haycanus

  • 299
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

toefl

sözlükte genellikle sınav sırasında olanlardan ve sınavın içeriğinden bahsedilmiş. ben de biraz bahsedilmeyen detaylara değineyim toefl hakkında.

öncelikle sınava kayıt yaptırırken, ola ki gözden kaçırırsınız, isminizde türkçe karakter varsa bunun ingilizce karşılığını yazmanız gerekiyor. sınavla ilgili her resmi belgede "kimlikte yazanla birebir aynı olacak, yoksa sizi kesip pişirip yeriz!" tarzı ifadeler olsa da isminizi türkçe karakterler olmadan yazmanız herhangi bir sorun yaratmıyor. kayıt olduktan sonra verdiğiniz mail adresine registration detaylarınız geliyor. yine ödeme yaptıktan sonra çıkan ve çıktısını almanız tavsiye edilen sayfaya toefl sayfanızdan her zaman ulaşabiliyorsunuz.

hazır başlamışken çalışma kaynaklarına da değinmiş olalım. ankara'da olup olgunlara gidip kitap almayı düşünenler dikkatli olsunlar. çünkü orada bulabileceğiniz kitaplar internette bulabileceklerinizden fazlası değil. ha tabii olgunlar esnafının sunduğu sıcak kucak önemli bir fark olabilir. nitekim kapağında 2009 falan yazan bir kitabı alıp baskı bilgilerinin yer aldığı ilk sayfalarına baktığınızda 2007 basımı olduğunu falan görebilirsiniz. yine fiyat politikası geçirebildiğine geçir marketing konsepti dahilinde olduğundan kitap alınacaksa pazarlık yapmanızı tavsiye ederim. şahsen benim gibi pazarlık yeteneği 0 olan bir adam bile sözüm ona 40 liralık kitabı sadece "tamam ben bi diğer dükkanlara da bakayım" diyerek 28 liraya kadar indirebildiyse.. eheh. neyse, bana kalırsa %100'ü bilgisayarda geçecek bir sınav için hard copy kitap almaya gerek yok, çünkü internette kitap bedava, zaten beyin bedava. yine de kitap alacaklar cd lerine dikkat etsinler en azından, çünkü gayet boş cd çıkabiliyor. hayır o cd'yi kendiniz doldurup kullansanız bile 2 gün sonra bozuluyor zaten, cd'si bile adi lan.

neyse, sınav konseptini öğrenmek adına önce kaplan sonra da thomson*'ın kitaplarını kullandım. kaplan toefl seviyesinin üstünde bir kitap, ama zor demek doğru mu bilmiyorum. yani mesela listeningleri diğer kaynaklardan farklı değil, gayet tane tane falan. ha nedir fark? normal ya da kolay bir kitap ile kaplan aynı soruyu sorduklarında kaplan şıklara birbirine gereğinden fazla yakın cevaplar koyarken, toefl seviyesindeki bir kitapta doğru cevap büyük oranda kabak gibi size sırıtıyor. ya da bana öyle geldi bilmiyorum. kaplan %90'ı tavsiyelerden oluşan bir kitap. o %90'ın %50'si de çok basit konularda tavsiyeler. ama geriye kalan kısımlarda, mesela writing, gerçekten faydalı önerileri var. dediğim gibi vasat bir ingilizceniz yoksa kaplan'ın sorularını da kafaya çok takmayın, çünkü bazıları cidden cinslik olsun diye konulmuş.

diğer kullandığım kaynak thomson ise türkiye'de çok fazla bilinmeyen bir kitap. beni çekmesinin nedeni kitapta en ufak detayla ilgili 40 tane practice test olması ve benim soru çözmek istememdi. yine tabii taktik ve tavsiyeler var, ama çoğunluk sorudan oluşuyor. seviye olarak toefl'dan kolay ile toefl'a yakın diyebilirim. ama sıkıntınız olan konularda bol bol soru çözebildiğiniz için işin mantığını kavramanızda yardımı dokunur. 40 liraya bana satılmaya çalışılan kitaptı ama dediğim gibi almaya gerek yok.

sınava 1 hafta kala cambridge'in cd'sindeki 8 testi çözdüm. yine ets'nin kayıt olduktan sonra size indirme imkanı verdiği toefl sampler (1 reading, 2 listening, speaking örnekleri ve writing örnekleri) mutlaka çözülmeli. çünkü her ne kadar cambridge'i çözmenin faydası olduysa da toefl seviyesinin biraz üstünde soruları içeriyordu. kesinlikle zor değil, ama toefl kolaylığında da değil. fakat toefl sampler arayüzünden, okuma parçalarından listeningine kadar her açıdan sınavla tamamen aynı seviyedeydi. o soruları çözdüğünüzde çok kek gelirse "bu kadar kolay sormaz bunlar" diye yanılmayın, nitekim aynı deneyimin daha kısası.

