exburak

  • 216
  • 14
  • 4
  • 0
  • 4 gün önce

covid-19 aşı adaylarının yan etkileri

bu yazıyı her zaman olduğu gibi covid-19 başlığı altında paylaşacaktım ama böylesi daha uygun olur diye ayrı bir başlık açma ihtiyacı duydum. gelin bugün biraz aşı adaylarının çalışma prensiplerinden; özelliklerinden; kısa, orta ve uzun vade etkilerinden; ve en önemlisi dünya'yı nasıl bir yer haline getirebileceğinden biraz bahsedelim. biraz dediğime bakmayın, tam bir wall of text olacak, şimdiden uyarayım. okuyacak arkadaşlara da şimdiden başarılar dilerim.*

yazıya ilk olarak mevcut aşı adaylarının farklarından bahsederek başlamakta yarar var.

1. ilk sırada tabi ki en çok dikkat çeken ve tartışılan mrna aşıları var. bu aşılar, virüsün sahip olduğu spike proteinin sentezlenmesi için gerekli genetik materyalin genetik mühendislik teknolojisi ile sentetik olarak üretilmesi ve bir sıvı içerisinde vücuda aktarılması esasına dayanır. bu genetik materyal ile karşılaşan hücrelerimizin de, virüsün aşıya konu olan ve hücrelere tutunmasını sağlayan spike proteini sentezlemeleri beklenir.

tanımlarken özellikle bir sıvı diyorum çünkü genetik materyalin tam olarak nasıl bir sıvı içerisinde vücuda zerk edildiği konusunda çok büyük bir tartışma yaşanıyor. firmalar yayınladıkları içerikler arasında belirtmemiş olmalarına rağmen, ispanyol bilim adamları aşının %99'unun graphene oxide olduğunu ortaya çıkaran bir araştırmaya imza attılar. buna rağmen konuyla ilgili itirazlar yoğun bir şekilde devam ediyor.

https://stateofthenation.co/?p=71587
https://speakingaboutnews.com/…e-in-corona-vaccine/
https://maithaigraphene.com/…l-of-the-mrna-vaccine/

bu konuyu araştırırken, 2016 yılında yayınlanan bir çalışmada mrna'nın bozulmadan taşınması için graphene oxide'ın kullanılabileceğinden bahsedildiğini gördüm ve en azından benim kafamda bazı soru işaretleri oluşmaya başladı.

https://www.sciencedirect.com/…ii/s016836591630373x

eminim hepinizin bir şekilde denediği veya başkalarından da gördüğü üzere bu aşıların uygulanmasının hemen ertesinde, aşılanma alanında manyetik bir çekim yaşanıyor. bu manyetizmanın sebebinin ne olabileceği üzerine çok fazla konuşulsa da benim için akla en yatkın yaklaşım manyetik özellikler de gösterebildiği bilinen graphene oxide gibi duruyor ve kendisinin bugüne kadarki çalışmalarda hücreler üzerindeki toksik ve yıkıcı etkiler gösterebildiği tespit edilmiştir.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31269699/

graphen oxide'in aşılarda kullanılmış olabileceği ile ilgili iddiaların doğru olması halinde önümüzdeki yıllara damgasını vurabilecek olmasını bir kenara bırakalım ve konumuza devam edelim.

2. mrna aşısı olarak anılmasa da, aslında aynı genetik mühendisiliği kullanan diğer aşı çeşitleri de vektör aşılarıdır. bu aşılar, adenovirüsten elde edilen çeperin içerisine mrna aşılarında olduğu gibi spike protein üretimini sağlayacak sentetik genetik materyallerin aktarımı ile üretilmektedir. çeper olarak adenovirüs kullanıldığından dolayı mrna aşılarında karşılaşılan genetik materyalin, yani rna'nın bozulması riski büyük oranda önlenmiş olur. bu nedenle mrna aşılarında soğuk zincir önemli bir konuyken, vektör aşılarının taşınması ve saklanması çok daha kolaydır. buna rağmen bu aşılarda da graphene oxide kullanıldığı iddia edilmektedir.

https://en.wikipedia.org/wiki/viral_vector_vaccine

3. son olarak da old school aşı adaylarımız var. artık birçoğumuzun bildiği üzere bu aşı adaylarının çalışma prensibi hastalığa yol açan virüse ait parçaların ısıl veya benzeri bir işlemle çoğalamayacak hale getirilerek insan vücuduna zerk edilmesi esasına dayanmaktadır. bununla birlikte virüsle karşılaşan bağışıklık sistemimizin antikor üretmesi ve gerçek virüsle karşılaştığımızda bizi koruması arzulanır. bu aşıların içerisinde ayrıca adjuvant diye bilinen, antikor üretimini hızlandırıcı yardımcı maddeler yer almaktadır. aslında covid-19 öncesi karşılaştığınız birçok aşı karşıtı da bu maddelerden yakınmaktadır. içlerinde en çok kullanılan ve bilinenleri ise alümiyum ve civadır.

https://www.westonaprice.org/…djuvants-in-vaccines/

bu noktada kişisel fikrimi de belirtmeden geçemeyeceğim. her ne kadar aşı karşıtlarının kaygılarını anlıyor olsam da aşı takvimindeki aşıların faydalarının, olası yan etki risklerinden çok çok daha fazla olduğuna ve bu nedenle vazgeçilmemesi gerektiğine inanıyorum. iki çocuğumuz için de takvimdeki tüm aşıları zamanında yaptırdık, herkese de yaptırmasını tavsiye ederim. elmalarla armutları birbirine karıştırmayalım.

