eski

  • emekli
  • anadolu çocuğu (327)
  • 940
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

yara ve acı

kimse öğretmedi bana, yaraya ne yapılacağını. ağlaya ağlaya anneme koşmazdım. ağlardım... bir çeşme bulup (ki bulunurdu ) yaramı temizler, biraz topallayarak gezer, sonra oyuna devam ederdim.

hiç oyunda düştün mü? düşmüşsündür, canın yanmakta ve yaran kanamaktadır. bunu kimse inkar etmez. gülenlerin olmasına kızmazsın, çelme takan olduysa kavga çıkartmalısındır sadece. yaranı temizlemeye, çeşmeye giderken bir iki arkadaşın gelir muhakkak yanında, sanki çok ağır bir durum varmış gibi koluna girer, omuz verirler sana. mutlu olursun. çocuksun diye mi? yara temizlenir, yüzünde kuruyan gözyaşları da silinip geri dönülür. arkadaşsız kalmadım hiç, yaralıyken.

şimdi nasıl kanıyor içim bilsen. ve sanki bana ait değilmiş gibi uzaktan ve sakin bakıyorum yarama, hayret. hem de acısını duya duya. "bağrımdaki tufanı, canımdaki acıyı, gör" *

dediğim gibi, kimse öğretmedi bana, yaraya ne yapılacağını. filmlerde olur. yaranın zehirini kendin emer, kendin tükürürsün. üstüne basacak bir parmağın vardır: kanama durur. herkes kendi acısını yalnız kendi yaşar ve kendisi bilir. işin özünde yara da akan kan da senindir çünkü. kimse kimseyi anlamaz, yalnızlık hayatın temel taşıdır. ağladığında sadece annendir şefkat gösteren.

peki, beni çeşmeye götüren çocuk kim, omuzunun sıcaklığı koltukaltımdaki?

devamını okuyayım »
09.05.2006 20:10