garcus

  • 1240
  • 33
  • 25
  • 1
  • bugün

e-ticaret sitesi açmak

sıfırdan başlayıp e ticaret sitesi kurmaya kadar ilerleyen kendi hikayemi paylaşıyorum. biraz uzun bir yazı. ilgilenenlere yol gösterebileceğini düşünüyorum. fikir ve tavsiyelere de açığım.

yaklaşık 4 sene önce, üniversiteye başladığım ilk senenin yazında sevgilimle interrail yapabilmek için ufak ufak para biriktirmeye başladım. kyk alıyordum, ailem biraz para veriyordu ve özel ders verip çalışıyordum. 1 sene boyunca özel derslerden kazandığım parayı biriktirdim ve 2016 yazında çıktık 1 ay özgürce gezdik. bu arada not düşelim, o zamanlar kenara atılan azıcık öğrenci parasıyla avrupa'da 1 ay gezilebiliyordu çok uzak değil şu an hayal olan şeyler.

bu 1 senelik ders verme sürecinde bir kasım ayında şubat ayında doğum günü olan sevgilime ne alsam diye düşünürken el yapımı deri bir çanta beğenmiştik onu mu alsam demiştim. sonra baktım hem istediğim gibi değil hem de param yoktu o kadar. dedim ben yaparım. mimarlık okuyor olmanın da verdiği gazla başladım araştırma yapmaya. yabancılar bu tarz işlerde iyiler. türkiye'de şu sıralar yavaş yavaş ilerlemeye başladı ve bunda benim de payım olduğunu düşünüyorum az sonra neden olduğunu da açıklayacağım. "how to make it hand made ...." diye aratınca bir ton şey çıkıyor zaten. baka baka öğrendim bir şeyler. tasarladım çizdim ettim. gittim malzemeleri aldım. tabi biraz pahalılar hem de yaza interrail var. düşüne düşüne hesap kitap yapa yapa aldım. satın alsam daha ucuza gelecekti belki o derece malzemeler var. hevesli hevesli yaptım çantayı verdim. ben yapana kadar tabi bir çok şey öğrendim mecburen. ilgimi çekti yapmaya devam ettim. tütünlük ihtiyacım oldu onu yaptım. kalemim çoktu kalemlik yaptım. defterleri seviyorum defter yaptım. cüzdan yaptım derken ilerledim baya.

2016 senesinin başında, fotoğrafla da ilgiliyim hem de mimarlık öğrencisiyim bana da faydası olur diye ürünlerimi sosyal medyada paylaşmak istedim. insanlar soru falan soruyorlardı satılık mı vs diye ama pek satma niyetim yoktu. satacaksam da çok düzgün olsun kafasında olduğum için genelde geri çeviriyordum. bi yerde artık baktım ürünler tamam sıkıntısız. ufak ufak satmaya başladım. o ara bu işi yapan iyi olduğunu düşündüğüm sayfalara mesajlar attım, dedim şunu nereden alabilirim? bunu nasıl yapabilirim? ama hiç cevap alamadım hatta engellendim. o ara bu üzücü gelmişti ve bu saçma sapan hırsları sinirlendirmişti. aç gözlülüktü bu resmen. küçük insan işidir. işinde iyiysen satarsın bir şekilde, kaldı ki ürünler el yapımı bi dünya insan yapsa yine alıcı hep çıkar. işin kalitesine bağlı.

neyse efendim ben de iyice öğreninde her şeyi oturdum o zamanki ekşi sözlük hesabımla * ne biliyorsam yazdım. dedim ben zorlandım, yeni heveslenenler zorlanmasın. kendi reklamımı da yapma amacı gütmeden paylaştım bildiklerimi. ekşi şeylere çıktı oradan sonra bi dünya mesaj yağmaya başladı. beni takip edenler varmış aralarında, teşekkür edenler oldu. aralıklarla sürekli teşekkür edenler oluyordu. işini gücünü bırakıp başlayanlar bile olmuş yazıyı okuduktan sonra. buyurun yazı da bu. bu yazıdan sonra okuyup kendi sayfasını açan çok fazla insan ile iletişime geçtim. hepsine de tek tek helal olsun diyorum. uğraşın ne deyim. ben piyasada böyle işlerin olmasından memnunum, rakip olarak görmüyorum. iyi olan satar bir şekilde. her zaman müşterim artarak devam etti hiç azalmadı. satanlar arttı ama talep de arttı.

