godofgod

  • 174
  • 1
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

2 haziran 2013 ankara eylemleri

kızılay avm önünde gözaltına alınmam neticesinde günü kapattığım eylemdir. düzletmek isterim; avm insanları teslim etmemiştir. aksine, güvenlik müdürü içeridekileri teslim etmemek için yoğun çaba sarfetmiş, amirlerle hararetli bir tartışmanın içine girerek kendisine tehlikeye atmıştır. ama polis engel tanımıyor işte!

polisin inanılmaz baskını neticesinde o kadar kalabalığın 1 dakika içinde nasıl dağıldığına hayret edersiniz. havadan yağmur gibi gaz bombası yağdı. bu da yetmezmiş gibi göstericilerin direk üzerine de 10'larca gaz bombası atıldı ve eminim ki hepsi birilerine çarpmıştır. kalabalığa sakin diye bağırıyorum ama ne fayda. insanlar birbirlerini ezse farketmeyecek ölçüde bir telaşa kapılmış. gaz bombalarının peşi süre çevik kuvvet göstericileri kovalıyor ama ne kovalama. çevrem biraz seyreldiğinde uzaktan çevik kuvvetin yaklaştığını görünce ben de tabana kuvvet bir yerlere koşmaya başladım. uzaktgan bir kızı 5-6 tane polisin dövdüğünü görüyorum ama maalesef elimden bir şey gelmez. polis öyle bir gaz sıkıyor ki, 5 metrede bir dibime gaz düşüyor. artık gözlerim görmez oldu. kendimi zorla attığım bir kafe göstericilerle doldu. bizi arka tarafa alıp ışıkları kapandı hemen. çevik kuvvet kapının önünden geçip gidiyor. biraz sonra telaşlı ve ağlamaklı 2 kız kapının önüne geldi ve onlar da içeriye alındı. kızlar korkmuş bir halde tombiş ve çevresindeki kafelere polisin girip genç yaşlı demeden bütün göstericileri nasıl dövdüğünü anlatıyor. dehşetle dinliyoruz. kafenin içinde yaralılar da var.

bir süre kafenin içinde bekledikten ve ortalık sakinleştikten sonra avm içindeki annemi merak etmem neticesinde avm yakınlarına gitmeye karar verdim. gitme dediler ama anne merakı ağır bastı. ya bir şey olduysa diye düşünüyorum. ziya gökalp'e çıktım ama çıkmaz olaydım. bir baktım ki sivil ve çevik her yerde. tuttuğunu döve döve götürüyor. arkamı dönüp gitsem şüphe çekeceğim. bu nedenle sakin sakin avm'ye doğru gidiyorum. amacım polise yalnız yakalanmamak. avm'nin önü kalabalık. oraya gidene kadar bana kimse tepki göstermedi. avm'nin önünde birazdan gözaltına alınacağımın bilincinde annemi arıyorum. içerlere falan bakıyorum ama göremedim. bana yöneltilen "sen kimsin" sorularından sonra gözaltına alınıyorum. koluma iki sivilin girmesiyle çevik kuvvetin beni hedef görmesi bir oluyor. bizi hazır bekleyen ego otobüsüne bindirilirken 5 tokat, 2 de tekme yiyorum. buna rağmen kendimi şanslı hissediyorum; çünkü bazıları acayip dayak yiyor. avm'nin önünde tekmeler, tokatlar havada uçuşuyor.

sonucunda otobüsün içinde istiflenmiş bir şekilde amkara emniyet müdürlüğüne doğru yola çıkıyoruz. metal kelepçe yetmediğinden dolayı insanların elleri plastik kelepçe ile bağlanmış ama nasıl sıkmış vicdansızlar. bazıları yalvarıyor şunu aç diye. kimse açmadı ve emniyete kadar o acıyla gittiler. emniyetin içinde otobüs terörle mücadelenin önüne çekti ve bütün otobüslerden inenleri terörle mücadelenin spor salonuna yığdılar. bu sırada çok sayıda ankara barosu avukatı da tem'in önünde hazır bekliyor. spor salonunun içindeki insan sayısı iyice artıyor. içeride 500 kişiden fazla insan var. doğru düzgün havalanma da olmaması sebebiyle sıcaklık ve havasızlık felaket bunaltıcı bir hal almaya başlıyor. bir süre öyle bekledikten sonra içeriye su geliyor fakat o da herkese yetmiyor. bu sıralarda içeriye chp milletvekili aylin nazlıaka geliyor ve salonun tamamını dolanıyor. uzun bir süre de gelen giden hiçbir yiyecek içecek olmadı; fakat metin feyzioğlu ve ekibinin bizleri ziyarete gelmesi içimizi ferahlattı. bize süreç hakkında tahminlerini ve yapılacakları anlattı.

