esterhazy

  • 362
  • 1
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

gönül yarası

söz konusu bir türk filmi olduğu zaman filmde karşılaşılacak tüm aksaklıkları, yanlışlıkları insanın -eğer çok da büyük bir şekilde gözüne sokulmuyorsa- tolere edebileceğini düşünürüm kendi adıma. sinema sektörü olmayan veya olmasına çalışılan ve bu işin düzgün bir şekilde sadece eni konu üç beş kişi tarafından evrilip çevrildiğini gören biri olarak yavuz turgul-şener şen ikilisini en azından dikkate değer ve saygı duyulası bir ikili olarak anımsamaktayım. bu duygularımı asla azaltmayan ve beni hayal kırıklığına uğratmayan bir filmle tekrar gözümüzü, gönlümüzü, beynimizi şenlendiriyor bu ikili. şenlendirmekten kastım elbet filmin neşeli ve tozpembe bir hava içinde geçmesi değil. film konu olarak yeterince acıtıyor zaten. türkiye' nin sittin senedir varolan kültür, eğitim karmaşasından tutun da baba oğul arası problemlere kadar uzanıp gidiyor.

oyunculuklar sözkonusu olduğu zaman elbet şener şen' den bahsetmek gerekiyor, böyle birinin dünyaya kesinlikle sadece oyunculuk için geldiğini bir kere daha farkediyor insan. adını anımsayamadığım kalabalık kadrolu filmlerin birinde münir özkul' u kastederek "toan erkeği dedi banaa" dediği zaman gördüğümüz şapşal ve sevimli ifade ile bu filmde nazım öğretmenin suratında film boyunca varolan binbir türlü ifadenin aynı insandan çıktığına inanamıyor insan. şener şen kendisinden beklenen ve tatmin eden oyunculuğunu fazlasıyla gösteriyor zaten filmde.

ancak filmde öyle bir sürpriz var ki o da timuçin esen. benim kendi cahilliğim mi bu adamın farkına varmamam bilmiyorum ama uzun süredir gördüğüm en yetenekli erkek oyunculardan biri. filmin asıl yıldızı ve alkışlanması gerekeni o. özellikle bakışlarıyla işi kotardığını anlıyor ve ister istemez takdir ediyorsunuz kendisini. duvara karşı ve birol ünel bağlantısını ister istemez bu filmle ve timuçin esen' le kuruyorum ben. eminim ki bu filmden sonra çok daha fazla farkedilecek, çok daha fazla beğenilecek ve çok daha popüler olacak.

meltem cumbul' un bir türlü sıyıramadığı oyunculuk sendromu bu filmde de etkisini gösterse de benim şu ana kadar izlediğim en iyi meltem cumbul performansıydı bu sanırım. yine köylü kızı canlandırdığını duyduğumda benim de aklımdan geçen "eveeet yeni bir zeyno faciası geliyooor" cümlesini rahatlıkla yuttuğumu söyleyebilirim.

filme genel olarak bakıldığında başta da belirttiğim gibi, sözkonusu türk sineması olunca farkedilen ya da kişisel olarak algılanan onca eksikliğe, hataya rağmen sevdim ben bu filmi. şener şen' in valizinden çıkan kitapları annem de her şeye rağmen okumuş saklamış olduğu için , oğluyla olan diyaloglarında her babanın oğluyla olan yetmez kargaşasını belki de fazlasıyla içime attığım ve gereksiz zamanlarda hissettiğim için, halil karakterini onca denyoluğuna rağmen insanın zayıf olma ihtimalini kuvvetle savunarak sevebildiğim için...

bir çok şey için anlam taşıyan, kusursuz olmasa da kusurları görülmemesi gereken bir film olmuş. herkesin eline, gönlüne sağlık. ne diyeyim başka?

devamını okuyayım »
05.01.2005 01:25