covid-19 aşı adaylarını ana hatlarıyla tanıdığımıza göre, gelelim neden "aşı adayı" dediğimize. size ısrarla unutturulmaya çalışılsa da şu an covid-19 hastalığı için hazırlanan hiçbir aşı, dünya'nın hiçbir yerinde resmen ruhsatlandırılmamıştır ve bu konu tartışmaya kapalı bir gerçektir. bahsedilen izinler acil kullanım onayı şeklinde verilmiştir. zaten herhangi bir aşı adayının bu kadar kısa sürede ruhsatlandırılması yönetmelikler gereğince imkansızdır ve tarihte örneği de yoktur. bu ruhsatların alınması için istenen güvenlik çalışmaları ile "faz 3 çalışmaları var zaten" diye anlatılan çalışmalar birbirinden çok farklı şeylerdir. bu güvenlik çalışmalarının tamamlanması için gerekli süreleri firmaların kendi web sayfalarında da bulabilirsiniz. bu konuya tekrar geleceğiz.

her ne kadar sık mutasyona uğrayan coronavirüs ailesinden bir virüse karşı aşı geliştirmenin beyhude bir çaba olduğunu bilsem de, ilk etapta risk grupları için çıkarıldığı söylenen bu acil kullanım izinlerini olabildiğince anlayışla karşılamaya çalıştım. çünkü ortada tehdit boyutu ayrı bir tartışma konusu olsa da inkar edilmesi pek mümkün olmayan bir pandemi var ve özellikle 80 yaş ortalamasında, kronik rahatsızlıkları olan insanlarda ölüme neden olabiliyor. bugüne kadar covid-19'a bağlı öldüğü iddia edilen insanların ezici çoğunluğu bu gruba dahildir. tabi amaç hiçbir zaman insan hayatı olmadığı için bu grup aşılanmasından sonra güvenlik testlerinin tamamlanmasını beklememiz gereken bu ruhsatsız aşı adayları ilginç bir şekilde risk grubu olmayan bireylere de uygulanmaya başlandı. oysa amacımız toplum sağlığı olsa idi, en son yapacağımız şey güvenlik onayı almamış bu aşıları toplumun tamamına uygulamaya çalışmak olmalıydı. kısa dönem yan etkilerini bir kenara bırakıyorum, böyle bir konuda orta ve uzun dönem yan etkiler hakkında hiç bir uzman, kurum, kuruluş, devlet size bir garanti veremez. aksini söyleyen kim varsa bilin ki ya taraftar olmuştur, ya da farklı bir amaca hizmet ediyordur.

https://www.worldometers.info/…ge-sex-demographics/

şimdi aşıların çalışma prensibine geri dönelim. amaç neydi? vücuda düşmanın silahlarını (spike protein) tanıtmak ve olası bir savaş halinde düşmana (sars-cov-2) karşı asker (antikor) hazırlamak. kulağa gayet güzel geliyor. nasıl olsa düşman yok sadece silahını öğreniyoruz. peki düşmanın kullandığı silahının yani spike proteinin bizzat kendisinin toksik ve tehlikeli olabileceğini veya covid-19'u çok ağır geçiren hastalarda sonrasında yaşanan ve ölüme kadar uzanabilen bazı durumların sebebinin bu spike proteinler olabileceğini hiç düşündünüz mü?

işte işler burada karışmaya başlıyor. çünkü aşıyı kolumuzdan, virüsü ise ağız veya burnumuzdan alıyoruz. ezici çoğunluğumuzun bağışıklık sisteminin virüsü üst solunum yolundan daha aşağıya (başta ciğerler olmak üzere diğer organlara) indirmeden bazen hafif, bazen de hafif semptomlarla yenmeye yetecek kadar güçlü olduğunu çok iyi biliyoruz. oysa aşı adaylarında koldan enjekte edilen genetik materyalin üretici firmanın iddia ettiği gibi kolunuzda kalmayıp, damar yolu ile beraber bütün organlarımıza yayıldığı japonya'da yapılan bir araştırmada ve otopsilerde kesin bir şekilde kanıtlandı.

https://www.pmda.go.jp/…00_30300amx00231_i100_1.pdf
https://freewestmedia.com/…ano-particles-in-organs/
https://z3news.com/…-liver-ovaries-testes-and-more/
https://adarapress.com/…s-breast-milk-contaminated/
https://elcolectivodeuno.wordpress.com/…his-organs/

aslında aşılanarak normalde doğal yollarla başımıza gelme ihtimali çok düşük olan bir şeyi gerçekleştiriyor olabilir miyiz?

bakın sadece bu olay bile başlı başına, risk grubu dahil bütün aşılama sürecinin askıya alınması için yeterlidir. aşılar konusunda her zaman olumlu konuşan kanadalı aşı uzmanı dr. byram bridle bu çalışmalar sonrasında çok büyük bir hata yapıldığını kabul etmiştir. bu açıklamasının ardından ise kendisine karşı yapılan karalama kampanyası ve tehditler nedeniyle psikolojisi bozulacak noktaya gelmiştir. olay sonrası açıklamasını dinlemek isteyenler için linki de buraya bırakıyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=byw3wru_xxs

benzeri bir saldırıya uğrayan bir diğer kişi de mrna aşı teknolojisini keşfeden ekibin başındaki dr. robert malone'dur. mrna aşılarının acilen durdurulması gerektiğini söylediğinden beri yoğun bir karalama kampanyasının öznesi haline getirilmiş ve hesabı bir süreliğine linkedin'de bile kapatılmış, wikipedia sayfası da değiştirilmiş, big tech'e ait platformlarda hala sansüre uğramaktadır. bir başka meşhur örnek de aşı olmayacağını ve aşıların virüsün mutasyonu anlamında çok büyük bir risk olduğunu dile getiren, hiv virüsünün keşfeden nobel ödüllü virolog luc montagnier'dir.