sınav gününe gelirseek. öncelikle sınava tobb etü'de girdiğimi belirteyim. sanırım ankara'da toefl'a girmek için favori mekanlardan biriymiş. sınav günü gittiğimde ta yerleşke kapısındaki güvenlik görevlilerinin bile çok yardımsever olduğunu gördüm. yabancı diller binasına gidip oradaki güvenlik görevlisine toefl için geldiğinizi söyleyince size kafeteryada beklemenizi, isminizin okunacağını söylüyor. herkes kafeteryada birikmeye başladıktan sonra belli isimler okunuyor ve hangi kata gideceğiniz söyleniyor. yani özetle erken gidip sınava erken girme durumu pek sözkonusu değil ve bence bir avantaj sayılabilir. yukarı çıkınca normal bir dersliğe alınıyorsunuz, burda size confidentiality statement denen zımbırtıyı bir kalem eşliğinde verip doldurup imzalamanızı istiyorlar. belgenin altına yine belgede yazan kısa bir bölümü elle yazarak altına imza atıyorsunuz. bunu yaptıktan sonra dolap anahtarınızı teslim alıp eşyalarınızı koyabilirsiniz. yalnız o imzaladığınız belgeyi görevlinin masasına bırakıp gitmeyin, fotoğraf çektirip kayıt yapmadan önce oradaki görevliye vermeniz gerekiyor. dediğim gibi eşyalarınızı da yerleştirdikten sonra fotoğrafınızı çektirip sınav yerinize oturtuluyorsunuz. yeri gelmişken belirteyim tobb etü'deki gözetmenler gerçekten çok yardımsever ve ince insanlardı. her konuda yardım ettiler sağolsunlar.

sınav salonu klimalı ve dışarıdan tamamen izoleydi. aynı şekilde bilgisayarlar da birbirinden tamamen ayrılmıştı, yanınızdakileri hiç bir şekilde görmüyorsunuz. ufak bir kabinde sınava giriyormuşsunuz gibi düşünebilirsiniz. kulaklıklar ets nin standart büyük mikrofonlu kulaklıklarıydı ve yeterli ses izolasyonu sağlıyorlardı. tabii insan yapısı olan bu aletler, birazdan bahsedeceğim bazı öküzlere karşı test edilmemiş olabilir.

her neyse pozumuzu verip bilgisayarımıza oturduk. önce gözetmen gelip şifresini giriyor. bilgilerinizi onayladıktan sonra sınavınız yüklenmeye başlıyor. bu noktada benim bilgisayarımda problem oldu, yükleme ilerlemiyordu. fakat hemen başka bir bilgisayara alındım ve bir kaç dakika içinde de sınava başlayabildim. sınavın başında ve speaking kısmından önce 2 kez mikrofon ayarlaması yapılıyor. "describe the city you live in" olayı işte. kimisi pratik olsun diye hakkaten describe ediyor, kimisi directionları okuyor. ben şahsen aynı cümleyi okuyarak yapmayı tercih ettim. size kalmış. mikrofonlar son derece hassas. sınav boyunca mikrofon açık ve mikrofona giden her sesten haberiniz oluyor, yani öyle sesimi aldı almadı diye panik olacak bir durum yok. hassaslık derecesini de şöyle söyleyeyim, aldığınız nefesi rahatlıkla duyabiliyorsunuz.

reading kısmı ile sınav başladı. 5 reading geldi. açıkçası aralarında pek zorluk farkı göremedim. yukarıda da bahsettiğim gibi parçaların akıcılığı, soruların zorlayıcılığı falan toefl sampler ile neredeyse tamamen aynı seviyedeydi. 3'er 5'er dakika artırarak rahatlıkla bitirilebilen bir bölüm. sadece ilk 1-2 reading'de insanlar mikrofon testi yaptığı için biraz ilginiz dağılabiliyor, onun dışında sorun yaşamıyorsunuz.

yine listening beklediğimden kolaydı. kolaylıktan kastettiğim konuşmalar falan değil onu da belirteyim. çünkü farklı kaynaklarda karşılaştığım listeningler dinleme ve takip açısından aynı seviyedeydi. kolaylığı belirleyen ise sorulan sorular oluyor. çalışırken daha en başından "lekçırır dersin başında öksürdü, neden?! grip, sinüzit, nezle?! yes mi no mu çabuk söyle!" gibi dallama sorularla karşılaştığınız olabililr. ama gerçek sınavda anlamsız ve alakasız detaylara takılan bir soruya rastlamadım. gayet rahat geçen bir kısımdı benim için. kulaklıkların ses seviyesi gayet yeterliydi, hatta tam ses açmadım öyle söyleyeyim.

ondan sonra 10 dakikalık ara başlıyor. gidip yüzünüzü falan yıkayın bi. yalnız 10 dakika tahmininizden çok daha çabuk geçiyor o yüzden fazla uzaklaşmayın.

