gozlerinindokunduguhermekanmemleketim

  • aklıselim (566)
  • 920
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

türk sağlık sisteminde günde 150 hasta bakan hekim

evet bu benim... anlatayım biraz...

dün sabah saat 08.30 itibariyle acil nöbetini devraldık... toplam 3 doktor olarak... bir pratisyen hekim... bir ürolog... ve ben... (nörolog)
bugün sabah 08.30 itibariyle de yerimize gelen diğer 3 doktora nöbeti devrederek görevimizi noktaladık... mutluyuz, gururluyuz... ancak;

"girişler bilgisayar ortamında olduğu için net sayıyı veriyorum... sayısal olarak 480 civarında hasta acilde görüldü... doktor başına da ortalama olarak 150-160 hastanın tetkik ve tedavileri yapıldı... "

hastalardan böyle sayısal bahsetmeyi sevmem, o yüzden aklımda kalanları biraz da nitelik olarak anlatmak istiyorum...

---19 yaşında bir hasta toplam 10 augmentin, 16 adet dikloflam içerek intihar girişiminde bulundu, mezarlıkta hastayı bulan 112 ekibi hastayı acil servise ulaştırdı, acilde ilk müdahale taramızdan yapılarak kan tetkikleri kontrol edildi, mide lavajı yapıldı, aktif kömür uygulandı, 12 saatlik takibi sonrasında yoğun bakıma alınarak ertesi gün psikiyatri konsültasyonu amacıyla sabah kadar orada takip edildi...

---5 yaşında erkek çocuk hasta adtk (araç dışı trafik kazası) nedeniyle getirildi, ilk müdahalesi yapıldı, iv sıvı takıldı, rutin kemik grafileri yapıldı, kafa travması mevcudiyeti nedeniyle beyin tomografisi uygulandı, tarafımdan yorumlanarak herhangibir problem olmadığı tespit edildi, görüntüler ankara'da radyolog tarafından yorumlanarak verdiğim bilgi teyid edildi, akut batın (karın) ekartasyonu açısından abdominal usg (ultrason) gerekliliği ve hastanemizde nöbet şartlarında ultrason bulunmayışı nedeniyle hasta 112 ekibi ile en yakın eğitim araştırma hastanesine sevk edildi...

---traktör devrilmesi sonucunda yola savrulan 3 farklı hastanın tüm vücut grafileri yapıldı, her biri için 3-4 adet olmak üzere farklı yerlere pansuman ve her biri için 1-2 adet olmak üzere sütürler atıldı, bir tanesinde humerus fraktürü (kırık) tespit edilerek atele alındı, grafiler ortopediye yorumlatıldı, 3 hastaya da adli vaka raporları tutuldu, hastalar genel durumları stabil olarak acilde 6 saat takip edilerek evlerine gönderildi...

---2 yaşında erkek çocuk hasta evde(!) yanlışlıkla(!) tiner(!) içmesi nedeniyle acil servise getirildi... genel durumu stabilleştirildi... rutin kan tahlilleri yapıldı... zehir danışma ile görüşülerek pnömoni (zatürre) açısından takip edildi... hastanemizde acil şartlarda çocuk cerrahisi bulunmadığından, genel durumu stabil olarak en yakın eğitim araştırma hastanesine 112 ekibi ile transfer edildi...

---2 gün önce özel bir hastane yoğun bakımından miyokard enfarktüsü (kalp krizi) ile takibi yapılarak taburcu edilen 70 yaşında erkek hasta genel durum bozukluğu, göğüs ağrısı, bulantı şikayetiyle getirildi... gelişinde bradikardisi (kalbin duracak kadar yavaş atması) ve hipotansiyonu tespit edilmesi üzerine anestezi ile konsülte edilerek entübe halde (solunumu makineyle sağlanacak şekilde) 112 ekibi ile dış merkez yoğun bakımına sevk edildi...

---5 yaşında kız çocuk hasta evde(!) para ile oynarken(!) yutması(!) sonucunda acile getirildi... genel durumu stabil olan hastaya yapılan paac grafisi (ön-arka akciğer grafisi) ile paranın ana bronşlarda takılı kaldığı tespit edildi... hastanemizde acil şartlarda çocuk cerrahisi bulunmadığı hasta yakınına (babasına) iletildiğinde kendisi "burası, devlet hastanesi... ne demek burada yok... çocuğuma birşey olursa hepinizini doğduğunuza pişman ederim..." açıklamalarıyla ortalığı inlettikten sonra kapıdaki güvenliğe yumruk atarak çocuğunu alıp kayıplara karıştı... durumla ilgili tutanak ve olay yeri raporu tutuldu...

---sayısız bebek (1 yaşından küçük) hasta acile ateş şikayeti ile getirildi... hepsinin enfeksiyon odakları tespit edilerek tedevileri yapıldı... bunlardan bir tanesi hastaneye getirildiğinde febril konvülziyon (ateşli havale) geçirmekteydi... rektal (makattan) diazem uygulamasıyla nöbet durduruldu... ateşi düşürüldü... genel durumu stabilleştirilerek nöbet engelleyici tedavisi başlandı, takibi yapıldı...

---gündüz ve gece boyunca 100'e yakın düşme, kavga, kaza, kesi hastaları acil servise getirildi.... yaklaşık yarısında ciddi bir durum saptanmayarak pansumanları yapılarak gönderildi... yaklaşık yarısına da (50 tanesi) sütür (dikiş), atel, alçı işlemleri uygulandı... hepsiyle ilgili adli raporlar tutuldu...

