gravatli okuz

  • 355
  • 67
  • 9
  • 0
  • dün

sabahın köründe bir yerlere giden yaşlılar

eskiden oturduğum evin karşısındaki parkta sıkça gördüğüm hüseyin amcaydı bu yaşlı insan...

her gün sabah ben işe giderken parkta görürdüm kendisini...

eğer mevsim yaz ise ince bir gömlek, keten bir pantolon elinde bastonuyla, eğer mevsim kış ise kafasında kasket, gömlek üzeri kazak ve pardösü giyer ve yine elinden bastonunu eksik etmezdi...

genelde koltuğunun altına sıkıştırdığı gazeteleri bulunurdu ancak sabahları gazete okumak yerine insanları izlemeyi tercih ederdi...

her sabah önünden geçerken günaydın derdim ve yüzünde mutluluk dolu bir tebessümle günaydın diye cevap verirdi...

bazı sabahlar lekeli elleri ile küçük çocuklara el sallar, bazen de civardaki esnafın "günaydın hüseyin amca yine erkencisin" diye sataşmalarına kırışık yüzünü daha da kırıştıran ama bir o kadar da sevimlileştiren bir ifade ile "ben erkenci değilim sen geç kaldın" diyerek, şaka yollu cevap verirdi....

muhtemelen 80 yaşları civarındaydı, eşi 10 sene önce vefat etmiş, kızları ve oğulları haftanın belirli günlerinde ziyaret ederdi....
her sabah sanki kendisine vazife edinmiş gibi hep parkın aynı köşesinde otururdu...

ve ben her sabah ona günaydın dedikten sonra kendi kendime "ya hu adam kaç yaşına gelmişsin, kar demiyosun kış demiyosun, sabahın köründe şu parta dikiliyosun, git yat işte evinde dinlen, zaten gelmişsin kaç yaşına" diye düşünürdüm...

şirketten izin aldığım bir gün, sabah 9:00 civarı uyandım.. pencereden dışarı baktığımda hüseyin amca gazetelerini okuyordu...
"ulan dedim, nasılsa markete gidecem, bi uğruyayım gideyim bakayım yanına napıyomuş böyle her gün her gün" dedim kendime...

ev kıyafetlerim ile indim aşağıya, "günaydın hüseyin amca nasılsın" dedim..
"ooo günaydın öküz bey oğlum hayırdır gitmedin mi işe" dedi..
"yok izinliyim bugün ama bakıyorum da beni takip ediyorsun" dedim.. " sahi görememiştim seni bugün" dedi...

"ya hu hüseyin amca her gün sabah burdasın, biz her sabah işe zar zor gidiyoruz, sen üşenmeden kalkıp geliyorsun, yatıp dinlensene evde, hasta olacaksın bir gün buralarda" dedim....

hüseyin amca elindeki gazeteyi katlayıp yanına koydu, "gel yanıma otur" dedi, oturdum...
vücudunun yarısını benden yana doğru çevirdi...
"şimdi" dedi..
"şimdi bak bakalım etrafa ne görüyorsun" dedi..
"parktaki oyuncaklar, işe giden insanlar, ağaçlar, binalar, bir yerlere giden insanlar" dedim...
"kapat bakalım gözlerini başka ne göreceksin" dedi...
aklımdan; "felsefe dersi gibi oldu" diye geçirirken kapadım gözlerimi.. şakayla karışık "bir şey görmüyorum hüseyin amca" dedim..
güldü, "ne demek istediğimi biliyorsun zekisin, söyle ne görüyosun" dedi..
" araba sesleri, insan sesleri, bir kaç kuş sesi, havanın ferahlatıcı etkisini, bunları hissediyorum" dedim....
"hissediyorsun" dedi ve devam etti, " tüm bunları az önce gözlerin açıkken de hissediyordun ama fark etmiyordun, sadece insanlar, ağaçlar, oyuncaklar görüyordun, bunlar dışında başka şeyi görmüyordun" dedi...
"doğru" dedim.