derken speaking kısmı başlıyor. hatta siz başlarken millet konuşmaya başlamış falan oluyor. en başta da dediğim gibi normal ses tonunuzdan daha kısık sesle konuşsanız bile rahatlıkla sesiniz kaydediliyor. yalnız ağzının önünde mikrofon olunca dayanamayıp bağıran insanlar her yerde malesef. misal bizde bütün sınav boyunca her bölümün başında çıkan directionları bağıra bağıra okuyan bir öküz vardı. insanlar dönüp baktı falan ama müdahale edilemiyor tabii. amacı neydi bilmiyorum, rakiplerini falan mı eliyordu ne yapıyorduysa artık. yine benim yan tarafımda başka bir öküz vardı. anıra anıra speaking yaptı adam resmen. hayır böyle aksan maksan olsa konuş birader, kulağımız aydınlansın değil mi? yok ama, tayyibin miting konuşmaları misali, sanki herif padişah halka sesleniyor lan. neyse speaking soruları klasik zaten. lecture'lar falan biraz daha light geldi bana. speaking sırasındaki kaosun etkisiyle günlük hayatta ve topluluk içinde normal şekilde konuşabilen bir insan olarak biraz kontrolü kaybettim. yani söyleyeceklerimi söyledim tabii, ama tonlama ve organizasyona dikkat edemedim kontrol gidince. dolayısıyla speakingden iyi bir skor beklentisine hiç girmedim.

son olarak writing kısmında da bir zorlukla karşılaşmadım. ingilizce klavye ile yazı yazma alıştırması yapmak önemli, yine kullanacağınız noktalama işaretleri nerede öğrenin. kendi bilgisayarınızda ingilizce-türkçe klavye arasında geçiş yapmak için alt+shift'e basıp pratik yapabilirsiniz. el alıştıktan sonra tuşun üstünde yazıp yazmaması önemli değil zaten. neyse, integrated writing'de 3 argüman ve ona karşı 3 argüman geldi. oturup yazdık şöyle de böyle de diye. yine independent writingde abuk bir konu gelmedi ve o kısmı da halledebildim. tek tavsiyem zamana çok dikkat edilmesi. çünkü konuyu okur okumaz başlasanız ve on parmak klavye kullansanız bile o zaman ucu ucuna yetişecek. yani yetişecek dediğim kontrol için size 1-2 dakika falan kalıyor. kontrol şart çünkü kaptırmış yazarken gözden kesinlikle bir şeyler kaçıyor. saniyeler 3-2-1 diye geriye sayarken yusuf yusuf eklediğim bir "not" kelimesinin baştan aşağı essayi nasıl kurtardığını ben bilirim. o yüzden paniğe kapılmadan zamanın farkında olarak yazmak lazım. yine merak edenler için sol üstte bir word count kısmı var, bence gayet kullanışlı.

sınav sonunda "bitti be öf" diye salmayın kendinizi. sonda 2 soru soruluyor. biri response'larınızın ets eğitim materyallerinde kullanılmasına izin veriyor musunuz şeklinde. diğeri ise çok önemli, sınavınız değerlendirmeye alınsın mı diye bir soru. olur da bunu yanlış işaretlersiniz ve sınavınız değerlendirmeye girmezse, 10 gün içinde ets ile temasa geçip belli bir ödeme karşılığında sınavınızı değerlendirmeye alabiliyormuşsunuz.

sınav sonuçları 2 hafta sonra açıklandı. internetten bakabileceğinize dair mail geliyor. yalnız o maili aldığınızda skorlarınız "unavailable" şeklinde görünüyorsa panik olmaya gerek yok. ets'ye bir mail atabilirsiniz, zaten onlar da böyle bir durumda mail atmanızı istiyorlar. benim görünmeyen skorlarım 1-2 saat içinde görünür olmuştu. sonuç olarak reading 27, listening 27, speaking 23 ve writing 25 şeklinde toplam 102 yapan* puanımı öğrenmiş oldum.

sınava gireceklere naçizane tavsiyem ingilizce adına eksikleri neyse o eksiklerine yönelmeleri. az kelime biliyorsanız kelime öğrenmeye bakın. cümle kuramıyorsanız oturun gramer çalışın falan. ama her seviyeden insanın mutlaka bakması gereken toefl'ın soru tarzı. çünkü sınavın nasıl olduğunu sınavda öğrenen bir insanın normalde yapabileceğinden daha düşük bir not alması çok muhtemel. söz gelimi siz speakingde size sorulan soruya belli bir kalıp içerisinde yanıt vermezseniz oxford aksanıyla konuşsanız yine düşük not alırsınız. ana dili ingilizce olup toefl'dan 90 küsur not alan arkadaşım bunun en güzle örneği. o yüzden bence sınavın işleyişini öğrenmek en az ingilizce bilginiz kadar önemli. onun dışında stres yapmadan rahat bir şekilde girerseniz istediğiniz puanı almamak için bir sebep yok.

ps: oha kitap olmuş.

devamını okuyayım »
28.07.2010 10:09