her neyse bunları şunun için anlatıyorum; hani diyorlar ya "bütün uzmanlar aşı olun" diyor diye, hayır canım kardeşim siz sadece "aşı olun" diyen uzmanları duyun diye ellerinden geleni yapıyorlar. benim gibi bu işe günde 2-3 saat ayırmıyorsan da bu insanlardan doğal olarak kolay kolay haberin olmuyor. kaldı ki böylesi bir karalama ortamında aksini düşünen doktorların fikirlerini linçe uğramadan açıklayabileceğine inanıyor olamazsın. bu nedenle benim de çevremden bildiğim birçok doktor fikirlerini kendilerine saklamak zorunda kalıyorlar.

konu konuyu açıyor. kaldığımız yerden devam edelim.

enjekte edildiği noktada kalmayarak, vücudun her bir organına yayılan bu genetik materyal nüfuz ettiği hücrelerde spike protein sentezlenmesini sağlıyor. örneğin beyninizde spike protein üretimi başlıyor ve bağışıklık sisteminiz bu hücrelerinize ve burada üretilen spike proteinlere saldırmaya başlıyor. şanslıysanız bu süreci baş ağrısı gibi basit bir yan etkilerle atlatıyorsunuz. eğer vaers sistemine raporlanan yüz binlerce şansız insandan biriyseniz vücudunuzun herhangi bir organında bu durum ölüme kadar götürebilecek pıhtılaşmalara ve buna bağlı ölümcül sonuçlara veya kalıcı hasarlara neden olabiliyor. özellikle bağışıklık sistemi çok daha güçlü olan gençlerde yan etkilerin daha sık gözlenmesinin sebeplerinden birinin de bu olabileceği konuşuluyor. israil'de yapılan en son çalışmada gençlerde aşılanmanın başlamasıyla beraber savaşlarda bile görülmemiş oranda, fazladan gencin hayatını kaybettiği tespit edilmiştir.

https://poseidon01.ssrn.com/…024&ext=pdf&index=true

cdc'nin bile kabul etmek zorunda kaldığı ve neredeyse herkesin bildiği gençlerde görülen kalp kası iltihaplanmasının sonuçları bunlar. çok ender karşılaşılan bu olay nasıl oluyorsa grafikleri bile yerinden oynatmış gibi gözüküyor. ama ölen öldü kalan sağlar, bizimdir değil mi? alt tarafı kalp kası iltihaplanması yaşadı durup dururken taş gibi sağlıklı gençler. tabi öyle olmuyor, bu gençler ömürleri boyunca bu hasarla yaşayacaklar. çünkü kalp kası kendini tamir etme özelliğine sahip değildir ve bu sebeple çok daha fazla gencin ilerleyen yıllarda ölmesi oldukça olasıdır.

gençlerden kısaca bahsettik, peki ya nüfusun geri kalanı? son zamanlarda aşı olduktan sonra kalpten öldüğünü duyduğunuz bir tanıdığınız oldu mu? sebebini anlamak için fazla uzağa gitmenize gerek yok. dünya'da pcr testi pozitif çıktıktan sonra herhangi bir sebeple ölen milyonlarca insan covid istatistikleri içerisinde yer alırken, aşılanma sonrası ölenlerin neden aşıya bağlı ölüm olarak kayıtlara hiç geçmediğini düşündünüz mü? oysa dünya'nın her yerinde son 30 yılın tamamında raporlanandan daha fazla vaers raporu, sadece son 1 yıldan kısa sürede raporlandı! ve sıkı durun, 2011'de yayınlanan bir araştırmaya göre vaers sistemlerine yapılan raporlar gerçekte yaşanan aşı sonrası yan etki ve ölümlerin sadece %1'ini göstermektedir.

"adverse events from drugs and vaccines are common, but underreported. although 25% of ambulatory patients experience an adverse drug event, less than 0.3% of all adverse drug events and 1-13% of serious events are reported to the food and drug administration (fda). likewise, fewer than 1% of vaccine adverse events are reported. low reporting rates preclude or slow the identification of “problem” drugs and vaccines that endanger public health."

https://digital.ahrq.gov/…rus-final-report-2011.pdf
https://thevaccinereaction.org/…-any-other-vaccine/
https://roundingtheearth.substack.com/…fety-signals

şüphesiz dünya'da yüz binlerce insan covid-19 aşılarına bağlı nedenlerle ölmüştür. ancak birinin aşı nedeniyle öldüğünü ilan etmek, aşı firmaları ile yapılan bağlayıcı sözleşmeler nedeniyle şirketin insiyatifine ve değerlendirmesine bırakılan bir konu haline gelmiştir. eğer covid-19'a bağlı ölümleri hesaplamak için devletler tarafından benimsenen yöntemleri aşılar için de uygulamış olsaydık, pekala bu rakam rahatlıkla 1 milyonu geçecekti. belki içinizden "yok daha neler, öyle olsa kesin duyardık" diyorsunuzdur. gelin basit bir hesap yapalım. bugünkü verilere göre 7.9 milyar nüfuslu dünyanın %30'u en az bir doz aşılandı. yani yaklaşık 2.3 milyar insan! bu rakam içerisinden 1 milyon insanın aşılara bağlı nedenlerle öldüğü varsayımında bulunursak, bu sadece %0.04'lük bir orana tekabül eder. bu da her 10.000 kişide 4 kişi anlamına gelir. yani istatistiksel olarak siz çevrenizde hiç kimsenin aşıdan öldüğünü görmeden milyonlarca insan dünya'da bu sebeple ölmüş olması gayet olasıdır. ölüm sebebi olarak da kalp krizi, beyin kanaması veya en popüleri covid-19 gibi başka nedenler yazıldığı için aşıdan ölenleri ruhunuz bile duymaz. inanıyorum ki bu yazı olaylara bu çerçeveden bakmanıza yardımcı olacaktır.

