gunes girmeyen eve giren adam

  • 834
  • 63
  • 24
  • 5
  • bugün

inanmak

eskiden aptalca bir eylem olduğunu düşünürdüm. artık, insanın biyolojik evriminde önemli bir yere sahip olan bir kavram olarak görüyorum.

malum; merak etmek, insanın doğadaki en önemli aracı.
merak kavramı, insanın günlük hayatta işe yarar örüntüler bulmasını sağlamanın yanında; hayatın anlamı, varlığın nedeni gibi cevabı insan gibi, basit bir madde yığınının yanıtını bulamayacağı konuları da bir yan etki olarak sorgulatmaya başlar. işi gücü bırakıp cevabına ulaşılamayan soruları sorgulamak, onların üzerinde vakit harcamak; evrimsel olarak, sorgulayanı son derece dezavantajlı bir konumda bırakır.

böyle durumların önüne geçmek için, zihinsel olarak, cevabını bulmakta zorlandığımız konularda inanma eğiliminde oluyoruz ki mekanizmanın nihai hedefi olan üremek için harcanması gereken enerjiyi gereksiz enerji harcamayalım.

ama ne zaman ki ihtiyaç hiyerarşisinde üst basamaklara doğru yol alırız, geçim sıkıntısından kurtulup canımızı sıkabilecek kadar boş zamanlarımız olur, merak etme sistemimiz bir nefes alıp çalışmaya hazırken ortada merakını edecek basit şeyler bulamaz, işte o zaman inanarak arka plana attığımız sorular, sorgulanmaya başlar.

.

şöyle bir alegori ile bitireyim:

bir alışveriş merkezinde yan yana duran 5 dükkandan 1'i tadilata giriyor. bu tadilata giren dükkanın önü, işçiler tarafından kalın ve çiçek süsü brandalarla müşteriler rahatsız olmasın diye kapatıyorlar.

burada;
1- alışveriş merkezi, doğayı temsil etmekte.
2- beş dükkanın dördü, günlük uğraşları; tadilata giren ise cevabı olmayan soruları temsil etmekte.
3- müşteriler, insan beyninin merak mekanizmasını temsil etmekte.
4- çiçek süslü kalın branda, inancı temsil etmekte.
5- tadilattaki brandalama işini yapan işçiler, zihnin inanma mekanizmasını temsil etmekte.

devamını okuyayım »
18.05.2018 22:19