grapes of butcher

  • 3173
  • 0
  • 0
  • 0
  • 9 yıl önce

steven seagal

nasıl ki al pacino'ya hemen her filminde haykırmalı tiradlı bir sahne hazırlanır, ona asıl yeteneğini bu şekilde icra etme şansı verilirse steven seagal'e de çoğu filminde bir bilardo salonuna gitmek nasip ettirilir. aşağı yukarı anlatayım:

steven çok pis maksatlarla bir adamı aramaktadır. şehrin dehlizlerinde dolaşır, zencilerle yüz göz olur, bir sonuç alamaz ve sonunda loş ışık ve nahoş tiplerle tıkabasa dolu bir bilardo salonuna gelir. barmene adamı tanıyıp tanımadığını nazikçe sorar. barmen müstehzi bir bakış atar, bilmemektedir. steven salona dönüp bu adamı tanıyıp tanımayan olduğunu bir kez daha nazikçe sorar. bu sırada kamera salona 180 derece bir çekim yapar, bilhassa bandanalı, kaslı ve dışarda harley türevi motoru olduğu anlaşılan tipleri kadraja alır. masaların üzerine hafif bir ışık vurur, salonun arka kısımları belli belirsiz görünür. steve bakar ki ses seda yok, bari bilardo oynayalım azcık der, bir bilardo sopası alır. masayı şöyle bir dolaşır bir iki spektaküler ve gözdağı maksatlı vuruş yapar. bu, ben adamı sıkı döverim mesajıdır. abiler aralarında bakışırlar, bir tanesi steve ile diyaloğa girer, işte adamı napıcaksın falan der aşağı yukarı. steven konuyla tamamen alakasız ama içinde metaforlar, gizil anlamlar ve incil'den öyküler barındıran, buna rağmen bir cümleyi nadiren geçen bir cevap verir. ama karşısındakiler hırt adamlar olunca edebiyat bilen pek olmaz, direkt agresifleşirler, ani bir hareketle steve'i ekarte, manipüle ve elimine eğilimi belirir. steve ise kendisine hazırlanan bu sahneyi gerekli verimliliğiyle kullanmak için doğuştan gelen yeteneğini icra etmeye başlar: ani bir hareketle bilardo sopasını alır, çevirir ve bir adamı yarar, diğerini ikiye böler. bu esnada otto e mezzo atan tipler kaçışırken steve yaralılardan birini uzun saçlarından kavrar ve edebiyatı bırakarak sokakların kanununu sokakların diliyle anlatmaya başlar: nerde lan bu falan der. abi valla bilmiyorum. nerde lan bu? abi valla. de amına kodumun der steven ve birkaç parmak kırar nihayet. hangarın orda falan der biçare herif de. steve de son bir hamleyle cezayı keser, ufak bir jestle gencin kolunu kırar, belki sopayı da kullanır. işte steven seagal'in kariyeri bu sahnelerde filizlenmiştir.

bense şunu tavsiye edeyim: steveciğim hiç zahmet etme, bi dahaki sefere direk hangara git. adamlar orda bekleşiyorlar.

devamını okuyayım »