üzerine düşünüyordum. bir ara google’layınca teknoloji tapınmacılığı mı demek istiyorsun dedi google. kontrol ettiğimde karşıma ballard çıkınca sevindim. ballard amca ile eşleştirilen google search kısmı şöyle

“ballard bilimkurgunun teknoloji merkezli konulara bağlılığını teknoloji tapınmacılığı ve basmakalıpçılık diye eleştirip, uzay ve zaman yolculuklarını "iç uzaylardaki yolculuklar"la yer değiştirdi ve "asıl yabancı gezegen dünyamızdır" dedi. ayrıca bilimkurgunun 20. yüzyılın esas edebî geleneği olduğunu ve bilimkurgunun görevinin reklamlar, imajlar gibi içinde yaşadığımız çeşitli kurgular arasından gerçekliği yakalamak olduğunu ve geleceğin bugünü anlamak için geçmişten daha iyi bir anahtar olduğunu söyledi.”

teknolojinin odak noktasının ne olması gerektiğini kısa ve net olarak ifade ediyor ballard. teknoloji tapınıcılığı veya tapınmacılığı ise günümüzde teknolojiyi odağından uzaklaştırarak onu sadece ticaretin, pazarlamanın yani sermayenin hizmetine soyunduruyor. bugünkü tanımıyla teknoloji paranın kölesinden başka bir şey değil.

evde,işyerinde,medyada (yazılı, görsel, internet vb vb) o kadar çok geyiği dönmeye başladı ki bu “teknoloji çok ilerledi azizim” meselesi. birde ne olduğunu kimsenin bilmediği ama herkesin bitmez bir cüretle kullandığı yapay zeka meselesi var tabi. “abi artık robotlar yapacak her şeyi bak göreceksin”. insanoğlunun eline cep telefonunu alması hepi topu 20 yıl oldu ama bayağı götü kalktı gibime geliyor. yemek siparişini, kosla deterjan siparişini telefondan verince bayağı hızlı havalara girdi. geçenlerde konuştuğum müşterim bana kargo firmasını şikayet ettikten sonra “siz drone ile teslimata başlamadınız mı?” diye sordu. suratına baktım baktım dedim “yürüyerek organize edemiyor kurumlar bu işi, drone ile teslimat daha konuşulmuyor bile” dedim. suratını iğrendirerek “bütün ülkeler başladı abi, geri kalmayın yani” dedi. bunu konuştuğumuz adamın odası sigara dumanından görünmüyordu ama kendisi 5 metre uzağındaki pencereyi açmaktan acizdi pezevengin (müşterime pezevenk dedim farkındayım). öyle bir dünya yaratıldı ki herkes kendisinden başka herkesin her şeye sahip olduğunu düşünüyor. izlediği reklamları veya 500 vuruşluk sikindirik haber-reklamları gerçek zannediyor. okuduğu şeyin 3-5 yıl içinde gerçekleşeceğini zannediyor. ulan bu dünya 7 milyar yaşında amk, sen şimdi yaşıyorsun diye herşey senin zamanında olmayacak lan, inanma öyle herşeye.

teknoloji yatırımı yapan firmalar öyle bir reklam,imaj çalışması yapıyor ki bir anda herkes 3-5 ay içinde başka bir dünyaya uyanacağını zannediyor. hani 5000 tl para verip pentium 5 işlemcili bilgisayar alırsın reklamlarında uçarlar,kaçarlar ama 6 ay sonra internete bile giremez hale gelirsin ya, hep reklam gazı bunlar. “abi uber var artık yaaaaaa” diyor adam. eeee isminden başka nesi değişik biri bana anlatsın. “abi amazon var, ben hep kitapları ordan söylüyorum artık”. e okuyormusun peki pezevenk ondan bahset sen bana. “bak biz bi fırın aldık, internete giriyor hıdıdı bıdıdı hıdıdı bıdıdı” e anasının örekesi sana tavuğu ördek mi yapıyor. o kadar boyalı bir dünya ki bu nesnelerin interneti. “abi bütün eşyalar bağlanacak internete, mesela klozete sıçıcan kakanı analiz edecek”. eee tedaviyi beleşe mi yapacak hastane peki. kimse ondan bahsetmiyor.

halihazırda dünyada herşey var. su var ama susuzluktan ölen milyarlarca insan var. yemek var (hatta artıkları yönetmek bile başlı başına maliyet artık) ama açlıktan ölen milyarlarca insan var, banka var ama bankasız milyarlarca insan var, para tarihinin en üst seviyesinde ama parasız milyarlarca insan var. hastane tedavi herşey var ama ulaşamayan milyarlarca insan var.

bugün zaten her şeye ulaşan azınlığın o şeylere daha teknolojik ve daha kolay ulaşmalarının yolunu sağlamaktır bugün teknolojinin tanımı. her ne kadar tüm teknolojiler, teknoloji şirketleri “make a better world” sloganı ile çıksa da yola çok değil 2-3 yıl sonra tek derdi işini,sektörünü, bilançosunu, karını daha da daha da büyütmek olan bir şirkete dönüşüyorlar. ha arada yıllık 300 milyon doları afrikadaki çocukların daha temiz kıyafet giymelerine ayırıyorlar o kadar. hal böyleyken halen birileri çıkıp “abi sürücüsüz otomobiller olacak” dediğinde ağzına kürekle vurasım geliyor. ne yapacaksın peki arkada otururken, ya pornhuba giricen, ya instagrama girip milleti dikizleyecen, ya çocuğuna etek siparişi verecen yada (en olası bu) çalıştığın firmanın sana fibersikik hatlar üzerinden gönderdiği raporları check edicen eşoğlueşek başka ne yapacan. bugün yapılması gereken (pis gaza geldim eyyyyyy) teknoloji tanımını yeniden yapmaktır. derdiniz herkesin eşit olduğu bir dünya yaratmak mı? –ki halinizden memnunsanız bu soruya “abi herkes eşit olamaz ki ya, keşke olsa ama olamaz yani” diyeceksiniz- yoksa eşitsizliğin seviyesini günden güne arttırmak mı? ha senin külot siparişini drone ile teslim alıyor olman, sürücüsüz arabada giderken arkada cep telefonunu kurcalıyor olman milyarlarca insanın yoksulluğundan daha önemliyse onu bilemem. ama derdiniz, daha doğru bir tabirle teknolojinin derdi, insanlığın tümü için çözümler bulmak olmalı, bilançodan,paradan, bağımsız olmalı. derdin buysa o zaman gel kardeşim elini ver bana……………..

not:bu çok uzun ve muhtemelen 3 kişinin okuyacağı yazı gerici,teknoloji düşmanı vb yaftaların geleceğini bilerek yazılmıştır. size tavsiyem ortamlarda böyle laflar etmeyin. kimse sizi sevmiyor sonra. “hımmm aptal bu galiba” muamelesi görüyorsunuz. ben artık şöyle yapmaya karar verdim. birisi yanımda “abi sürücüsüz otomobiller gelecek” dediğinde “yok aminiyuğum ne sürücüsüzü olum amazon direk uçan otomobilleri çıkartacakmış, mayısta başlıyorlarmış” diyorum. ya da birisi “abi yapay zeka gelecekmiş bundan sonra” dediğinde “tabi olum manyak mısın kasımda olmadı şubatta herkes işssiz kalacakmış” diyorum. teknoloji ve teknolojinin işgücüne etkileri başka bir şeydir, “abi 10 yıl sonra hiç kamyon sürücüsü kalmayacakmış” demek başka bir şeydir. her şey birbirine karışıyor.

devamını okuyayım »