fareli koyun kavalcisi

  • 118
  • 0
  • 0
  • 0
  • 10 ay önce

türk dizilerini gerçeklikten uzaklaştıran nedenler

kökleri günlük yaşantımıza ve toplumsal kültürümüze dayanan kalıplardır.

karakteri gerçek ve inandırıcı kılan "değişim ve dönüşüm", mahallede de iyi karşılanmaz, dizide de.

örneğin polat alemdar' ın holivud şubesi jack bauer, 24 ün daha ilk sezonunda ailesi kaçırılmak suretiyle uğruna canını verebileceği başkanına suikaste zorlanmış, mesai arkadaşıyla evlilik dışı ilişkiye girmiş, daha sonraki sezonlarda eroine alışmış, senatör kızı evli sevgilisiyle...
liste uzar gider...

yani, evrensel senaryo yazım tekniğinde bakire türkan şoray gibi mutlak iyi ve ahlaklı, önder somer gibi mutlak kötü ve ahlaksız klişeler yoktur, iyilerin kötüye, kötülerin de iyiye nasıl dönüşeceğini nerakla izleriz. örneğin polat alemdar' ın ülkesine ihanet etmek zorunda kalacağı bir iç çatışmaya sürüklenmemesi yüzünden, canım ülkemde soluksuz izlenen malum dizi, kapıkule'den uzağa gidememekte, ancak habur üzerinden, toplumsal şartlanma ve kalıpları bize benzeyen coğrafyalarda alıcı - seyirci bulabilmektedir.

türkler cep telefonunda, otomobilde değişime bayılır ama toplumsal değişimi pek sevmez, ha sever de nasıl sever? cat stevens yusuf islam olursa sever, hans sünnet olup hasan olursa sever, tersi olduğunda ters yapar fena halde...

türk sinemasında bu kalıbı ilk kez kırmayı deneyen, atıf yılmaz' ı ve mine filmini saygıyla anarak bitirelim bu entry' yi... gerçi o filmde de mine karakterinin eşini aldatması için, eşinin darbuka çalıp rakı içen, camoka gibi kahkahalar atan korkunç bi adam olması gerekmişti hafifletici neden babında ya neyse, yine de hayırlı bir dramaturjik milattır...

devamını okuyayım »