hae

  • aklıselim (552)
  • 894
  • 4
  • 1
  • 0
  • dün

w123

bundan 15 yıl kadar önce 1982 model bir 230e kara motor aracım vardı. gelgelelim bu güzel motor sorun yaratmaya, ciddi yağ yakmaya başlamıştı. bunun üzerine motoru yaptırmaya karar verdim ki, bir türlü parçalarını denkleyemedik. tam o dönem hurdacılık yapan bir ağabeyimiz bana 1988 model bir 420 s arabanın takla attığı için kendisine geldiğini, motorun sağlam olduğunu, benim arabamın üzerinde yapabileceğim ufak kaporta ayarlamalarıyla bu motoru kullanabileceğimi söyledi.

o dönem delikanlı dönemimiz dostlar. arıza yapan motor 1982 teknolojisinin son noktası, tek noktadan enjeksiyonlu 136 hp bir motor. arabam zaten uçak gibiydi. 420 s'in v8 4200cc 16v motoru bana roket motoru gibi görünüyor o dönem. 220hp'lik bir canavar. bir heyecan aldım motoru tabii.

pek de ufak olmayan kaporta işi sonunda motoru yerleştirdik. ufak tefeğini de yaptırdım. yola çıktım. gel gelelim işten anlayanların da tahmin edeceği gibi şanzıman maalesef motora uyum sağlamadı. 2 kilometre sonra gerisin geri döndüm tamirhaneye. hurdacı abimizden 420 s'in şanzımanını da aldım. onu da taktık arabaya.

arabayı yine yürütemedim iyi mi? bu sefer de arabanın arkası ayrı alemlere gidiyordu. anladığınız gibi hurdacı abimiz son olarak bana kazalı aracın diferansiyelini de sattı. onu da taktık.

bu sefer olmuştu. 1700 kg.lık ağırlığı ile 230e kasası, 4200cc'lik motora leblebi çekirdek oldu. araç kadran tanımaz haldeydi. 420s üzerinde 250km hız sınırlamasıyla çalışan motorla benim araba kaç kilometre sürat yapacaktı kim bilir. izmir-çeşme otobanına çıktım hevesle. gişelerden sonra biraz bastım, ivmelenmenin böylesini yaşamamış bünyemin yusuflaması üzerine yavaşladım.

160-170 km süratte sabit şekilde ilerliyordum ki yanıma yepyeni kırmızı bir alfa romeo spyder yaklaştı, kornasına bastı ve hızlanıp ilerlemeye başladı. arkasından 3.0 v6 24v yazısını okuduğum aracın peşinden seyirttim. ister inanın ister inanmayın, alfa'nın 230-240 ile gittiği dakikalarda onun yanında hala motorum sakin şekilde ilerliyordum. daha sonra 1982 230e'nin bütün asaletiyle basıp uzaklaştım. dikiz aynasında kaybolan alfacıya bayağı bir güldüm tabii.

o dönem çeşme gişelerden çıkıştaki döner kavşakta duran karpuzcudan karpuz almak için durakladım. 1-2 dakika sonra alfacının geldiğini gördüm. aracından indi, bana "nasıl oldu bu iş?" dedi. aracını satın alalı bir hafta olmamış. kendisininkinden o zaman için 15 yaş büyük bir arabanın onu mat etmesini hazmedememişti adam. "kaç para istiyorsun bu araba için? hemen vereceğim, peşin" dedi. ben de adamın vazgeçmesi için "bana çok pahalıya maloldu modifikasyon, anca 3 milyara bırakırım" dedim. aracımın her şey dahil maliyeti 500 milyon bile değil ha. maaşım da 40 milyon dostlar, sene 1997, asgari ücret 20 milyon falan. adam hemen kabul etti, parasının durduğu yaşarbank'a gittik, parayı benim hesabıma gönderdi, notere gittik satış verdim, eve otobüsle döndüm.

yanarım yanarım anca 100 kilometre kullandım o haliyle ona yanarım.

edit: imla

devamını okuyayım »