fataliyev

  • prezentabl (586)
  • 868
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

yunanistan

1821’de başlattığı bağımsızlık hareketinden günümüze dek hemen her gününü batı avrupa ülkelerine borçlu olarak geçirmiştir. maddi ve manevi.

ama benim üzerine konuşmak istediğim nokta farklı; batı avrupa ülkeleri de kendilerini yunanistan’a karşı borçlu hissediyor.

açıklayalım:

batı avrupa, fransız ihtilali sonrası yaşadığı aydınlanma ile kimliğini yeniden şekillendirdi. mirasına “çöktüğü” roma imparatorluğu’nu baştan aşağıya etkilemiş olan yunan kültürünü ortak bir payda olarak kabul etti. (bu noktada ingiliz ve fransız romantiklerinin katkısından bahsetmemek olmaz.) neticede antik yunan'da filizlenen felsefi düşünce/çoğulcu yönetim, yani onların gözündeki medeniyet’in temelleri yunanistan’da atılmıştı. tarih, eğitim ve düşünce yapılarını da bunun üzerine kurdular.

antik yunan'ın, alfabesi dahil hemen her şeyini ticaret yolu ile doğudan devşirdiği gerçeği onlar için hiç önemli değildi. çünkü onlar "eski batı" ve "eski doğu" tarih tezine göre batı medeniyetini "suyun karşı tarafındakilerden" ayıracak bir psikolojik sınır peşindeydi. borçlu hissettiği, antik yunanla zerre ilgisi olmayan yunanistan da bu sınırın ta kendisidir.

son olarak efsane üstad fernand braudel'in konu hakkındaki yorumu ile tamamlayalım:

"biz batılılardaki "yunan mucizesi" fikri, yaşayan her uygarlığın, her insan topluluğunun kendine kökenler bulma, kendi zevkine uygun atalar yaratma gereksiniminden geliyor olmasın sakın? bunlara inanmak neredeyse bir zorunluluktur."

fernand braudel - bellek ve akdeniz. sayfa 286.
metis yayınları

edit: imla ve debe teşekkürü

devamını okuyayım »