bu arada ben sürekli yeni ürünler deneyip ekliyorum, fotoğraf çekiyorum(fotoğrafa da ilgim var 10 senedir çekiyorum amatör olarak) biraz para kazanıyorum satışlar oluyor. dersi bıraktım buna yöneldim bir noktadan sonra. okul var o da yoğun. bildiğin ek iş oldu bana, okuldan artan vaktimi buna ayırmaya başladım. kazanıyorum ama kazandığımın da çoğunu yatırıyorum sürekli işe geri. amacım hep daha iyi olmasını sağlamaktı. ev geçindirmiyorum bir şey yapmıyorum. kendime rahat edebileceğim kadar miktarı alıp gerisiyle sürekli malzeme alıyordum yeni şeyler deniyordum. bu arada da sayfa popülerleşiyor tabi gittikçe talep artıyor. iş teklifleri geliyor. dükkan teklifleri geliyor. kimisi dükkanına koyup emeğimi sömürmek istiyor kimisi toptan alıp fiyatı iyice öldürmek istiyor. benlik değildi bu hareketler. hem aman aman parada gözüm yoktu hem de bir marka değeri oluşturma derdindeydim. başkalarına para kazandırmaktansa kendime yatırım yaparım, reklam veririm marka bilinirliğini arttırım daha iyi dedim hem de fiyatlar daha uygun olur diye düşündüm.

çekilişler yapıyordum bazı hesaplarla anlaşıp. oralardan da görüp takip edenler olmuştu baya. bir yandan da bloggerlar bana hediye yolla yayınlayayım diyorlar *. yahu diyorum yok. yok. hedef kitlemiz ayrı. hoşuna gittiyse satın alabilirsin yani ben şimdi sen bi story koyacaksın diye neden el emeğimi yollayayım sana. onun yerine instagram reklamı veririm daha iyi. yada beğenip satın alıp hür iradesiyle yayınlıyorsa yayınlasın. işi getirmek istediğim noktalar birisi de bu.

2017 baharında arkitera ile mailleştik. mimarlık öğrencisi olmam ve bu ürünleri tasarlamam sebebiyle röportaj şeklinde bir yazı yayınladılar. onu da şöyle bırakıyorum. bu yazıdan sonra bir de instagramda yayınladır. iyice popülerleşti sayfa. tasarımcı bir sürü insan haberdar olmuştu arkitera sayesinde. onlara da teşekkür ediyorum buradan. gittiğim çoğu ortamda "aa sen şunları yapansın di mi" şeklinde çok fazla sohbete dahil oluyordum. beni mutlu ediyordu tabi bunlar, gün içinde hiç tanımayıp karşılaştığım ama yazılarımdan birisine denk gelip beni tanıyan ve bunlardan faydalanmış insanları görmek motive ediyordu. insanların da ilgisini çekiyor bir yandan da bir şeyler denemek istiyorlar, fikir danışıyorlar vsvs.

o aralar da marka adını düşünmeye başladık. kız arkadaşımın bulduğu isme karar verdim ben. marka adı falan yoktu elyapımı.deri yazıyordu her yerde. ismini strawderi olarak koyduk. kendisi çilekleri çok sever, ayrıca onun sayesinde başladım ve çok fazla yardımı oldu bu sebeple fikirlerine değer de verdiğim için buna karar verdim. yakın zamanda da logo revize edildi zaten şuan açarsanız instagramı görürsünüz hem güncel hal hem de güncel paylaşımları.

okul ilerliyor ben ilerliyorum iş ilerliyor derken tabi ara ara okul çok yoğun hiç bakamıyorum bazen insanlar çılgınlar gibi soruyor belirli dönemler var çünkü bunu da keşfediyorum bir yandan. bir yandan evde yapmak zor oluyor çok ses yapıyor pat küt vura vura. odamı leş gibi yaptı zaten hem maketler hem çizimler hem deriler. o yüzden ilerleme de yavaşlıyordu. bir de geçim derdim yok dediğim gibi, maksat iş ilerlesin ve harçlığım çıksın o yüzden hiç kaliteyi düşürmemeye çalışıyorum. azar azar ama öz yapma derdim var. marka yaklaşımlarım da o ara şekillenmeye başlamıştı; minimalist, işlevsel ve uzun ömürlü ürünler üretmek.

