fremaan02

  • 87
  • 2
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

askeri mahkeme

sene 2013 aylardan haziran, her yer yemyeşil, herkes mutlu, havalar güzel. türkiye'min güzide orduevlerinden bir tanesinde eksik personel (personel kıtlığı) dolayısıyla garnizondan, il sınırları içinde bulunan orduevine geçici görevle atandım. yazın orduevleri gayet yoğun olur, buradaki eksik görevlendirmeyi bana münasip gördüler herhal. 3 ay 12 gün görevde kaldım sonra tekrar garnizon komutanlığına çekildim. neyse, orduevlerinin çoğunun yeşil alanı boldur, yeşile doyarsınız. manzaraları efsanedir, şehrin en güzel ve en ihtişamlı yerleri hep bu sosyal tesislerindir. bazı orduevlerinde mesire alanı ve çam koruluğu olduğu zaman çeşitli hayvan ve malik popülasyonu artar ve bir başka güzellik gelir bu tesislere.

bahsi geçen tarihte görevli olduğum orduevinde bir yüzbaşı hayvanlara karşı acayip duyarlı, orduevlerinde zaten çeşitli olarak hayvan besleniyordu ama bu askeri tesis işi bayağı bir arttırmış nedeni ise yüzbaşının orduevi müdürünüde arkasına alıp toplam sayıları 40 civarı olan tavuk, tavuşkuşu, keklik, ördek, kaz, kedi ve 3-5 tane kafeste kanaryalar. mesire alanında ve masaların arasında rahat rahat geziyorlar ilk baş yagırgadım sonra alıştım.

neyse çok fazla uzatmayalım iş mahkemeden başka yere kayacak yoksa. haftaiçi bir gün öğle saatleri sakin vakitler, bir uzun dönem garson er kendini gagaladığı gerekçesiyle horoza sağlam bir tekme patlattı. elinde tepsi, hayvanın kafasına gelmiş olacak ki ( tam dikkat etmedim) , hayvanın yere düşüp, kendini salıp kanat çırpmasıyla birlikte camdan bahçeyi izleyen sivil memur usta aşçı'nın bıçakla otelin lokanta kısmından dışarı çıkması bir oldu. hayvanı "ölecek zaten" bahanesiyle kafasını alıverdi. tam da öğle molasına meslektaşım bahse konu yüzbaşı ile lojmanlara giderken bunun bu olay gözüne çarptı. çocuğu sağlam bir hırpaladı, yakında bulunan askeri hastanede tahminen 2-3 gün misafir ettiler uzun dönem garson erimizi. sonra taburcu edildi bu garson erimiz hastaneden, bu süre içinde yüzbaşı çoktan dilekçeyi yazıp ekte bulunan video ve fotoğraflar ile görüntüleri garnizon komutanlığına ivedilikle yollattı.

ertesi gün gelen hakim kurmay albay, tabii bizim yüzbaşı'nın hayvanlara karşı hassasiyeti il sınırları içinde orduevine gelen tüm askeri personel, emekli askeri personel ve aileleri tarafından taktir ediliyordu. gelen askeri hakim inceledi, çıkardı, topladı, bindi aracına gitti. 2 veya 3 hafta sonra uzun dönem garson er askerin savunması alındı. 1 hafta geçti geçmedi mahkemeye aşçıda dahil edildi diye duyduk. bizim yüzbaşı olayı her akşam orduevine uğrayan hakim subaydan bilgi alarak takip ediyormuş, oradan duyduk anlayacağınız. neyse galiba bu duyumdan sonra 2 yada 3 gün sonra mahkeme evrakı gelmiş, ertesi gün mahkemeye çağırmışlar herkesi, haberim yok gidecekleri sabah haberim oldu. aslında merak ettiğim ve takip ettiğim bir olaydı ama gidemedim.

as.vet.okl. ve eğt.mrk.k.lığı'ında görülen davada kararı hemen vermiş bizim tıknaz albay. uzun dönem garson erimiz sürüldü ve 3 ay kadar askerliği uzadı. bu anormal bir durum ama bir subay işin peşini bırakmaz ise normal olabiliyor. kısaca hatırladığım kadarıyla cezası askeri üste bulunan canlıya zarar vermek, yaralamak, ziyaretçi ve lojmanlarda bulunan sakinlerin çirkin bir takım görüntüler ile karşılaşmasını sağlamak, askeri üssü kirletmek, komutanlarının uyardığı hususta davranmamak ve emre itaatsizlikten cezalandırıldı. emre itaatsizlik tuhaf gelebilir ama o dönemde orduevlerinde çimlere basmak bile yasak ve ciddi şekilde azarlanma konusu, bulunduğumuz sosyal tesiste canlılara zarar verme diye koskoca birde tabela vardı. bu nedenle komutan tüm personele emri konuşmadan vermiştir, ama nafile.

aşçı ise 2 hafta görevden uzaklaştırma aldı. onun hükmü ise sosyal tesiste bulunan orduevi müdürlüğü tarafından konulan emirlere uymamak, tesiste bulunan canlının ölümüne sebebiyet vermekten 2 hafta tatil yaptı.

hayatım boyunca askeri mahkemeler ile ilgili ilgim ve alakam bu yazdığım satırlardır. kimi yanları trajik, kimi yanları üzücü olsada olan bizim horoza oldu. o günden sonra tavuklar bir daha ne civciv çıkardı, nede yumurta üstüne yattı.

devamını okuyayım »