gogu delen adam

  • 1379
  • 2
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

ötanazi

bir bireyin, tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanmasından dolayı hayatını acısız bir şekilde doktor desteği ile sona erdirme kararını devletin yasal bulmaması için herhangi bir haklı gerekçe olduğunu düşünmüyorum. böyle bir kimseye karşı devletin “bu isteğini gerçekleştirmek mümkün değil. yaşamak zorundasın.” gibi bir yaklaşım içerisinde bulunmasını bir dayatma ve hatta zorbalık olarak görüyorum.

bana göre “ötanazi bireyin hayatının sona ermesine yol açar ve bu yüzden yasak olmalı.” düşüncesi; kendisinin, başka bir birey üzerinde herhangi bir hakimiyet hakkı olmadığını kavrayamamış kişilerin sahip olabileceği türden bir düşünce. buna ek olarak ötanaziye sert bir şekilde karşı çıkmak; insanların kendilerini diğer insanların yerine koyabilme duygusundan yoksun olduğunu gösteriyor.

bireyler eşit koşullarda yaşamıyor ve hayata rahat bir şekilde devam edebilen bir kimse ötanazinin insanlık dışı olduğunu çünkü bir canlının yaşamının insan müdahalesi ile sona erdirildiğini düşünüyor olabilir. ancak bu türden bir düşünceye sahip kişiler, kimi insanların kendileriyle benzer şartlar altında yaşamadıklarını sanırım yeterince göz önünde bulundurmuyorlar. bu yüzden, ötanaziye karşı çıkan insanların kendilerine sormaları gereken bir soru var: hiçbir şekilde kurtulamayacağı amansız bir hastalığa yakalanmış bir insanın –kendi talebiyle- hayata acısız bir şekilde veda etmesi, yıllarca acı çekmesinden daha üzücü olabilir mi? ben, böyle bir kişinin talebinin yok sayılmasını ve yıllarca acı çekmesini daha üzücü buluyorum. bir kimsenin içerisinde bulunduğu durum nedeniyle talep etmiş olduğu ötanazi uygulamasını yok saymak, kendisinin çekeceği acının daha fazla uzamasına kayıtsız kalmak doğru olamaz.

diğer yandan, kimi insanlar dini gerekçelerden dolayı ötanaziye karşı çıkabilir. ne var ki böyle bir düşünceye sahip olan kimselerin hatırlamaları gereken şey; bireylerin kendi yaşamları hakkında karar verme haklarının olduğudur. bu anlamda, bir kimse kendisi için “değerlerine inandığım din, bana kendim için ötanazi kararı almamı yasaklıyor.” şeklinde düşünebilir ve bu durumda toplum yaşamına olumsuz bir etkide bulunmaz. ancak; “değerlerine inandığım din, ötanazi gibi bir uygulamaya sıcak bakmıyor. bu yüzden kimsenin ötanazi hakkı yoktur.” gibi bir yaklaşım, diğer kimselere karşı hoşgörüsüz olmakla, onların kararlarını yok saymakla eşdeğerdir ve toplum yaşamının iyileşmesine katkıda bulunamaz. kimi insanlar hayatlarına bir dinin buyruklarına göre devam etmeyi tercih edebilirken, kimi insanlar hayatlarına başka bir dinin buyruklarına göre veya dini buyrukları görmezden gelerek hayatlarına devam etmeyi tercih edebilir.

herkesin kendi hayat ve düşünce tarzını diğerlerine dayatması ve diğerlerinin bu dayatmalara göre yaşamalarını beklemesi, bahsettiğim gibi, birlikte yaşamanın gerekliliklerine aykırı olduğu için toplum yaşamının iyileşmesine ve güzelleşmesine katkıda bulunamaz. dini buyruklara göre yapılan hukuki düzenlemeler bu sebepten dolayı sakıncalıdır. bu durumun farkına varabilmiş ülkeler devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmaması ilkesini benimsemiş durumdalar. bugün uygar olarak addedilen toplumların hepsinde bu ilke benimsenmiş durumdadır.

uygarlaşma ve hukuki yapısını iyileştirme amacı olan ülkelerin hukuki yapılarını insan odaklı bir anlayışla düzenlemeleri gerekiyor. insan odaklı yapılacak bir hukuki düzenleme, insanların kararlarına saygıyı kapsayacak ve mantıksal dayanağı olmayan yaptırımlardan uzak olacaktır. bu durumda; tedavisi mümkün olmayan ve sürekli acı veren bir hastalığa yakalanmış olan kimsenin hayata devam etmeme kararı, hukuki açıdan da saygıyla karşılanacaktır.

konuyla ilgili olarak bir adım daha ileri giderek şunu da ifade etmek isterim ki; bireylerin –tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanmış olsunlar veya olmasınlar- hayata devam etmeme kararını verme haklarının olduğunu düşünüyorum. bu aşamada; hayatını tıbbî destek ile acısız bir şekilde sonlandırma talebi olan bir bireyin bu talebinin derhal yerine getirilmemesi gerektiğini, bireye vazgeçme ihtimaline karşılık belli bir süre tanınması gerektiğini yineliyorum. bana göre insanların hayatlarını sonlandırmak için yüksek bir yerden atlama, vücudun bir bölümüne silah sıkma gibi uygulamalarla kıyaslandığında; doktor destekli bir uygulama daha insani görünüyor. ayrıca böyle bir uygulamada psikolojik destek ile birey bu kararından vazgeçirilebilir.

bir ülkede ötanazi uygulaması yasallaşırsa, bu hakkın bir şekilde istismara uğrayabileceğini düşünenler olabilir. örneğin, aslında acısız şekilde hayata veda etme talebi bulunmayan bir bireye, sanki ötanazi talebi varmış gibi bir belge imzalatmak gibi. ancak, gerekli önlemlerin alınması halinde bu tür istismarların mümkün olmayacağı bir sistem kurmanın imkânsız olduğunu asla düşünmüyorum. ne var ki az gelişmiş ülkelerde ötanazi hakkının uzunca bir süre gündeme gelmeyeceğini ve yasalaşmayacağını düşünüyorum. sosyal ve ekonomik açıdan belli bir noktaya ulaşmış ülkelerde ise ötanazi hakkının zamanla yasalaşacağını görmek sürpriz olmaz.

bir gün insanların, içerisinde bulunduğumuz dönemi inceledikleri zaman ötanazi hakkının olmadığını öğrendiklerinde şaşırabileceklerini düşünüyorum. tıpkı bizim bugün, tarihte dünya’nın düz olduğu görüşünün genel olarak benimsenmiş olduğunu öğrendiğimizde şaşırdığımız gibi.

devamını okuyayım »