https://ourworldindata.org/…covid?country=~owid_wrl

2015 yılında, alanında dünya'nın en etkili 100 bilim insanı arasına girme başarısını göstermiş alman patoloji uzmanı dr. peter schirmacher, herhangi bir sebeple aşıyı takip eden 2 hafta içerisinde ölen 40 kişi üzerinde yaptığı otopsi sonuçlarına göre ölenlerin %30 ila %40'ının aşı nedeniyle ölmüş olabileceğini tespit etmiştir. bulgularını teyit etmek için taleplererini dile getirdiğinde ise karşısına birçok engel çıkarılmıştır. dr. peter schirmacher'ın bu çalışmasını yazıyı editleyerek özellikle eklemek istedim çünkü kendisi covid-19 aşılarına inanan ve 2 doz aşısını yaptırmış bilim insanlarından birisidir. tabi her yerde manşet olması gereken bu haberi hiçbir yerde göremiyor olmamız süpriz değil.

https://noqreport.com/…shocking-and-being-censored/

bu konu ile ilgili son olarak dr. charles hoffe'nin aşılanan herkeste belli bir boyutta pıhtılaşma yaşandığıyla ilgili bulgularını paylaştığı konuşmasını da buraya ekleyelim.
https://citizenfreepress.com/…sues-vaccine-warning/

aşı adaylarının kısa dönem yan etkileri üzerine daha sayfalarca yazılabilir ama lafı daha fazla uzatmadan orta ve uzun dönem risklerinden de biraz bahsedelim. daha önce söylediğim gibi aşı adaylarının orta ve uzun dönem yan etkilerini tam olarak bilmemiz mümkün değil. buna karşılık "hastalığı geçirdikten sonraki yan etkileri de bilmiyoruz" denebilir tabi ki. ancak aşı sonrası vücudunuzun her bir noktasında üretilmesi garanti olan toksik spike proteinlerin ve muhtemelen graphene oxide'ın ileride yol açabileceğini yan etkilere karşılık, %95 ihtimalle farkında bile olmadan, ya da nezle benzeri basit semptomlarla geçireceğiniz bir hastalığın orta ve uzun dönemde neden olabileceği yan etkilerini karşılaştırmaya çalıştığımızda kabul edersiniz ki terazi bir tarafa ağır basmaktadır.

ayrıca buna ek lise biyoloji dersinde öğretilmeyen bir bilgi olarak, mrna'ların hücrelerinizdeki dna'yı değiştirebileceğini, bu özelliğin de normalde yıkılan dna zincirlerinin vücut tarafından tamir edilmesi için kullanılan doğal bir yöntem olduğunu biliyor muydunuz? çok olası gözükmese de vücudunuzun uzun dönemde spike protein üretmeyi bırakmama ihtimali bile söz konusudur. acil kullanım onayı nedeniyle bu gibi daha birçok endişe de ne yazık ki cevap bulamamıştır.

https://www.algora.com/…anently-alter-dna-after-all

yine aşı adaylarının ileride belli hastalık risklerinin arttırmayacağını söylemek de mümkün değildir. örneğin mrna teknolojisinin mucidi olan robert malone önümüzdeki yıllarda lenfoma ve lösemi gibi kanser türlerinde artış yaşanabileceğini öngörüyor. bunun yani on yıllardır ruhsatlandırılmaya çalışılan bütün mrna aşı adayları nörolojik ve immünolojik yan etkiler nedeniyle başarısız olmuştur.

malone said there needed to be monitoring of vaccine recipients for leukemia and lymphomas as there were concentrations of lipid nanoparticles in the bone marrow and lymph nodes. but those signals often don’t show up for six months to three or nine years down the road, he said.

https://childrenshealthdefense.org/…mulate-ovaries/

daha önceki bir entryimde bahsetmiştim ama tekrar bahsetmekte yarar var. aşı adaylarının ruhsat alabilmesi için sunmaları gereken ve en az 2-3 yıl süren güvenlik testleri aşıların kullanılmaya başlanmasıyla beraber ortadan kalkmıştır. bu nedenle bu çalışmaların sağlıklı bir şekilde tamamlanma ihtimalleri de artık yoktur. zaten firmalar da aşılarını bütün dünya'ya sorumluluk almadan satabilirken, bu aşı adayları için ruhsat almaya çalışmaları pek gerçekçi bir beklenti olmayacaktır.

the bmj asked moderna, pfizer, and janssen (johnson and johnson) what proportion of trial participants were now formally unblinded, and how many originally allocated to placebo have now received a vaccine. pfizer declined to say, but moderna announced that 'as of april 13, all placebo participants have been offered the moderna covid-19 vaccine and 98% of those have received the vaccine.' ın other words, the trial is unblinded, and the placebo group no longer exists. janssen … confirmed it was implementing an amended protocol across all countries to unblind all participants in its two phase ııı trials.

https://theconservativetreehouse.com/…y-and-safety/

fark ettiyseniz başlı başına gündem olmayı hak eden konuları araya sıkıştırarak, bazılarına ise hiç değinmeden yazdığım bu entry bile şimdiden sayfalarca uzunlukta bir yazıya dönüştü. bu nedenle çok fazla uzatmadan, belki de aşı adaylarının neden olacağı en en büyük tehdide geçelim; antibody-dependent enhancement(ade). adını bugüne kadar duymadıysanız yakın bi gelecekte sık sık duyacağınıza emin olabilirsiniz.

olayı basitçe anlamak için; https://sciencewithdrdoug.com/…impression=true&s=08

ilgimi çekti, yor beni diyenler için; https://www.geertvandenbossche.org/…e-of-sars-cov-2

yok çok uzunmuş özet geç diyenler için;