o aralar facebook ve instagram reklamları ile tanışmaya başladım. zarar ziyan çok olur buralarda dikkatli vermezseniz bunu öncelikle belirtiyim. mantıklı davranmaya çalıştım biraz da sabırlı olmak lazım sanırım ve o aralar bu reklam olayaları da çok benim gibi kendi işini yapan insanlara düşmemişti reklam açıkları vardı. dolduruyordum bir şekilde her yolladığım reklam olumlu oluyordu. deneye deneye çözmeye başlamıştım onu da. ara ara çılgınlar gibi sipariş geliyordu bazen mesaj yağıyordu yetişemiyordum artık web sitesi kurma fikri kafama yerleşmeye başlamıştı. sene 2017 sonları. e ticaretin türkiye'de henüz çok gelişmediği ve hep işe yarayacak bir şey olduğunu düşünüyordum. bu işle faydası olmazsa da ileride başka bir iş yaparım faydası olur mantığıyla bakıp araştırmaya başladım.

o ara tasarım atölyesi kartalile görüşme yaptım. bir etkinlikte konuşmuştuk dedim böyle şeyler yapıyorum hem tasarımcıyım hem öğrenciyim hem de kartal'da yaşıyorum bi bakın isterseniz. dediler tamam gel bize bir anlat sen şunu. gittim detaylıca buraya yazdığım gibi başımdan geçenleri anlattım. birkaç şey söyleyip beni aydınlattılar sağ olsunlar. sonra kartal meydan'da bir konteyner var kırmızıdır. ismi de tak kondu hatta şuraya linkini bırakıyorum incelersiniz isterseniz. burayı kullanabilirsin dediler. dedim vay anasını ciddi misiniz falan. anahtarı verdiler bana gittim yerleştim. hem kendileri etkinlikler için kullandılar hem de ben çalışmalarıma burada devam ettim. o zamandan beri kullanıyorum. kendilerine hep teşekkür ettim yine etmek istiyorum. bu gelişmeler beni umutlandırıyordu hep. motivasyon yani. bir yandan da insanlar ürünlerden memnunlar. alan bir daha alıyor birkaç tane alıyor hediye ediyor vs. daha hiç geri iade olayı yaşamadım çok enteresan bence.

bu olaylar devam ederken benim mezuniyet yaklaştı. diplama projesi sürem kötü geçti o ara kötüydü benim için. hem iş boka sardı hem ekonomi boka sardı dolar fırladı 6 ya 7 ye kyk bitti aile para vermeyi kesti ben kaldım mal gibi ortada. ailemle yaşıyordum onlar da gitti antalya'ya ben kaldım evde tek. geçim derdi başladı, okul kötü gidiyor ev işleri var. o zaman anladım. dedim ya mezun olur olmaz bu işte şansımı denerim yada biter gider parasızlıktan perişan oluruz köle gibi çalışırım istemediğim bir işte.

son kalan paramla marka teciline başvurdum. birisi gitmiş alan uzantısı olan com'u almış ben de napıcam .net kötü .co kötü dedim. com.tr bu şekilde alınır diye öğrendim. gittim tescile başvurdum. hayalim o zamanlar strawderi.com.tr açmak ve sitenin işlediğini görmekti. hem de dedim marka kimliği açısından tescil önemli. alıyım dursun kenarda diye düşündüm. 2000 liraya mal oldu bana. geçen kasım başvurdum, şubatta da çıktı. ben o ara bitirme projesiyle çılgın atıyorum. bi yandan dediğim detaylar.

kafamda şunlar vardı;

1- e ticaret sitesi istiyorum

2- kosgeb var sürekli birileri bahsediyor birileri de çıkmaz o geç diyor. aklımda bu

3- site için şirket lazım

4- sanal pos lazım. vergi lazım.

5- bağkur lazım.??'!!!

6-muhasebeci ???!?!!

