faroe adamlari

  • 402
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

vejetaryenleri şoke eden soru

edit: abov başlık başıma kalmış. soru yanlış hatırlamıyorsam şöyle bir şeydi: "ama bitkiler de canlı onu nasıl yiyorsunuz?"

şu güne kadar binlerce defa sorulmuş bir sorunun tekrar sorulmasıdır. bu soruyu sormak mantıksızlıktır. belli ki birileri vejetaryenlerin / veganların bu kararı sadece bitkilerin acı çekmediğini düşündükleri için aldıklarını sanıyor.

vejetaryenler sadece bitkiler acı çekmiyor diye vejetaryen olmazlar.

hayvansal beslenmenin doğada yarattığı zararların bilincinde oldukları için de vejetaryenliği tercih ederler.

hayvancılık sektöründeki hayvanların (livestock) beslenmesi için gereken besinin eşdeğerini, tüm insanlığa dağıtırsanız dünya'da açlık sona erer.

bu, hayvanların otlanması için kullanılan ormanlık alanlar için de geçerli, milyonlarca ağaç sadece et endüstrisindeki hayvanların otlayabilmesi için kesiliyor.

hayvancılık sektöründeki hayvanların içtiği su, çok büyük miktarlarda olup genellikle ziyan olmaktadır (ibunlar çilebilir su kaynaklarından tüketilmektedir ve bu kaynaklar zaten sınırlı miktardadır.)

not: ineklerin su içmesinde sorun yok, sorun doğada sayısının bu kadar çok olmaması gereken bir hayvanı aşırı miktarlarda çiftleştirip su kaynaklarını da aşırı miktarlarda tüketmelerine sebep olmaktır.
okuyunuz

ineklerin ve diğer büyükbaş hayvanların saldığı metan gazı da küresel ısınmaya sebep olmaktadır, havayı kirletmektedir. okuyunuz (üşenenler için: sera gazı salımının %14'üne hatta bazı kaynaklarda %18'ine et endüstrisi sebep olmakta ve bu oran taşıtların saldığı emisyondan daha fazla)

bunun yanı sıra etlerin taze bir şekilde muhafaza edilebilmesi için de çok enerji harcanıyor, bu enerji özellikle marketlerde dev buzdolaplarının çalışması için harcanıyor. etlerin soğuk muhafaza edilebilmesi için buzdolabı bulunduran kamyonların da yakıt masrafı ve doğaya karbon emisyonu var, bunlar hafife alınacak şeyler değil. aynı şekilde, hayvanların çiftlikten mezbahaya ulaştırılmaları sırasında da fazlasıyla sera gazı salınıyor.

birleşmiş milletlerin yayınladığı vejetaryenlik hakkındaki rapora şuradan ulaşabilirsiniz. (bkz: livestock's long shadow)

hadi veganlar, vejetaryenler aptal, hadi onlar proteinsiz kalmış. birleşmiş milletler de mi bir halt bilmiyor?

karbon ayak izi nedir?

vejetaryenlerin karbon ayak izi

enerji dönüşümü çok basit bir şeydir.

bitkiler güneş enerjisini doğrudan kullanır, birincil tüketiciler ise dolaylı yoldan (yani inek,koyun,kuzu). her katmanda enerji bir sonraki katmana %10 olarak geçer. bu durumda bir ineğin yaşatılması için gereken enerji, resmen israftır. ayrıca her katmanda zehirli madde birikimi de artar, bu da zararlı madde demektir. toksinler, ağır metaller, bunlara bir kaç örnek.

bitkilerin sinir sistemi yoktur, bitkiler hareket edemez (ay çiçeğinin hareketi başka bir şeydir), bitkiler göremez, bitkilerin içgüdüsel hareketi yoktur, motor refleksi yoktur, omurgası yoktur. ayrıca bunların hepsi zaten bir sinir sistemi gerektirir. diyelim bitkiler hissedebilir, tamam, diyelim acı da çekiyorlar, yine de bir hayvan kadar acı çekmiyorlar. zaten hayvanların bir şeyi hissedebilimelerinin sebebi tehlike anında tepki verebilmek içindir. tepki verebilmek için yani işlemlerin yerine getirilebilmesi için bir beyine ihtiyaç duyarız. tehlike / uyarılma sinirleri tetikler, sinirler beyne mesaj gönderir, beyin buna göre tepki gösterir. beyni olmayan bir canlının neye nasıl tepki vermesini bekliyorsunuz?

