flelf

  • 146
  • 12
  • 6
  • 0
  • evvelsi gün

yazmak

eskiden düşünerek yazmak modaydı. var olan gereçlerin getirdiği moda. aslında moda falan değildi sadece kağıt ve mürekkebin sınırlamaları vardı. bir sayfayı yazmadan önce birkaç sayfalık düşünülürdü. düşünme eylemi arttıkça kavrayış da katlanarak artıyordu. bir nevi kendini geliştirmeydi bu. şimdi yazmaya başladık mı sınırlamaların engeline takılmadan yazıyoruz. düşünmeye ne gerek var ki, mürekkep mi yoksa kağıt mı bitecek? ne gerek. bir fikir yeşermeye dursun hemen koşuyoruz klavyemizin başına. fikir dallanıp budaklanmadan ekranın başında bir süre sonra tıkanıp kalıyoruz. sonra da bir sonraki tohumun düşmesini bekliyoruz. tekrar ve tekrar.

bir de hızlı devrin yavaş insanları olmamız problemi var. gündem, kişisel beğeni, yorumlama ve kitlesel ya da bireysel tüm akış uygulamaları gibi dertlerimiz var. düşünmek şöyle dursun anlamak için ufak bir çaba bile sarf etmiyoruz. en iyisi başlayayım sonrası gelir diyoruz. duyguları bir anda boşaltıp kaçmak istiyoruz. buna da yeni nesil yazım diyoruz. yazmak düşünmekten sonra gelir. biz yazmaya başladığımız zaman beyaz metin kutusuna bakarak yeni fikirler edineceğimizi zannediyoruz ama içe, karanlığa dönüp bakmıyoruz. karanlık, hiç olmazsa görmeden bakmayı sağlıyor. yazı, kalemle kağıdı değiştireli beri düşünmek için bir gereklilik de kalmadı.

ne diye böyle genel konuşuyorum ki, değil mi? düşünen de var düşünmeyen de amk.

devamını okuyayım »