geometri bilmeyen akademos rahibi

  • 365
  • 114
  • 20
  • 2
  • bugün

kendini bilmek

kendi tezimden bir kesit paylaşarak yazarları arasına dahil olduğum başlık...

(copy-paste değil, alın teri)

--------------------------------

apollon’un kültüne adanmış olan delfi tapınağına gelen bilge adayı hacılar ilk olarak tapınağın giriş kısmındaki alınlık tablasına oyularak yazılmış olan şu yazıyı okurlardı.

“kendini bil”

sparta’ lı khilonun, esasında geleceği bilmek, bilge kişi olmak için uğraş veren hacı adaylarına vurguladığı bu bu söz, delfi tapınağındaki rahiplerin, kendini tanrı ile eş tutma felsefesinin sembolüyken sokrates’ in “sadece insan olduğunu bil” yorumuyla farklı bir bakış açısı kazanmış ve temelinde insan ve düşünce olan her türlü felsefede defalarca ele alınmıştır.

m.ö. 2000 yıllarında mısır’daki hermes mabedinde başkalarını etkileyebilmek için evvela kendi nefsine hâkim olması gerektiği” öğretilmekteydi

mö 6. yüzyılla gelindiğinde pisagor “kendini bil, o zaman tanrıların evrenini bilmiş olacaksın” demişti.

m.ö. 551- 479 yıllarında yaşamış olan konfüçyüs konuyla ilgili olarak ; “büyük ve üstün insan, kendinde kendini bulmaya çalışır.’’ derken,

mutluluğun kaynağını bilgi olarak niteleyen buda kendini bilmenin önemini “bizzat kendi kendinizin rehberi olunuz ve başka bir yardım aramayınız. hakikat sizin rehberiniz ve yardımcınız olsun. ıstırabın kaynağı bilgisizliktir. kendi kendinizi tanımamaktan doğan bilgisizliktir. eğer onu giderek öğrenirsek ancak o zaman bitmeyen saadete erişebiliriz” diyerek belirtir öğretilerinde.

cicero; "kendini bil!" denilmesi, yalnız gururunu kırmak için değil, değerini de bildirmek içindir.” “kendini bilme” yolunda atılan her adım, kendi başına büyük bir yürekliliktir. bunun en doğru yolu da kendimize karşı dürüst olmaktan geçer.” diye vurgular,

sokrates; “evreni anlamlandırmadan önce kendimizi anlamlandıralım. biz kimiz? bu soruların yanıtını verelim!” derken, yüzyıllar öncesinden evrensel bir öğütle seslenir ve gerçeği arayışla hayatın anlamına ulaşmanın sırrını verir.

budizm’deki “içine bak!”, islam’daki “nefsini bilen rabbini bilir” gibi vurgular ve burada sayamadığım çok sayıda düşünce, ayrı açılardan, kendi içsel kaynaklarımızın farkındalığını ve gerçek arayışımızın gereğini ifade eder.

kendini bilmek konusunda tasavvufa ayrı bir pencere açmak gerekir diye düşünmekteyim.

“allah, evreni kendi güzelliğini görmek için, kendisinin eşi olarak yaratmıştır” der tasavvuf. özünde, kişinin kendini aramaya çıktığı yoldur ve bu yolda, yüzlerce mutasavvıf sözlerinde, şiirlerinde, yazılarında hakikati bilmek için önce kendimizi bilmemizi öğütler bizlere

mevlana “kendinden kendine sefer eyle” diyerek açar perdeyi

hacı beştaş-ı veli sayesinde biraz daha aralanır perde;

“hararet nardadır; sacda değildir..
keramet baştadır; taçta değildir...
her neyi ararsan kendinde ara;
mekke’de, kudüs’te, hacda değildir.”

yunus emre farklı vurgular kendini bilmenin önemini dizelerinde

“ ilim, ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir;
sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?”

ve daha yüzlercesi aynı noktayı işaret ederler altını çize çize

“kendimizi”

aynı öğüdü verirler tek bir ağızdan

“bilmemizi…”

devamını okuyayım »