galatyphoon

  • 1874
  • 0
  • 0
  • 0
  • 8 yıl önce

2008 abd bankacılık krizi

esasen, 2007 mortgage krizi olarak başlayan hadisenin tam anlamıyla bir bankacılık krizi şekline dönüşmüş halinden başka bir şey değildir bu kriz. gerçi burada "dönüşmüş" diyerek kesin bir tabir kullandık ama daha net bir şey yok, ama emareler de yok değil. gök tepemize çöküyor gibi bir intiba bırakmaktan azami ölçüde imtina ettiğimi belirterek konumuza girelim.

bu yazının konusu ise, bu emarelerden birisi. konumuz reserves of depository institutions. bilindiği üzere fractional reserve banking system mantığı çerçevesinde bankalar dağıttıkları kredinin belirli bir oranı miktarında parayı fed bünyesi içinde kendilerine ait bir hesapta tutmak zorunda. yani bir banka toplam 100$ kredi vermişse, söz gelimi 1-2$ kadar parayı da rezerv olarak rezerv olarak tutmak zorunda. (kredilerin büyüklüğüne göre % 0, %3 ve %10 nispetinde)

eğer bir banka rezerv eşiğinin altına düşerse, bankanın para bulup açığı kapatması beklenir. genelde bankalar bunu tahvil çıkartarak kapatırlar. eğer hiçbir yerden para bulamazlarsa fed'in fed discount windowundan borç alırlar. eskiden yüksek faiz nedeniyle nadir olan ve istenmeyen bir hadise olan bir durumdu bu. bu yüzden discount window için lender of last resort denirdi. öte yandan, fed'in discount faizleri indirmesi ve daha da önemlisi bankalar için likiditenin kuruması nedeniyle son zamanlarda çok rutin bir durum olmuş.

http://www.federalreserve.gov/releases/h3/current/

yukarıdaki linkten bankaların tutmuş olduğu rezerv miktarını ve bunun ne kadarını kendi sermayelerinden (non-borrowed sütunu) sağladıklarını görebilirsiniz. şimdi burada asıl şok edici nokta şu; ortalama olarak 40 milyar $'ın az üzerinde seyreden "non-borrowed" sütunu geçen iki hafta içinde 50 senelik tarihte bir kere bile olmamış bir şeyi yapıyor ve aniden 8 milyar $ eksiye düşüyor. aşağıdaki resim durumu özetliyor.

http://img174.imageshack.us/…y.php?image=fedsh1.gif

geçmiş verilere de aha şuradan bakabilirsiniz.

http://www.federalreserve.gov/…/h3/hist/h3hist1.txt

1959'dan beri, bir kere bile bu sütun eksi olmamış sevgili kardeşlerim. şimdi şunu sorabilirsiniz, iyi de ne anlama geliyor bu? kardeşler, bu hadise şu anlama geliyor; abd bankaları'nın toplamda rezerv olarak tutacak kendilerine ait bir varlık kalmamış, başka hiçbir yerden de borç alamadıkları için yasal olarak tutmaları gereken rezervleri, olduğu gibi fed discount window'dan yani lender of last resort denilen yerden borç alarak tutuyorlar.

bunu türkiye'ye uyarlarsak, türk bankalarının likidite kurumasından dolayı gec likidite penceresinden borç alarak munzam karsiliklarını ayırdıklarını düşünün bir hele...

velhasıl görünen o ki, abd bankalarına fed'den başka kimse borç vermiyor. yine görünen o ki, fed de zıçar gibi para basarak abd bankalarını besliyor. bu arada not olarak şunu da ekleyeyim, fed hiçbir şekilde discount window'dan hangi bankalar para çekiyor açıklamıyor. zira bu durumu halka açıklasalar, panik nedeniyle muhtemelen northern rock benzeri olayları abd'de de göreceğiz.

öte yandan, abd bankaları, likidite darlığı içinde para toplayabilmek için atm'den para çekme ücreti vs. gibi daha önceden görülmemiş uygulamalara gidiyorlar, acziyetin bir göstergesi de bu olsa gerek.

ha bu durum illa ki bizdeki 2001 bankacılık krizi gibi bir krize dönüşür mü, o konu hakkında kesin konuşmayayım? zira abd ve avrupa bankalarının ardında babalar gibi fed ve ecb var. bu da ayrı bir tartışma konusu tabii. zamanında bize fikir verip, bizim bankalara el koydurup ekonomiyi zikip atıp, sonra da akp'yi başımıza bela edenler, nedense kendi bankaları söz konusu olunca 250 milyar € parayı tek seferde bankalara verilmek üzere açık çek yazıyorlar. ee o zaman soru şu, su götürmez şekilde hata yapıp, subprime mortgage kredisi verip zarar yazan citigroup veya ubs'nin yanında devlet bonosu alıp zarar yazan demirbank çok masum kalmıyor mu?

neyse, bu da ayrı bir yazı (komplo) konusu olsun...

devamını okuyayım »