7- site tasarımı

8- ürünler düzgün fotoğraflanacak

9

10 11 diye uzayıp gidiyor. sürekli bunları düşünüyorum para yok. ülkede kriz var. ben sipariş yapamıyorum vakit yok. uyku uyuyamadım aylarca. 1 kişi çıkıp da şöyle şöyle yap demedi. her gelen ya askerlik nolacak dedi yada işe ne zaman başlıyorsun dedi. evlilik? ne zaman dediler ya. evlilik. yahu sanane sanane. bi sal ya.

yahu diyorum iş yapıyorum ya. deniyorum işte bir şeyler. detayları var. bilmediğim öğrenmem gereken bilgiler var. bu nasıl olacak o nasıl olacak araştırıp duruyorum. ülkemiz zaten cennet herkes her konuda bilgi sahibidir, herkes her şeyi en iyi bilir. kimse kimseyi dolandırmaya çalışmaz zaten bilirsiniz. sürekli birileriyle konuşup bilgi toplamaya iş yapmaya çalışıyorum. sırf site için belki 50 kişiyle ayrı ayrı görüştüm. denedim de hatta bir yakınımızla. aa hatta 2 kez denedim şu hostu alalım yok şu temayı alalım inandım inandım bilgim yok diye kaldım mal gibi ortada. dedim ya parası neyse verip şu site yapılacak yada ben öyle yada böyle öğreneceğim. ya diyorum ben ürün mü tasarlayıp yapıyım oturup site mi öğreneyim ev mi geçindireyim okul mu okuyayım. hepsini yapmaya çalıştım. neyse ki okulu iyi bir notla bitirdim.

okul aradan çıkınca ilk iş kosgeb eğitimine gittim. gitmeden ekşide yazılanları okuyup gitmeme kararı alacakken vazgeçtim öğreniyim dedim. faydası oldu. tavsiye ederim. en azından projemin tam oluğunu, şirketin açılmak dışında her şeyinin var olduğunu görmem mutlu etti. sunumum da oldukça beğenilmişti. bu da motivasyonlarımdan biri oldu. açılış desteğini de yakın zamanda alacağım sanırım. onu da ayrıca bir kosgeb yazısında anlatırım.

site işine 600-700 lira boşa para döktükten sonra birçok insanla da defalarca görüşme neticesinde woocommerce ile kurma kararı aldım. o ara parayla ilgili problem oldu 3000 lira civarına yaptıracaktım. ortalama 1000-10000 arası fiyat çekiyorlar. herkes her şeyi çok iyi biliyor bunu unutmayın. çok çok iyi düşünüp hareket etmek gerekiyor bence bu aşamada. yaklaşık 1 sene boyunca şu son 2 ayda yaşadıklarımı kurguladım. sırf ürün satma derdine girmek istemememin en büyük sebebi bu aslında. para hem insanı çok hırslandırıyor hem de düzgün düşünmesini engelliyor. hayatım boyunca hep bir şeyleri kısarak yaşadım. alkol seviyorum evde alkol yapıyorum, gezmeyi seviyorum otostop çekiyorum, tatil seviyorum kamp yapıyorum. yani öğrenciyken kolay bunlarla baş etmek. yaşım genç beklentim çok yok. hep umutlu ve heyecanlı olup bir yandan da olayları fazla gözümde büyütmeden planlı programlı ilerlemeye özen gösterdim.

bu süreçte yanlış yaptığını düşündüğüm insanların yaptıklarını yapmamaya özen gösterdim. işime önem verdim. kaliteli olması için elimden ne geliyorsa yaptım. bütün bunlar olurken ailem de sadece "deri işleri nasıl gidiyor yea" demeyi seçti sadece. destek beklemedim değil açıkçası. maddi anlamda olmasa bile en azından fikirsel olarak yada mental olarak destek beklerdim. şuan bile annem "bırak olum şunları gir bir işe çalış işte" diyebiliyor. yada babam "boşuna mı okudun okulu" diyebiliyor. bu ilgisizlik ve boş muhabbet hem beni üzüyor hem de kendi ayaklarım üzerinde durmam için tetikliyor. bu konudaki tavırları öyle yada böyle bana faydalı oldu. engelleri bir bir aşıp ilerlediğimi düşüyorum. kendilerine teşekkürlerimi iletiyorum yine de.