ıt is unbelievable how public health authorities (phas) are lagging behind when it comes to understanding the evolutionary capacity of sars-cov-2. or do phas and policymakers simply ignore the observations made by world-class molecular epidemiologists? how can they possibly justify mass vaccination campaigns in light of all the scientific arguments pointing to the high likelihood that these campaigns will only expedite viral resistance to covid-19 vaccines? why are the scientists who are bringing all this evidence to the paper not bringing it to the table? how can they predict that this pandemic is going to evolve even more problematic vocs and keep silent? why don’t they set up a forum of independent, knowledgeable experts providing indisputable and unanimously agreed evidence that the rhetoric put forward by the who and national health authorities is scientifically wrong? don’t they realize that keeping silent about the ongoing disastrous - but for now still largely hidden- evolution of the pandemic is only going to provide more ammunition for governments to extend their mass vaccination campaigns such as to reach as high as possible vaccine coverage rates in the population? why on one hand do molecular epidemiologists seriously consider that resistance to the vaccines may occur as a result of rapidly rising s-directed immune pressure in the population but on the other hand don’t ring the alarm bell? how can they acknowledge the effect of emergent viral variants on the efficacy of covid-19 vaccines without overtly pointing to the risk that vaccines failing to block viral transmission will further shape the evolution dynamics of viral variants?
...
ıt cannot be that they don’t understand the disastrous consequences viral resistance to covid-19 vaccines would imply! ıt cannot be either that they didn’t learn that the kinetics of natural selection of immune escape mutations are much slower (or even non-existent as in the case of the ınfluenza pandemic of 1918!) in the presence of naturally elicited immunity. or don’t they realize that the type of immune priming following natural sars-cov-2 infection is very different from the one that results from prophylactic immunization with s-based vaccines?
...
this is because phas and their advising experts seem to ignore that mass vaccination campaigns conducted during a pandemic of variants fail to reduce the number of active infections to a level low enough to prevent natural selection of immune escape mutants (i.e., even including double or triple mutants!) and curtail their adaptation to a steadily rising population-level immune selection pressure, no matter the speed at which these campaigns are conducted. their mantra that the acceleration of mass vaccination campaigns will prevent the virus from evolving variants that escape vaccine-induced immunity is, therefore, simply wrong.
...
ıt is beyond any doubt that growing vaccine coverage rates in the global population will further exploit the evolutionary capacity of sars-cov-2 to adapt to a higher and higher s-directed immune selection pressure until full vaccine resistance is achieved.
...
this is to say that ongoing mass vaccination campaigns will inevitably entail full resistance of sars-cov-2 to all s-targeting covid-19 vaccines and are, therefore, highly likely to lead to an impressive wave of infection and disease in vaccinees, especially in those who have not previously experienced covid-19 disease.
...
along the same lines of reasoning, it is fair to conclude that more infectious or nab-resistant variants will expand in prevalence upon their introduction into countries where mass vaccination is already well advanced. these variants are, indeed, well adapted to the widespread immune selection pressure that has been generated in the population as a result of mass vaccination. thanks to an excellent breeding ground, these variants will now reproduce more effectively than the previously circulating strains.
...
as already mentioned above, cases of severe disease would be expected to be more frequent among vaccinees who did not previously contract covid-19 disease.
...
from a scientific perspective, it is impossible to imagine that the ongoing large-scale vaccination campaigns are not going to rapidly and globally breed vaccine-resistant mutants instead of generating vaccine-mediated herd immunity. as of early march 2021, ı have, therefore, been warning several times against the rapid resurgence of sars-cov-2 morbidity and mortality rates that this evolution is now highly likely to cause, especially in vaccinees. hence, ı repeatedly called upon phas world-wide to immediately stop all mass vaccination campaigns.
...
why are mass vaccination campaigns likely to increase covid-19 morbidity and mortality rates?

from a purely scientific perspective and even regardless of all (important!) ethical issues they raise, mass vaccination campaigns conducted in the midst of a pandemic are doomed to fail and have unforeseeable health consequences, not only for individual vaccinees but also for the global human population.
...
however, there shall be no doubt that the endgame of this convergent evolution of vaccine-mediated immune escape mutants is full resistance of sars-cov-2 to the covid-19 vaccines. when this happens, vaccinees in particular will become extremely vulnerable to covid-19 disease as they will no longer be able to rely on their innate abs for those will be outcompeted by their vaccinal abs for binding to s protein.
...
ıt is appalling that some leaders of the very institutes disclosing some of these critically enlightening data on the evolutionary molecular dynamics of circulating variants seem to be denying the observations of their co-workers and continue to blindly advocate for mass vaccination. ınstead, some of them are even bold enough to encourage arrogant and scientifically illiterate fact-checkers to misrepresent compelling scientific evidence as a hoax and debunk experts who put their career on the line in making this critically important information accessible to the broader public.
...
compassionate scientists who have been taking a deep dive in these complex matters are now increasingly left with the impression that health authorities and advising experts will simply continue to deny that they are desperately wrong, no matter how compelling the scientific evidence that has been brought to the table and no matter the consequences this unprecedented public health experiment may involve for many years to come.
...

bir de ingilizce bilmediği için iki linki de okuyamayacaklar için (google translate filan kullanın üşenmeyin);

artık yazıyı çok uzattığımın da farkında olarak kısaca ade'yi özetleyeceğim. basitçe anlatacak olursak; aşı ile üretmeye başladığınız antikorlar, virüsün sonraki varyantlarında işe yaramayacaklar (son zamanlarda gelen haberlerden bu sürece çoktan başladığımızı fark ediyorsunuzdur). ancak bu öyle basit bir durum değil. çünkü aşılara bağlı üretimi öğretilen antikorlar zamanla mutasyona uğrayan virüslere tutunabilmelerine rağmen, virüsü nötralize etme özelliklerini kaybedecekler. bu da ilginç bir şekilde virüsün aynı truva atı kullanan bir düşman gibi hücrelere daha rahat girebilmesine olanak sağlayan bir duruma yol açacak. yani vücudunuzu korumak için ürettiğiniz antikorlar işi olduğundan çok daha kötü bir yere götürmeye başlayacak. ilk linkteki şemadan görsel halini inceleyebilirsiniz.