"hah bak şimdi evlat, benim yaşım 80 küsur, sizler daha gençsiniz, gözleriniz açık, bir yerlere gidiyorsunuz, bir işle meşgul oluyorsunuz, belki kendinizi, belki ailenizi geçindirmek yada yüksek hedefler için çabalıyor ömrünüzü bir şeylere sahip olmak için tüketiyorsunuz... ben 80 küsur yaşımdayım, sizler gibi gençken ben de tıpkı sizler gibi ömrümü bir şeyler kazanmak, başarılı olmak için bir yerden bir yere koşuşturmayla geçirdim, yıllar sonra fark ettim ki, aslında zaman geçiyor, hayat tükeniyor ve biz kuş seslerini, nefes almanın verdiği o hissi, hayatı, zamanı göremiyoruz"...

"ben göremediğimin farkına vardığım zaman evimin önündeki bu güzel parkı keşfettim, bir gün rahmetli eşimle birlikte bir sabah buraya geldik, hiç konuşmadan gözlerimizi kapadık ve o an aslında ne kadar yaşadığımızı fark ettik, işte ben o gün bugündür sabahları bu parkın müdavimiyim" dedi....

"peki sadece bu park mıdır hayatın hüseyin amca, yani ne bileyim sahile git, başka yere git, başka parka git neden burası" diye sordum...

"insan hayatı boyunca hep huzur arar zanneder ki parası olunca huzurlu olacak, zanneder ki işini değiştirirse huzurlu olacak, zanneder ki arabasını değiştirince huzur bulacak, zanneder ki şehir değiştirirse huzurlu olacak, tüm bunları değiştirir ve değiştirdiğinde bir zaman sonra kendisindeki o hiç bitmeyen huzursuzluğun bunalımın eskisinden daha fazla içini kapladığını görür, insan huzuru arar ama huzur senin olduğun yerdedir, aramana gerek yok... bu park benim eşimle huzuru bulduğum bir yerdi...
şimdi o yokken her sabah buraya gelirim, gözlerimi kapatırım, hamiyet hanımı eşimi yanımda hissederim, mutlu olurum, sizlere gülümserim, günaydın derim, sonra gazetemi okurum, komşu esnaf duble çayımı getirir, oyun oynayan çocukları izlerim ve bu dünya için fazla yaşadığımı düşünürüm...
gitme vaktim gelince gözlerimi bir kez daha kapatır hamiyet hanım ile geçen gençliğimizi düşlerim, zaman geçiyor çocuk, hem de çok hızlı, ben burada bu parkta zamanı yavaşlatıyorum" dedi.....

ben işte o an hayatımda hiç hissetmediğim kadar yaşlı hissettim kendimi, hüseyin amcayı ise bir o kadar genç...

çok zaman toparlayamadım kendimi, neden çalışıyorum, neden mücadele ediyorum, neden mutsuzum sorularını sorudum kendime...
sorulardan ne zaman bunalsam, sabah, akşam gece demeden hüseyin amca'nın oturduğu bankın karşısındaki banka oturup, gözlerimi kapatıp derin nefes aldım...
bir çözüm bulamadım belki, belki hüseyin amca da bulamamıştı ama muhteşem bir şeyi keşfetmiştim; "zaman geçiyor"....

hüseyin amcayı 4 sene önce kaybettik, kendisi ebedi huzura ve eşi hamiyet teyze'ye kavuştu...
o gittikten sonra uzun zaman pencereden dışarı bakamadım, uzun zaman sabah işe giderken onun oturduğu tarafa bakıp, hüzünlendim, güldüm, el salladım bazen de ağladım...
ve uzun zaman ne zaman canım bir şeye sıkılsa telefonumu evde bırakıp, hüseyin amcanın oturduğu köşenin karşısına geçip gözlerimi kapadım, zamanı dinledim hissettim ve hüseyin amca'yı düşündüm...

nur içinde yat hüseyin amca, sen bana en büyük mirası bıraktın, umarım gittiğin yerde bir park vardır ve hamiyet teyze ile birlikte huzurlusundur....

devamını okuyayım »
15.12.2017 11:30