sıcak ve havasızlığın yanına açlık ve susuzluk da eklenince iyice eziyet halini alıyor ortam. polis memuruna "yemek-su" diyorum,"avukatlarınız her şeye karışıyor, onlardan isteyin" diyor ama ben tabii ki istemiyorum. işkence illa dayak atmak demek değil. bir süre böyle bekledikten sonra içeriye su geliyor. ankara barosunun gönderdiğini öğreniyoruz. sonra dankek ve meyve suyu, sonra simit geliyor. tamamını ankara barosu göndermiş.

bir yandan da kimlik tespitiyle birlikte devletin vatandaş albümüne yeni fotoğraflar ekleniyor. önce fotoğraf çektirmem diye direniyoruz ama sonra baktık çıkmak için bu şart, sike sike çektiriyoruz fotoğrafımızı ve hemen devamında adli tıp. adli tıpta da 5-6 saat otobüsün içinde bekletiliyoruz. hem de ne için? bir doktorun muayene olarak "darp edildin mi?" sorusunu sorması için. adli tıpta otobüsün içinde beklerken de emine ülker tarhan ve kamer genç'in de içinde bulunduğu chp'li vekillerden oluşan bir ekip ziyaretimize geliyorlar. ellerindeki su ve simit dolu poşetleri otobüsün içine vermek isterlerken bir tane sivil polis engel olmak istiyor ve "çay çorba her şey verildi" diyor. bunu duyan ben kapıya atlıyorum ve chp'li vekillerin gözlerinin içine bakarak "15 saat boyunca sadece bir tane dankek verildi ve susuzluk da çekiyoruz" dedim. o andan sonra chp'li vekiller biraz polislere kızmaya başlıyor tabii. neticesinde vekillerin getirdiği kruvasan, browni intense, simit ve su otobüsün içine alınıyor. çok kısa bir süre sonra hepsi bitiyor tabii. :)

en son 2 tane ---yaralı--- arkadaş da muayeneden çıktıktan sonra emniyetin yolunu tutuyoruz tekrar ve bizi orada daha kalabalık bir avukat ordusu karşılıyor. orada da ifade verene kadar otobüsün içinde bekliyoruz. yine polisten bir şey yok ama ankara barosu otobüsün içine soğuk sandviç ve ayran gönderiyor. ifade verirken de bize ankara baro'sundan gönüllü olarak gelen avukatlar eşlik ediyor ve ifade tamamlandıktan sonra tekrar spor salonuna alınıyoruz. bize yöneltilen suçlamada "başbakanlığa, tbbm'ye, bakanlıklara saldırı, polise mukavemet, polise taşlı sopalı saldırı, kamu malına zarar verme, yasa dışı faaliyetlerde bulunma" gibi eylemler bulunuyor. avukatlar sayesinde bu şoku üzerimizden atmamız uzun sürmüyor ve tekrar gözaltındaki arkadaşlarla sohbete, muhabbete devam ediyoruz. ankara barosu yine boş durmuyor ve içeriye su ve ekmek gönderiyor. :)

spor salonunda tutulmaya devam edilirken yine bir grup chp'li vekil ve parti meclisi üyesi ziyaretimize geliyor ve süreci hızlandırmak ve bize moral vermek için elinden geleni yapıyorlar. en son da onların çabasıyla işlemlerimiz bitiyor ve adli tıpa götürülmek üzere yola çıkıyoruz. yine yalnız değiliz. ankara barosu ve chp'liler tem'in kapısında hiç ayrılmadan bekliyor. ankara barosu ve chp'ye kocaman bir alkış yaparak emniyetten ayrılıyoruz.

artık göz altında son kalan arkadaşlar çok sıkı fıkı olduk. baya kırk yıllık arkadaş gibi muhabbet ediyoruz. :) hastaneden çıkıp her serbest kalanı otobüsün içinde alkışlıyoruz, 3'lü çektirmeler falan.. :)

30 saatlik gözaltı sürem böyle geçip gidiyor. bu süreçte gözaltındakileri 1 saniye bile yalnız bırakmayan, emniyet mensuplarına keyfi davranma fırsatı tanımayan ankara barosu ve chp'ye sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. emre köprülü'nün enerjik sesi neticesinde enerji toplayabilmem sebebiyle kendisine de ayrıca teşekkürler.

devamını okuyayım »
06.06.2013 02:01