gezgin samuray

  • 1883
  • 11
  • 3
  • 2
  • bugün

avustralya

yakında 4. yılımızı dolduracağımız dünyadan izole olmuş, doğası çılgın güzel ülkem. daha önceki yazılarımda ülke hakkında genel kültür bilgileri vermiştim. bu sefer ise ülke tarihindeki çok ilginç bir hikayeyi anlatmak istiyorum.

"büyük emu savaşı"

yıllardan 1932. 1929 yılında amerika'dan dünyaya yayılan büyük ekonomik buhran avustralya'yı da etkisi altına almıştır. dünyadaki bir çok ülke ithalatı azalttığından, ana gelir kaynağı madencilik ürünleri satmak olan avustralya da büyük sıkıntı çekmektedir. dolayısıyla tarım ve tarım ürünleri önemini çok arttırmıştır. ancak avustralya toprağının tarımcılık açısından oldukça verimsiz olmasından ötürü, istenilen miktarda ürün elde edilmemektedir. bu büyük sıkıntılarla uğraşılırken, batı avustralya'da bir başka problem ortaya çıkar: emular.

öncelikle emular hakkında bilgi verelim. emu, avustralya'ya özel bir devekuşudur. ortalama 180 cm boyunda, 55 kilo ağırlığındadır ve saatte 65 km hızla koşabilirler. büyük sürüler halinde yaşarlar üreme sezonu sonrası batı avustralya'ya göç ederler. aynı zamanda avustralya'nın armasında kanguru ile yer alan ülkenin ulusal sembolü olan bir hayvandır.

1932 yılında bu emular, yine batı avustralya'ya göç ettiklerinde bir çok yerde tarım alanlarına rastlarlar ve çitleri aşıp veya onları kırıp, tarladaki ürünlerin bir çoğunu yemeye başlarlar. binlerce ton ürün, emular tarafından tüketilir. emularla baş edemeyen çiftçiler de sonunda hükümete gitmeye karar verirler. yalnız enteresan bir gelişme olur, çiftçilerin çoğunluğu birinci dünya savaşından sonra, hükümet tarafından dönen askerlere çiftçilik yapması için verilen topraklardaki çiftçiler olmasından gerek, tarım bakanına gitmezler. onun yerine savunma bakanı george pearce'e başvururlar ve de emular için bişey yapılmasını isterler. george pearce de belli ki bu sorun hakkında çok para harcamak istemeyip en azından birşey yapıyormuş gibi gözükmek adına, binbaşı g. p. w. meredith ve yanında iki askeri yaklaşık 20bin emuyu öldürmesi için görevlendirir. askerlere iki adet lewis makineli tüfek ve 10bin mermi verilir. aynı zamanda bu operasyonun bütün maliyetini çiftçilerin ödeyeceğine dair de belge imzatılır. böylece avustralya resmi olarak emularla savaşa girmiş olur.

tabiki muhalefet bu ultra salakça bu fikrin ne kadar salakça olduğunu ve kendi ulusal hayvanımızın makineli tüfeklerle katledilmesinin canice olduğunu anlatmaya çalışır. ancak savunma bakanı george pearce bu savaşın makineli tüfeklerle "çabuk ve acısız" şekilde halledileceğini söyler. aynı zamanda "bizim çocuklar için de iyi bir hedef talimi olacaktır." diye de belirtir.

sonuç olarak binbaşı meredith ve askerleri batı avustralya'ya giderek, emu nüfusunun yoğun olduğu campion adlı yere giderler. büyük bir emu sürüsüne denk gelince uzaktan ateş etmeye başlarlar. ancak emuların böyle durumlar için bir taktiği olduğunu o an farkederler. emular büyük sürüler halinde olsa da, silah sesi geldiği anda hemen küçük gruplara ayrılıp hepsi farklı yönlere doğru koşmaya başlarlar. ek olarak, emuların büyük gövdesi sayesinde 3-4 mermi yese de hala kaçmaya devam ettiğini görürler.

sonuç olarak ilk çatışma emuların zaferi ile sonuçlanır ve resmi rapora göre "bir kaç sayıda" emu öldürüldüğü söylenir. aynı zamanda emuların mermilere dayanıklılığı hakkında hayrete düşen binbaşı meredith, emuları tanklara benzeterek şu sözü söyler "eğer emuların mermi taşıma kapasitesine sahip bir askeri birliğimiz olsaydı, dünyadaki her ordu ile yüzleşebilirdi"

ikinci operasyonda ise emuların gerilla taktiklerini öğrenen askerler emulara gizlice iyice yaklaşıp, yakın mesafeden ateş etmeye karar verirler. ateş edilmeye başladıktan çok kısa süre sonra ise yine enteresan şekilde iki makineli tüfek de tutukluk yapar ve bütün emular yine kaçmayı başarır. bu operasyonda ise sadece 12 emu öldürülür. ikinci çatışmanın galibi de yine emular olur.

üçüncü çatışmada ise toprağın daha düz olduğu güneyde bir alan seçilir ve makineli tüfekler bir kamyonetin arkasına monte edilir. bölgedeki tespit edilen kaçan emu sürüsü kamyonetle takip edilerek ateş edilir. ancak toprağın çok engebeli olması ve kamyonetin kovalamaca sırasında çok zıplamasından ötürü doğru düzgün nişan alınamaz ve emuların yine büyük çoğunluğu kaçmayı başarır. bu çatışma da bir fiyaskoya dönüşür. emular yine kazanmıştır.

bu başarısızlıklar sonrası muhalefet, emuların bu zaferleri sonrası madalya hakettiklerini belirtir. rezil olan savunma bakanı pearce de bu operasyonu iptal eder. ancak kısa süre sonra çiftçiler yine pearce'i ziyaret ederek emu probleminin hala devam ettiğini belirterek yine bişeyler yapılmasını ister. sonunda pearce askerlerin operasyona devam etmesi kararı alır.

binbaşı meredith ve askerler, emuların bütün taktiklerini öğrendiklerinden savaşın ikinci kısmında nispeten daha başarılı olurlar ve günlük çatışmalarla haftada ortalama 300 emuyu öldürdüklerini rapor ederler. 10bin merminin tamamı kullanıldığında ise bütün savaş boyunca toplamda yaklaşık 1000 emu öldürülmüş olur.

mecliste savunma bakanı pearce zafer ilan eder. ancak muhalefet 20bin emunun sadece 1000 kadarını öldürülmesinin büyük bir beceriksizlik ve öldürülen emu başına 10 mermi harcamasının tamamen bir ziyan olduğunu belirterek zaferi emulara atfeder. sonuç olarak bu savaş emu zaferi olarak tarihe geçer.

ancak emuların bu zaferi kısa süreli olur. savaştan sonra, hükümet ödül sistemine geçerek öldürülen emu başına para verileceğini açıklar. maddi sıkıntıda olanlar da bütün işi gücü bırakıp emu avlamaya başlar. 6 ay sonrasında yaklaşık 50bin emu avlanarak öldürülür.

asıl emu sorunu ise yine komik bir şekilde avlanmanın dışında bir yöntem ile çözülür: emuların kırıp üstünden atlayamayacağı çitler yapılarak :)

hikayenin sonuna geldik. bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle, cheers.

devamını okuyayım »