exyc

  • 401
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

tuvalu

her geçen gün biraz daha sular altına gömülen, sonu hic de parlak olmayan bu küçük ülkenin her şeye rağmen türk insanı bünyesinde “tüvkiye olsak tv adresini alsak onu da satsak” diye olmadık hayaller kurdurma gibi yan etkisi etkisi olabilir. dikkat etmek gerekir.

vassaf son kitabı tarihi yargılıyorum'da tuvaluyla ilgili şöyle der

"güney pasifik’te tuvalu, yakın zamana kadar dünyanın en yoksul üç ülkesinden biriyken, bu 11.000 kişilik ulus devlet, internette kendisine verilen “tv” adresini 40 milyon dolara bir california şirketine satınca, bölüşülen parayla herkes bir gün içinde zenginleşiverdi. ancak tuvalu yok olmak üzere. deniz seviyesinin üç metre üstündeki bu ada devletinin, küresel ısınma sonucu 15-20 yıl sonra suların altında kalması bekleniyor. gene de, ellerine geçen parayla kapitalizmin tüket-at ruhunu bir çırpıda benimseyip uygulamaya koyan tuvalulular, harıl harıl otel, lokanta, gece klübü, hatta mezarlıkların üstüne bar bile inşa ediyor, adalarının yollarını asfaltlayıp genişletiyorlar.

tuvaluluların yeni yaşam tarzıyla birlikte ada halkında aşırı şişmanlık, şeker hastalığı, yüksek tansiyon baş göstermiş; adanın kimi cennet köşeleri oto mezarlığına dönüşmüş; eskiden birbirleriyle sorgusuz sualsiz her şeylerini paylaşanlarda cemaat ruhu kalmamış; her koyun kendi bacağından asılır anlayışı yerleşmiş. dünyada çevreyi en çok kirleten abd’yle, kişi başına en çok kirleten avustralya’yı, küresel ısınmayı hızlandırdıkları için tuvalu’nun batmasından sorumlu tutup, dava etmek isteyen başbakanları koloa talake’ye de il seçimlerde yol vermişler.

tuvalulular memleketlerini terke zorlanacaklarını bile bile, hızla yaklaşan son gelmeyecekmiş gibi tüketim çılgınlığına uyum sağlarken bizden farklı mı davranıyorlar?

dünyayı yaşanmaz kılar, başka gezegenlerde geleceğimizi ararken ulus devletlerimizin savaşlarını da uzaya “yolcu beraberinde” götürmeye niyetleniyoruz.

uyumlu olmamızı kanıksayıp sorgulamamamız bizi uyum müptelası yaptı. idealimiz ahenk ve düzen. tür olarak patalojimiz o halde ki düzeni uyumlu, insanı uyumsuz görüyoruz. insanı anlayabilmek, kendimizi tanıyabilmek için alman psikiyatristi wilhelm reich’ın çoktan unutulan şu sözleri belki her zamankinden geçerli:

“asıl araştırılması gereken, neden az insanın çaldığı ya da neden sömürülen adamın grev yaptığı değil, neden aç insanların çoğunun çalmadığı ve sömürülenlerin çoğunun greve gitmediğidir.”

…”

devamını okuyayım »
05.12.2007 17:48