site işine gelecek olursam. shopiyf alt yapısını kullanıyorum. bu altyapı ile ilgili ve siteyle ilgili yaşadığım süreci şu entryim de detaylıca anlattım. (bkz: #88305168)

sitenin adı yazdığım gibi: strawderi

siteyi kendi kendime sözlükten bir arkadaşın yardımıyla kurdum. ihtiyaç olursa iletişim bilgilerini veririm isteyene.

siteyi kurarken şirketi açtım. 29 yaş altındayım diye bağkur'um 1 sene ödenecek. bunun önemli bir detay olduğunu düşüyorum ayrıca 75.000 liraya kadar vergi muafiyeti var. muhasebeci ile anlaştım. fatura falan kesmeye başladım işte. ilginç geliyor bana tabi. hiç bilmediğim olaylar. insanlara güvenme konusunda da zorlanıyorum çünkü kazıklandım defalarca kez.

şirket hesabı açtım iyzico ile anlaştım derken site yayına girdi. 10 gün falan oldu. ben tabi hayallerime kavuştum. şuan tıkır tıkır işliyor. girip inceleybilirsiniz. fikir, tavsiye verecek olan yazabilirler. sorusu olan lütfen entrylerimi okuyup öyle sorsunlar çünkü bir giriyorum 10 kişi benzer şeyleri sormuş ve açıklamışım. ben yine açıklarım da biraz çaba iyi olur hahah*

kendim girip strawderi başlığı altına da yazmak istemedim. sözlükten birileri belki inceleyip yorum yapmak ister kendim yazmasam daha iyi. ukte olarak bıraktım buraya * sözlükten gelip de almak isteyen olursa yazsın ekşiye özel indirim kodu veririm.

şimdiii geldik sona. bütün bu süreçte ben neler öğrendim neler kaybettim onları da bir yazıyım;

1- hiç bilmediğim bir sürü konu hakkında fikir sahibi oldum.

2- ticari hayata giriş ve gelişmeler...

3- biraz insan tanıdım.

4- sürekli problem çıktı sürekli nasıl aşılır onu düşündüm.

5- yalnızlığın nasıl bir şey olduğunu biraz daha öğrenmeye başladım.

6- insanların karaktersiz olduğunu öğrendim.

7- öğrenciliğin kıymetli ve toplumumuzda değer gören bir şey olduğunu öğrendim. öğrenciyim deyince akan sular duruyor. bunun hep faydasını gördüm.

8- zamanın kıymeti. zaman en değerli şey bence. kendime ve sevdiklerime zaman ayıramadıktan sonra çalışmak bana boş geliyor. ben sabah 6 da uyandığım bir hayat istemiyorum. gerekirse uyanırım ama gerekli haller dışında her sabah bana çok uzak kavramlar.

9- mimarlık okumanın insanın ufkunu ne kadar genişlettiğini öğrendim. mimarlık böyle bir şey. neyi nasıl yapacağını öğreniyorsun, insana genel olarak bir vizyon katıyor.

ben bütün bunlarla uğraşırken mezun olup mimarlıkla alakalı işlere giren arkadaşlarım oldu. hep düşündüm acaba yanlış mı yapıyorum annemin babamın dediğimi doğru olan acaba 3-5 sene mesleğimde sürünüp tecrübelenip kurumsal yaşamıma mı baksam. sonra vazgeçtim. en azından 1 sene 2 sene denerim aklımda kalmaz bana da tecrübe olur diye düşünüyorum. şu ana kadar hiç pişman olmadım ama da demedim. sadece "keşke şöyle de olsaydı be" dediğim çok oldu ve fazlaca yoruldum.

