grapes of butcher

  • 3173
  • 0
  • 0
  • 0
  • 6 yıl önce

çukurova

osmanlı allahın adanalısıyla mümkün mertebe az muhatap olmak için önceleri buralara sadece geçerken uğramış. yavuz hilafet yüce gayesi için mısır'a yönelmişken çukurova yol üstünde olduğundan kısa günün karı burası da osmanlı oluvermiş. ama çukurova o zamanlar ovalığın hakkını tam anlamıyla veremediğinden ve balkan toprağı buranın mahsulüne gelene kadar hayli hayli bereketli olduğundan (1'e 70, 1'e 100 aga!) 400 küsür sene sonra -yine osmanlılarca tesmiye olunan- osmaniye'de doğacak olan bahçeli'ye kadar kimse ekönömi lafını ağzına almamış, mıntıkayı ramazanoğullarına paslamışlar. vergisini verirsen sen takıl demişler.

çukurova ovalığın hakkını bir hayli zaman verememiş. çünkü coğrafya derslerinde okuduğumuz, nehirlerin getirdiği alüvyonların birikip adamakıllı bir delta ovası oluşturması kağıt üstündeki kadar steril gerçekleşen bir hadise değil. suyla gelen ve yine suyu dolduran toprak, ovanın çoğunda üstünde tarım yapılabilecek kıvamdan ziyade balçık, bataklık ve sazlık halde. ve çukurova her daim sıcak. bataklık da sivrisinek yatağı, tarımı kim yapacak?

o yüzden yüzyıllarca asgari bir kesimdekiler hariç kimse tarım marım yapmamış çukurova'da. sıcak ve sıtma yüzünden ovaya sadece kışın inip yazın dağlara yaylalara kaçmışlar. ta ki 1860'larda amerikan iç savaşı patlayana dek! ingiliz sanayisinin pamuk hammadde deposu olan amerikan güneyi savaş yüzünden tarım yapamaz hale gelince ingilizler daha evvelden olası hammadde alanları olarak belirledikleri hindistan ve çukurova için faaliyete girişmiş, osmanlı'ya da haber salmışlar. bakın pırıl pırıl ova var sikinizde değil, tarım yaptırın vergi alın, pamuk ihraç edin bahtiyar olun demişler.

hikayenin bundan sonraki kısmı fırka-i ıslahiye olarak bilinen ordunun, izini biri yazılı biri sözlü olarak iki karşıt tarafın ağzından sürebildiğimiz macerası. komutanı derviş paşa, kurmay başkanı gazi ahmet muhtar paşa, idari amiri de cevdet paşa olan ordunun amacı dağda başına buyruk yaşayan yörükleri düze indirip tarım yaptırmak, geniş çaplı üretime ortak etmek, vergilerini almak. ama kimseye eyvallahı olmadan yaşayan yörüklere ne yerleşmek, ne sıcakla sıtmayla uğraşmak ne de vergi vermek cazip geldiğinden çatışma başlıyor, 1865-1866 gibi.

iskenderun limanına demirleyip yavaş yavaş batıya doğru yürüyen, yürürken osmaniye'yi, ıslahiye'yi ve başka nicelerini kuran ordunun anlatısı cevdet paşa'nın tezakir'inde, yörüklerin feryadı, ferman padişahın dağlar bizimdir diyen dadaloğlu'nun şiirlerinde, sonrası yaşar kemal'in romanlarında.

edit: tarım son zamanlarda gelişti ve 19. yüzyıla kadar çok dar bir alanda yapılıyordu vurgusunu biraz abartmış olabilirim :)

devamını okuyayım »
18.09.2010 19:14