---yine gündüz ve gece boyunca 100'e yakın karın ağrısı, göğüs ağrısı, böğür ağrısı aciliyet bakımından değerlendirildi... sadece 1 tanesinde acil durum saptandı... o da daha önce taş düşürmüş olan orta yaşlı bir erkek hastaydı... diğer hastaların hepsi miyokard enfarktüsü (kalp krizi), akut batın (acil durum olan her türlü karın patooljileri), piyelonefrit (böbrek enfeksiyonu) açısından araştırıldı... hiçbirinde ciddi, aciliyet içeren bulgu saptanmayarak polikliniğe yönlendirildi...

---tüm nöbet boyunca sayısız üsye (boğaz enfeksiyonu), gastroenterit (besin zehirlenmesi) hastası geldi... gerekli olanlara iv (damardan), im (kalçadan) tedavileri yapıldı... diğerleri ilaç reçetelenerek polikliğine yönlendirildi...

---bunlar dışında hiçbir aciliyeti olmayan bel ağrısı, kaşıntı, ağız içinde aft çıkması, ayak altında su toplanması, serçe parmakta uyuşma şeklinde hastalar geldi... kendilerine durumun aciliyeti olmadığı anlatıldığında ortalığı ayağa kaldıranlar oldu... hatta bir tanesi öncelikli muayene olabilmek için diğer hasta yakınını(!) darp etti... yine de tetkikleri yapılarak acil bir durumları olmadığı saptanarak semptomatik tedavilerle polikliniğe yönlendirildi...

gazetelerde, medyada "türkiye bir tıp ülkesine dönüştü, sağlıkta çok ciddi iyileştirmeler yaşandı" şeklinde yazılar okuyorum... şimdi aranızdan merak edenler olabilir... madem biz bir tıp ülkesine dönüştük... hepinize bazı sorularım var...

1-neden bir doktor 24 saatlik nöbetinde (dikkat edin, uyumadan, oturmadan, yemek yemeden, su içmeden, tuvalete gitmeden, hatta nefes almadan bu süreyi hesaplıyorum) 160 hastayı muayene etmek zorunda bırakılır????

2-hasta başına 7-8 dakikanın düştüğü bir durumda doktor hastaya ne kadar faydalı olabilir????

3-aranızdan hanginiz dün gece benim nöbetimin 20-21. saatinde gelen 140.hasta olmak isterdiniz ve o sırada aldığınız hizmetten memnun kalır mıydınız???

4-neden ürolog veya benim gibi nörolog olan alanında uzmanlaşmış doktorlar, acil şartlarında tırnak batması, kıl dönmesi hastalarına bakmak zorunda bırakılırlar???

5-neden ülkemiz insanları hala basit ve uzun zamandır olan poliklinik şikayetleri için (20 gündür el titremesi, 2 aydır kalça ağrısı, 5 gündür idarda yanma, 10 gündür ağızda yara gibi) ısrarla ve ısrarla acile gelmektedirler???

6-acile gelen bu hastalar veya daha ciddi durumu olanlar, yazdığım reçetelerdeki kaşemi okuduklarında altındaki "nöroloji uzmanı" yazısını görünce durumu garipseyerek "benim tırnak batma şikayetim vardı, ama bana nöroloji doktoru baktı???" veya "benim topuk dikenim vardı, ama bana nöroloji doktoru baktı???" şeklinde düşünerek onlara bir fayda sağlayamayacağımı, kendilerinin şikayetleriyle ilgili uzmanlık alanları olan genel cerrahi, ortopedi doktorlarına poliklinik şartlarında görünerek tedavilerinin yapılması gerektiğini düşünmezler???? (evet çok fazla şey istedim sizden, haklısınız...)

7-neden hastalara hastanede gerekli şartlar olmadığı söylendiğinde (çocuk cerrahisi doktoru veya ultrason tetkiki), bunların eksikliğinden sağlık bakanlığı veya sağlık bakanı yerine o sırada acilde kendilerine veya hastalarına yardımcı olabilecek tek doktoru sorumlu tutarlar ve bu doktora saldırma gafletinde bulunurlar??? bu nasıl yaman bir çelişkidir??? eğer o doktor zarar görecek olursa kendisine veya hastasına kim bakacaktır??? bu kişi bunu düşünememekte midir??? (evet, yine çok şey istedim)

8-ve en sonununcusu hastalar şikayetleri sonrası yapılan kan-idrar-film-tomografi-mr gibi tetkikler sonucunda birşey çıkmadığında, kendilerine hepsinin tertemiz olduğu söylendiğinde neden üzülürler ve "hadi ya, nasıl yani, hiç mi birşey yok!?!?!?" şeklinde cümleler kurarlar??? acaba bu tetkikler sonrasında ciddi bir hastalıkları olduğunu öğrendiklerinde de tam tersine sevinecekler midir?!?!?!?!?!?! (çok şey istemiyorum bakın, birşeyiniz yoksa, yoktur...)

merak etmeyin... sorduğum soruların hepsinin cevabını biliyorum... sadece sizin de bunların farkında olmanız ve tekrar bu durumları yaşadığınızda biraz empati kurabilmeniz adına bunları yazdım... bunları yazarken de dün geceki nöbetimden daha fazla yoruldum... çünkü dün vücut olarak değil, kafa olarak yoruldum... 3-4 saat uyuyarak nöbetimin yorgunluğunu atlattım ve kendime geldim, ama bu kafa yorgunluğumu ancak bu saatlere doğru atabiliyorum ve yavaş yavaş düzgün cümleler kurabiliyorum...

şimdilik bu kadar... sağlıcakla kalın... sağlıklı kalın... sağlam kalın diyorum... yoksa bu sağlıksız sistemin içinde tekrar kolay kolay sağlığınızı falan kazanamazsınız... haberiniz olsun...

devamını okuyayım »