bu noktada sorulması gereken en akıllıca soru "peki bu durum doğal bağışıklıkta neden yaşanmıyor?" olacaktır. doğal bağışıklık aşı gibi basit bir denklemle açıklanamaz. aşı virüsün sadece spike protein kısmına odaklanırken gerçek bağışıklık oluştururken virüse karşı farklı birçok silah geliştiririz. bu da ade riskinin ortadan kaldırır. ayrıca aşı adaylarına kıyasla hem daha üstün, hem de daha uzun ömürlü bir bağışıklık anlamına gelir.

ade durumu virüsün yeni varyantları ile enfekte olan kişilerde hastalığın, hiç aşı olmamış kişilerden çok daha ağır geçmesine neden olmaktadır. ancak bu olay her türlü virüs ailesinde yaşanan bir durum değil; dengue virus, ebola virus, hiv, rsv ve coronavirüs ailelerinde özellikle karşılaşılan bir durumdur. bu nedenle 17 yıl önce yaşanan ilk sars krizinde geliştirilmeye çalışılan aşılar hiçbir zaman ruhsatlandırılamamıştır. belki bugüne kadar hiv virüsüne karşı bir aşı geliştirilememiş olmasın da sebebi budur (araştırmadığım bir konu olduğu için net bir şey söylemek istemiyorum).

peki tahmin edin bakalım bu risk mevcut aşılarda dikkate alınıp, gerekli güvenlik araştırması yapılarak ekarte edilmiş midir? tabi ki hayır. yaşanmasına kesin gözüyle bakılan bu durum belki bu kış, belki de 1-2 yıl içerisinde kendini göstermeye başlayacak ve hastalığa bağlı ölüm oranlarında büyük bir artış yaşanmaya başlayacak. bu artış insanların daha çok korkmasına ve dolayısıyla daha kolay kontrol edilmesine neden olacak. bu nedenle yeni varyantlara karşı üretilen aşıları da mecburen olmaya devam edecek ve kendinizi sonu olmayan bir yola girmiş olarak bulacaksınız. bu konuyla ilgili yolladığım ikinci linkteki yazının sahibi dr. geert vanden bossche sağlık kuruluşlarına ve doktorlara aşılamayı durdurmaları için adeta yalvarmaktadır. ancak görünen o ki kritik noktayı çoktan geçtik ve durmaya hiç niyetleri yok. artık aşı firmalarının bilerek ve isteyerek bu durumu bu noktaya getirmeye çalıştıklarına inanmaya başladım. bu sayede eşi benzeri görülmemiş bir güce sahip olacaklar gibi gözüküyor. israil, avrupa birliği, kanada, abd gibi birçok devlet ve birlik önümüzdeki 5 yıl için bu firmalarla aşı anlaşmalarını yapmaya şimdiden başladılar bile.

sizin anlayacağınız sonu olmayan korkunç bir yola çoktan girdik gibi gözüküyor. emin olun dünya'da insanın neden olduğu hiçbir felaket halkın çoğunluğunun bu felaketi öncesinde fark etmesine rağmen yaşanmadı. her zaman halkın çoğunluğu bizim gibi uyarmak ve farkındalık yaratmak için uğraşan insanları ciddiye almadı ve sonunda kendilerini sonradan çok pişman olacakları kararları almış olarak buldular. bunun en güzel örneği de yakın tarihte nazi almanya'sında yaşanan olaylardır. insanların otorite karşı güveninin ne boyutlara ulaşabileceğini ve günümüzde yaşanan akıl tutulmasını daha iyi anlamak için de milgram deneyi'ni lütfen inceleyin. tarihe bakış açınızı değiştirecektir.

https://en.wikipedia.org/wiki/milgram_experiment
https://vimeo.com/403375062

inanın hayatımda hiçbir konuda şimdiki kadar yanılmak istememişimdir. umarım covid-19 aşı adayları ile ilgili bugüne kadar yazdığım tüm yazılar ileride alay konusu olur ve yıllar sonra bile "aaa sen bugün pandemiyi bitirmemizi ve milyonları kurtarmamızı sağlayan aşılara bok atan yazar değil miydin?" diye dalga geçilir. hatta umarım kanser ve benzeri diğer hastalıklar da mrna aşıları ile gözlerimizin önünde basit hastalıklara dönüşür.

unutmayın çevrenizde aşı konusunda tereddütleri olan neredeyse hiç kimse dünya daha kötü bir yer olsun istemiyor, hiçbiri insanlar ölsün istemiyor. hepimiz ne düşünüyorsak, ne yazıyorsak, ne yapıyorsak hepsi kendimiz, sevdiklerimiz ve hayatı paylaştığımız diğer insanların iyiliği için. kaygılarını dile getiren insanlara aptallarmış gibi davranmayı bırakın. farklı düşüncelere saygı duyun. mahalle baskısı yapmayı bırakın. gerekirse karşı görüşte olduğunuz insanların bile temel hak ve hürriyetler için mücadelenin bir parçası olun. yoksa yarın ihtiyacınız olduğunuzda yanınızda hiç kimseyi bulamayacaksınız.

pişman olmam sanıyorsanız, çok yanılıyorsunuz.

edit 1: bazı typolar düzeltildi, ayrıca dr. peter schirmacher'in raporuyla ilgili yeni bir link ve paragraf eklendi.

edit 2: bir hata yaptıysam açıp düzelteyim diye başlık altında yazılanları zamanım oldukça okuyorum ama genel olarak hiçbir kesin iddiada bulunmadığım graphene oxide üzerine yapılan eleştiriler dışında yazının bütününü ele almaya çalışarak cevap veren tek bir arkadaş gördüm. tabi başka yazan olursa onların da karşı argümanlarını dinlemekten mutlu olurum. insanlar konuşa konuşa anlaşırlar.