ha tamam, bir araştırmaya göre havuçların topraktan koparılışı esnasında belli bir frekans aralığında ses çıkardıkları doğrudur, zaten havuç köküyle birlikte yenen bir canlı olduğu için siz havucu söktüğünüz zaman o ölmeye başlar. ama siz şimdi havuç ile bir koyunu nasıl karşılaştırabilirsiniz? ikisi çok farklı canlılar ve bir havucun bir koyun kadar acı çektiğini şu anda kanıtlayan herhangi bir bilimsel bir çalışma yok.

diyelim ki birgün uzaylı istilası oldu ve bu uzaylı türü insanlardan kat kat zeki, öyle güçlüler ki bizim hareket kabiliyetimizi bile kontrol edebiliyorlar. bu uzaylılar indikleri bütün gezegenlerdeki canlıları yiyor. bunlara insanlar da dahil, sırf onlar bizden zeki diye biz yemek olmalı mıyız? aynı şey en endüstrisindeki hayvanlar için de geçerli, sırf insanlar kadar zeki değiller diye bu canlıları yemek zorunda mıyız? yani bir gün uzaylı istilası olsa ve böyle bir bir durumla karşı karşıya kalsak, buradaki herkes "aa bu canlılar bizden zeki, e o zaman akşam yemeğinde yenilmeye razıyız" mı diyecekler? tabii ki de demeyecekler. kim bilir, belki de biz bu uzaylı türüyle iletişim kurmaya çalışacağız ama onlara göre o kadar ilkel olacağız ki onlar bizi "ne ciyak ciyak bağırıyor bu" diyip bir lokmada yutacak. hayvanlar da bizle iletişim kurmaya çalışıyor ama onları anlayamıyoruz. hayvanlar bize kendilerini ifade edemiyorlar ya da biz onların dilinden anlayamıyoruz diye mi et yemeyi savunuyoruz? şimdi bitkilere geri dönelim. bazı vejetaryenler vardır "gözü olan hiç bir şeyi yiyemem" diyen. belki bir gün bitkilerin de böyle özelliklere sahip olduğu kanıtlanır ve o zaman bu savlar haksız çıkılabilir ama eldeki verilere bakarak böyle bir yargı yapmamız henüz mümkün değil, araştırmalar henüz teori niteliğinde (burada bitkilerin hissetmeleri ile ilgili olan kısıma gönderme yapıyorum)

bir domatesi domates bitkisinden koparırsanız o bitki ölmez ve o bitki tekrar domates verebilir ama siz bir koyunun bacağını keserseniz o bacak yeniden çıkmaz ve koyunun da hayatını kaydırmış olursunuz.

bitkilerin annelik - evebeynlik içgüdüleri yoktur.

yukarıdaki videoda dikkat ederseniz anne inek hiç bir şey yapamıyor, çünkü bu hayvanların hepsi kendisini savunmaktan aciz. madem "insanın doğasında var", gidin av yapmaya çalışın, çünkü insanın ve doğanın düzeni bu şekilde işliyor. bedavaya et yok kimseye, herkesin et bulmak için çalışması lazım, av yapması lazım zaten. kendini savunmaktan aciz hayvanlara zulüm etmek kolay. bunu bir kaplana yapmaya çalıştığınız zaman ne olacağını az çok kestirebilirsiniz. siz onun yavrusuna dokunamadan zaten ölmüş olursunuz. et yemenin doğanın bir kuralı olduğunu biliyoruz. ama insanlar et yemeden de ihtiyacı olan bütün proteinleri ve mineralleri alabilecek kadar zeki ve teknolojik olarak ilerlemiş durumda. siz tarım yapan bir kaplan gördünüz mü?

avını yakalayan bir kaplan, gelecek nesillerin daha bilinçli ve daha hızlı olmasını sağlıyor, bu sayede doğal seçilime katkıda bulunuyor ama et endüstrisinde öyle bir şey yok, hayvanlar herhangi bir sınava tabi tutulmuyorlar, öylece öldürülüyorlar. yani sorun tam da burada işte, bu doğanın dengesiyle oynamaktır. bu doğanın dengesiyle oynarken aynı şekilde dünya'yı da kirletmektir.

meraklısına ingilizce makale

edit:

--- spoiler ---

(+18) buradan bir vahşet videosu izelenebilir.(+18)

(+18) erkek civcivlerin gereksiz olmaları sebebiyle canlı canlı öğütülmeleri

--- spoiler ---

edit 2:

yeni yargılar, fikirler eklendi. anlatım bozuklukları giderildi.

edit 3:

entry'i toparladım.

devamını okuyayım »
21.02.2016 03:16