bu arada bir şey daha ekleyeceğim. xxxxxxxxxxxxx diye bi sayfadan mail geldi bir ara. döndüm bende toplu ürün fiyatı istediler yazdım normal fiyatlarımı biraz indirerek yapım süreleriyle birlikte. sonra aradılar dediler çalışmak istiyoruz. biz dediler sosyal etkiyiz şöyle girişimciyiz böyle destekçiyiz. küçük üretiyiciyi destekliyoruz falan filan. dedim tamam. fiyatlarım bunlar. dediler onu biz 100 adet alıcaz şu fiyat olur mu dedim olmaz. 100 de olsa 1000 de olsa tek tek elimle yapıyorum ben. o zaman şunu yapsak olur mu? dedim ona da fiyat bu olur. dediler tamam bilmem ne derken başkasına yaptırdılar bir sefer. fiyatları baya öldürmeye çalışıyorlar bu arada. kutu yapıyorlar kutularda işte benim ki gibi üretici ürünleri. ucuza kapatıp kurumsal firmalara ciddi karlar koyarak satıyorlar. toplu para geçeceği için her defasında konuştum ama bir türlü olmadı. en sonra artık benim yaptığım rulo kalemliği birebir başka bir atölyeye yaptırtınca (numune almışlardı) sinirlendim tamamen iletişimi kestim. bu noktada aklıma şu geldi; kurumsal firmalardan ürünlerime ciddi talepler var. görüşüp araya kimseyi sokmadan kendim konuşarak ikna edebilirim diye düşünmeye başladım. şu an nasıl olacak fikrim yok ama aklımda var bu olay. bu yazıyı okuyan ve bu konuda bir bağlantı kurmamı sağlayacak kişiler varsa veya kendi şirketleri için düşünenler olursa bana buradan yazabilirler sitemdeki mail adresinden ulaşabilirler. her şeyim belli yani ulaşabilirsiniz istediğiniz gibi. *

umarım işler düşündüğüm gibi ilerler. ülkede ne olacağı belirsiz benim de yapabileceklerim bir yere kadar. elimden geleni yaptığımı düşünüyorum. 1 günde olmadı 1 senede de olmadı 4 sene boyunca sıfırdan başlayıp arka planda gece gündüz düşünerek yaptım. çok bir şey yaptığımdan demiyorum fazla gözümde büyüttüğümden de demiyorum başka bir işle uğraşsam böyle olurdu büyük ihtimalle,
yapım böyle. şu ana kadar planlar tuttu. uğraşmadan da olmuyor bir şey işte.

yazdığım diğer entryleri de ekleyeyim; (bkz: #88146942) (bkz: #85007387)(bkz: #84453194) (bkz: #84355985) (bkz: #84129550) (bkz: #82949048) site işine baya tutulmuşum. *

ek: gece uykum geldi yazarken bazı şeyleri atlamışım.

şirket meselesine geliyim. basit gibi görünen önemli bir adım bence. vergi vermeye başlayacaksın çünkü her şey vergi. stopaj diye bie şey var. önceden satış yapıyım yapmayayım çok umrumda değildi bu noktadan sonra artık en az belirli bir sabir gelir lazım çünkü giderler var. yukarıda saydığım gibi; bağkur, muhasebe, stopaj, kdv, gelir vergisi vsvsvs daha bilmediğim masraflar. bu başta yola çıkış sebeplerimden ve süreç içerisinde aldığım kararlardan beni saptırır diye korkutuyordu ama bir yerden sonra mecbursun artık e ticaret için şirket lazım mecburen. açtım ben de şirketi gerisi tık tık tık ilerledi zaten.

avantajlarım vardı. öncelikle öğrenci olmak hep avantaj oldu. 29 yaş altı bağkur meselesi de önemli, o olay olmasa daha geç açardım herhalde en azından elde avuçta bir sermaye olmadan zor. destek de yok. bir süre içeriden yenir bunları hesaplamak lazım. ayrıca geçim derdim çok yok, kendime kadar. çoluk çocuk bakmıyorum sonuçta. hayattan beklentim minimum düzeyde. zaten yukarıda ds belirttiğim gibi ülkemle ilgili içim rahat değil, hep bir umutsuzluk hakim. sonradan büyük üzüntüler yaşamamak için beklentimi hep sıfırda tuttum. mezun olduğum anda iş aramaktansa bu işe yoğunlaştım.