öncelikle graphene oxide konusuna geri dönelim. yazdıklarımı tekrar okursanız eğer bu konuda kesin bir iddiada bulunmadığımı görebilirsiniz. kişisel görüşlerimi elimden geldiğince bir kenara bırakarak belli bir seviyedeki bütün iddiaları dikkate almaya çalışıyorum. bu nedenle özellikle 2016 yılında sciencedirect sitesinde efficient mrna delivery with graphene oxide-polyethylenimine for generation of footprint-free human induced pluripotent stem cells yayınlanan bu makaleyi de paylaşma ihtiyacı duydum. buradan graphene oxide'ın mrna'yı taşımak ve korumak için kullanılabileceğini bu aşılar bu kadar gündeme gelmeden çok daha önce konuşulmaya başlandığını anlayabilirsiniz. yani öylesine ortaya atılmış bir iddia değil. buna ek olarak ispanyol bilim adamları tarafından yayınlanan çalışmada da sıvının %99'unun graphene oxide olduğu dile getirildi.

ilk başta bana da oldukça komik gelen manyetizma iddiaları bu çalışmalar sonrasında benim için en azından biraz da olsa dikkate almam gereken bir konu olarak ön plana çıktı. aile içerisinde hiç birimiz aşı olmadığımız için deneme şansımız olmadı ama yakın arkadaşlarımdan aşı olanlar bu durumu yaşadıklarını söylediler. yalan söylemeleri için bir sebep gelmiyor aklıma. ayrıca internette de hiç yoksa binlerce video vardır bununla ilgili.

bakın bütün bunlara rağmen çıkıp da "aşıların içerisinde graphene oxide vardır ve bu durum manyetizmaya neden olur" gibi bir iddiada bulunmuyorum, sadece sorguluyorum. belki vardır, belki yoktur. asıl sorulması gereken soru; siz nasıl bu kadar emin konuşabiliyorsunuz? bilim ne zamandır aşı firmaları tarafından sponsorlanan haber sitelerinin, sosyal medya platformlarının "fact check" bölümlerinden öğrenilir oldu? tabi ki her türlü iddiayı aşı firmaları çıkıp çürütsünler gibi bir beklenti içerisinde değilim ama hakkında bilimsel yöntemlerle argüman oluşturulmuş, milyonlarca kişinin de kulağına ulaşmış bir iddia ile ilgili de aşı firmalarının çıkıp "buyrun size daha önceden yollanmış aşılardan numuneler alarak gerekli incelemeleri yerine getirebilirsiniz" tarzı bir açıklama yapması, "yok öyle bir şey" diyip geçmesinden çok daha sağlıklı olurdu diye düşünüyorum.

her neyse yazının içeriği içinde çok küçük bir kısım kaplayan graphene oxide konusunda daha fazla konuşarak esas kaygı verici konuların daha fazla gölgelenmesini istemiyorum. ortada sağlam bir iddia var ve bu iddia istense kolaylıkla çürütülebilir. çürütülmüyorsa neden çürütülmediğini sormak da gayet doğaldır.

gelelim karşı argümanlarıyla cevap vermeye çalışan purgatory adlı arkadaşımıza: (bkz: #126715283)

"komplocu" gibi basit ithamlarda bulunmuş ama bunları görmezden gelerek cevap vermek istiyorum. çünkü bunlara da takılırsam başlık altında cevap vermeye değecek hiçbir yazı kalmıyor.

graphene oxide iddiasına cevap verdiğimi düşünerek o kısmı hızlıca geçiyorum. graphene oxide ile ilgili yolladığım kaynaklar benim düşüncelerimi değil konu hakkındaki iddiaları içermektedir. hiçbirinin altına imzamı atarım gibi bir iddiam yok. tekrar söylüyorum sadece sorguluyorum ve bir vatandaş olarak aşı firmaları kendilerinden bu kadar eminse bu konuda bilim insanlarına gerekli imkanları sağlayarak bağımsız araştırma yapmalarına izin vermelidir diyorum. anlaması gayet basit, değil mi?

manyetizme olayının debunk edilmesinden de bahsetmiş. bu konuda benim bildiğim bilimsel bir çalışma yok, kendisinin bildiği bir çalışma varsa büyük bir mutlulukla yazıya edit olarak eklerim. manyetizma etkisini gösteren videolar ne kadar fake olabilirse, aksini gösteren videolar da bir o kadar fake olabilirler. çok yakın aşı olan arkadaşlarımdan duymamış olsam konusunu bile açmazdım zaten. ayrıca bu durumun her insanda olduğuna dair de bir iddia da duymadım. bilimsel olarak araştırılıp, kolaylıkla gün yüzüne çıkarılabilir bir konu. tabi aşı firmalarının diğer birçok konuda olduğu gibi sözleşmelerinde bu konu ile ilgili de bağlayıcı bir madde yok ise. lafı geçmişken aşı firmalarının ülkelerle yaptığı sözleşmelerin neye benzediğini merak edenler için; https://www.italy24news.com/news/135226.html

adjuvantlarla ilgili en ufak bir iddiada bulunmamama, hatta çocukluk aşılarının ne kadar önemli olduğundan bahsetmiş ve üstüne de herkesi bu aşıları yaptırmaları konusunda tavsiyede bulunmuş olmama rağmen yazar arkadaşımız neden bir açıklama yapmaya çalıştığını kesinlikle anlayamadım. sanırım o kısımları okumadan geçmiş. bu yazdıklarımı da çocuğu 2 yaşında antibiyotik iğnesi sonrasında guillain barre sendromu şüphesiyle 12 gün hastanede yatmış ve tam olarak iyileşmesi 2 yıl sürmüş bir baba olarak söylüyorum. belki daha da anlamlı olacaktır.

devam edelim, byram bridle'a ait iddiaların "çürüttüldüğüne" dair bir link paylamış arkadaşımız. ilk olarak sitenin adıyla başlayalım: https://byrambridle.com/ direkt kişiyi hedef alan birisi tarafından hazırlanmış, birçok iddiasının arkasında kaynak olmayan ve çoğu cevabın sadece demogojiden oluştuğu bir internet sitesi. oysa byram bridle'a ait olduğu söylenen iddiaların bir çoğu aslında bilimsel çalışmalarda geçen iddialardır. byram bridle çoğunlukla bu çalışmalardan referans vermiştir. sitenin sonuna geldiğinizde ise şu şekilde bir dipnot ile karşılaşıyorsunuz: a concerned scientist. yani sözde iddiaları çürüten "bilim insanımız" adını bile açıklama ihtiyacı duymamış. oysa bilim insanı olarak söz konusu bilimsel çalışmalara gerekli platformlar üzerinden kritiklerini yapabilir ve tartışmaya bilimsel bir üslup ile devam edebilirdi. bu saydığım nedenlerden ötürü ciddiye alıp da cevap verilebilecek bir kaynak olarak göremiyorum bu paylaşımı. ayrıca yazımda byram bridle'ın "we mande a big mistake" açıklamasından daha çok, bu açıklamayı yaptıktan sonra başına gelenlere dikkat çekmek istemiştim. sizin de görebileceğiniz üzere adamın ismi üzerinden domain alınarak isimsiz yazılar yazılacak noktaya kadar uzanmış olay.

gelelim virüsün de organlara yayıldığı iddiasına. yine aksini söylemediğim bir konuda argüman oluşturulmuş. yazımın hiçbir kısmında virüs organlarınıza yayılamaz gibi bir iddiada bulunmadım. arkadaşımız okuduğu şeyi anlayamamış yine. oysa yazımda hastalığı doğal yollarla atlatmanız halinde virüsü diğer organlarınıza inmeden yenebilme ihtimalinizin çok yüksek olmasından bahsetmiştim. bu cümleden bazı durumlarda virüsün organlara yayılabildiğini bildiğimi anlayabilirsiniz zaten. arkadaşımızın yolladığı linkte buna karşı bir argüman bulunmuyor. hatta şöyle de bir kısım var; nonetheless, this hypothesis should be treated with caution, as the number of studies showing actual infectious virus particles in different organs remains limited so far. bu konuyu da açıklığa kavuşturduğumuzu düşünerek bir sonraki argümana geçiyorum.

virüsün aşıdan daha fazla pıhtılaşmaya yol açtığından bahsetmiş arkadaşımız. yazımda bu konu hakkında bir şey yazmamış olsam da madem konusu açıldı bir iki bilgi vereyim. hastalığı ne kadar ağır geçirdiğiniz ile bağlantılı olarak vücudunuzda saptanacak hasar orantılı olması beklenir. yapılan antikor testleri neticesinde dünya'da yüz milyonlarca insanın test bile yaptırmadan bu hastalığı atlattığını biliyoruz. bu kişiler hesaba katılmadan yapılan bütün araştırmaların hangi amaca hizmet ettiği çok açıktır. aynı mantıkla sadece aşı sonrası hastaneye başvuranları dikkate alarak bir araştırma yaparsanız da tam tersi bir sonuç bulabilirsiniz. kesinlikle bilimsel bir yaklaşım değil. kaldı ki yaş faktörü dikkate alınmamış bile. astrazeneka aşısı onlarca ülkede bu nedenle gençlere uygulanması durdurulmuştur. geçelim.

ade ile ilgili aşı firmalarının gerekli çalışmaları yerine getirdiklerini iddia etmiş arkadaşımız ama kesinlikle yanlış bir bilgi. ilk olarak ade riskinin ortadan kaldırabilmek için minimum 2 yıllık gözlem yapmanız gerekmektedir. hayvanlar üzerinden yalandan yapılan bir testle ade riski ortadan kaldırılması söz konusu bile olamaz. ade, virüsün sonraki varyantları ile birlikte incelenebilecek bir konudur. aşıyı 1 yıl içerisinde piyasaya sürdüğünüzde ise fiziksel olarak bu riski ortadan kaldırmış olma ihtimaliniz sıfırdır. ade'nin mantığını anlamamış kişilerce veya aleni bir şekilde yanlış bilgilendirme amacıyla hazırlanmış içi boş bir kaynak.

sonuç olarak başlık altında ciddiye alıp cevap verebileceğim tek argümanın seviyesi buydu arkadaşlar. geri kalanları kendiniz okuyup seviyelerini değerlendirebilirsiniz. aşının virüste yeni varyantların seçilim süreci üzerine etkileri ile ilgili de yazmak istiyordum ama artık işimi aksatmaya başladığımı fark ederek kendime bir "dur" diyorum. boşluk bulursam o konuya da değineceğim umarım.

dipnot: bir de unutmadan, haberiniz olsun bahsettiğim bilim insanlarından birisi "dindarmış". belli ki çok önemli bir bilgi. aşı olmayacağını beyan eden nobel ödüllü virolog, aşıları durdurun diye bağıran mrna aşı teknolojisinin mucidi ve daha nicesi önemli değil ama, onları geçebilirsiniz.

devamını okuyayım »