1 sene çalışıp böyle bir şeye kalkışır mıydım? daha zor olurdu. hem düzenli çalışma ve gelirin verdiği mevcut düzene bağlanma hissi. hem çalışıp tecrübelenip meslektaşlar arasında sıyrılma ve yükselme hırsı??!? (böyle şeyler var sanırım?&!?!/) hem de vakitsizlikten kafamdakilerden iyice kopma olayı işleri iyice içinden çıkılmaz bir hale sokup ömür boyunca içimde kalacak ukteye dönüştürebilirdi.

cidden anlıyorum bizim ülkeden neden amazon, ebay, tesla, apple çıkamadığını. ulan ailem bile yapma etme bir işe gir kendini kurtar kafasında. ya annecim ben 2 lira da kazansam 10 lira da kazansam beni mutlu edecek şey o değil ki. önce bi ne istediğimi hayallerimi hedeflerimi hislerimi konuşmak gerekmez mi? türkiye'de zor bu işler çünkü insanlar geçinmekle uğraşıyor.

edit: çokçok fazla mesaj atan oldu halen de oluyor, her gün mesaj geliyor diyebilirim. teşekkür eden de çok, soru soran da yardımcı olmak isteyen de. ben her fikre açığım genel olarak fakat iyi niyetinden yardımcı olmak isteyenlere parentez açmak istiyorum. illa ürün satın almanıza gerek yok, girip sitede dolanıp trafik vererek, linklerini ürünleri vs. internette paylaşarak, googleda veya burada yorum yaparak, insanlara bahsederek, sosyal medyada takip edip etkileşim kurarak vsvsvsv bir çok şekilde fayda sağlayabilirsiniz. aklınızın köşesinde olsun, hoş olur hayır demem :)

edit: kosgeble ilgili yaşadığım tecrübenin de detaylarını ekledim. (bkz: #91989421) özet: destek vermiyorlar.

edit2: o kadar favlıyonuz bari strawderi başlığına birkaç entry karalayın hayrına anasını satam *

12.05.2020 covid 19 dönemi güncellemesi : işler fena değil batmadık çok şükür hahahah :) tam iyiye gidiyordu grafik aşağıya evrildi biraz. bunun dışında ek olarak workshoplara başlamıştım. bu işe merak saran çok fazla insan var. ayrıca gerçekten çok zevkli bir uğraş. her hafta atölyemde 5 kişiyi ağırlıyordum. 4 saat civarı bir etkinlik yapıyorduk. şöyle bırakayım göz atarsınız belki. tabi ki covidden dolayı bu olayı iptal ettim. ama uyumumuzu da sağladık :) online olarak yapıyorum şimdi de. ayrıca atölyem istanbul/kartal'da. googlea strawderi yazarsanız tam konumu görebilirsiniz. şu salgın geçsin, beklerim hepinizi.

işimden memnunum. şirket açılışı yapalı 1 seneden fazla oldu. bağkur ödemeye başladım. üzerine yeni modeller ekledim, workshop olayı baya tuttu bununla ilgilendim açıkçası. ve müşteri kitlem de genişledi. 1 senede bunlar oldu yani. çok daha farklı fırsatlar önüme geldi fakat ben halimden genel olarak memnunum, kafama göre takılıyorum. bu kadar stres limiti yeter bence fazla abartmamak lazım, gerçekten zihnen ve bedenen yoruluyor insan :)

23 mayıs 2019 güncel edit : . bugüne kadar çok fazla mesaj aldım, strawderi altına yazanlara da iyi dilek iletenlere de bir şekilde tanışıp hayatıma bu iş sayesinde dahil olanlara da hepinize teşekkür ederim. işe sevgilim sayesinde başlamıştım, hep o heveslendirmişti. sonra beraber güzel bir hayat kurma motivasyonuyla didinip durdum. insanların da bu süreçte olanlar ilgisini çekmişti.

yollarımızı ayırdık. 8 senelik sevgilimle canımdan çok sevdiğim insanla yollarımız ayrıldı ve çok üzgünüm gerçekten çok üzüldüm. sanırım eskisi gibi uğraşmayacağım artık, hevesim kalmadı. ne yapacağımı bilmiyorum. atölyeye mal gibi gidip gelmekten yalnız kaldığım evimde bir o yana bir bu yana uzanıp içimin burulmasından yoruldum. her sabah hevesle uyanıp çok severek gittiğim işime artık gitmek istemiyorum. kedilere yem verip dönüyorum.

devamını okuyayım »