hayvan pandikoglu

  • müzmin yedek (58)
  • 670
  • 52
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

vancouver

iş bulmanın korkunç zor, yaşamanınsa son derece pahalı olduğu kanada kenti. ünlü şarkıcı bryan adams'ın yaşadığı yer.

dünyanın en yaşanılır kenti seçilmesine bir anlam veremiyorum. görmesem, çok iyi tanımasam belki yerdim. iklimi kanada standartlarına göre çok yumuşak, onun dışında pek bir numarası yok. cehennem diyemem ama cennet de değil. aynı zamanda yakın gelecekte oldukça şiddetli bir deprem tarafından vurulması beklenmekte.

kanada doları sağlamken kuzey amerika'nın los angeles ve new york'tan sonra en pahalı 3. kirasının olduğu şehirdi ve uzun bir süre öyle kaldı. buna karşın iş bulması tüm kanada gibi burada da çok zordur. kendi alanınızda bir iş bulursanız genelde iyi para kazanırsınız o ayrı, ama o noktaya gelmek sırf gayretle olacak iş değil. şans da gerekli. vancouver'ın insanları da genelde pek hoş değildir. tipik kaba metropol insanı diyebiliriz. gerçi kanada'da bunları küçük yerlerin halkına tercih ediyorsunuz, çünkü küçük yerlerdekiler tek kelimeyle dağdan inme boz ayı. redneck kadar berbat bir şey yok. neyse, vancouver'a dönelim...

vancouver'ın polisi ve üniformalı yetkilileri genelde amerikalıları mumla aratır. (yvr) kodlu vancouver uluslararası havaalanını yolculuk yapmak için kullanmanızsa hiç önerilmez, çünkü dünyanın en faşist yetkililerine sahiptir. türk polisine o kadar lâf ediliyor ama türkiye'de havaalanında bir turistin polis tarafından nedensiz yere saldırıya uğrayarak elektroşok cihazıyla öldürüldüğü vaki değildir. bu olay vancouver'da vuku bulmuştur. hayatında ilk kez yaptığı uzun uçak yolculuğu sonrası psikolojisi bozulan ve kendisini almaya gelmesini beklediği annesini havaalanında görmeyince ingilizce de bilmediği için gerilip garip davranışlar sergileyen polonyalı bir adama kanada polisi dört kişi çullanıp elektroşok cihazıyla katletmiştir. bunun adı tek kelimeyle cinayettir. vancouver havaalanında sıkıntı yaşamak için polislik olmanıza da gerek yok zaten. gelişte durduk yere bavulunuzu ararlar, ülkeye girerkeni bırakın çıkarken bile gereksiz ve anlamsız sorularla psikolojik işkence yaparlar, hele ki üstünüzde biraz fazla nakit varsa hiçbir suçunuz yokken kendinizi "uyuşturucu mu satıyorsun?" ya da "bilgisayarında çocuk pornosu var mı?" gibi soruların muhatabı olarak bulabilirsiniz. kanada'nın başka hiçbir havaalanında bu muamele yok, en azından damdan düşer gibi kendinizi bu pozisyonda bulmazsınız, ancak şüpheli durumlarda yakından ilgilenirler. bu arada yanlış olmasın, olay tam olarak ırkçılık değil, daha ziyade faşizm. sarışın mavi gözlü kanadalılara da aynı köpek muamelesini yapıyorlar, adam gittiği tatilden ülkesine döndüğüne pişman oluyor.

ırkçılık demişken, vancouver'da kuzey amerika'nın başka büyük kentlerine göre çok az zenci olmasına karşın ırkçı arkadaşları pek tatmin edecek bir yer değildir, çünkü yerleşik nüfusun %35-40 kadarı safkan çinli. karışıkları ve diğer asyalıları saymıyorum bile. bir de vietnamlılar var ki, onlar çinlileri bile mumla aratabilir. kendilerini yakından tanırsanız, özellikle de size uyuşturucu satmayı beceremedklerinde sergiledikleri davranışlara maruz kalırsanız, kendinizi amerika bunlara iyi yapmış derken bulabilirsiniz. ırkçılık konusunu kapatmadan değinmekte yarar var, kanada tarihinde bir türk'ün maruz kaldığı tek ırkçı saldırı da vancouver'da gerçekleşmiştir. ayrıntılar için kanada'dan siktir olup gitmek başlığına bakabilirsiniz.

uyuşturucu demişken, vancouver halkı diğer kanadalılar gibi (fransız kanadalıları tenzih ederim, onlar bizim gibi normal insanlar büyük ölçüde) uyuşturucu bağımlısı ve eski uyuşturucu bağımlısı olarak ikiye ayrılır. bir başka deyişle hayatının kaymakta olduğunu anlamaya başlayıp uyuşturucuyu bırakanlar dışında herkes keştir, en azından günde bir kereden fazla esrar içerler. bu da beraberinde başka bir sorun getiriyor: evsizlik!

evsiz sayısında dünya rekortmeni bir yerdir vancouver, iklim nedeniyle kanada'nın diğer yerlerindeki evsizler de buraya gelir. kışın sokakta yatıp da donarak nalları dikmeme şansınız olan az sayıdaki yerden biridir çünkü. adım başı önünüze bir tip çıkıp spare change sir diye yalvarır. para vermezseniz genelde bir şey yapmazlar, haklarını yemeyelim. ama çok sinir bozucu bir şey. görüntüleri de öyle iğrenç ki, türkiye'deki tinercileri öpüp başınıza koyarsınız.

peki bu şehrin hiç mi iyi yanı yok? var aslında. fiziksel olarak güzel, sokaklarında yürürken kendinizi izbe bir yerde hissetmiyorsunuz. toplu taşıması kuzey amerika standartlarına göre çok iyi, araba kullanmanıza gerek yok. hatta kullanmak enayilik, çünkü feci park sorunu var. yalnız toplu taşıma ciddi biçimde pahalı. yüzlerce milletten insan var, o yüzden değişik ülkelerin mutfaklarını ve kültürlerini keşfetme şansınız oluyor. o ülkeye gitmiş gibi olmasa da internetten bakmaktan biraz daha iyi olduğu kesin. vancouver 2,5 milyonluk bir kuzey amerika kentine göre oldukça güvenli de sayılır. bu durum hızla değişmekte gerçi, ama yine de kelle koltukta gezilecek bir yer olmadı henüz. kent merkezinde east hastings sakat, çok uyuşturucu bağımlısı var, genelde mide bulandırmak dışında bir zararları olmasa da bahşiş atmadığınız için hiv+ şırıngayı bir yer yerinize saplamaları kayda değer bir olasılık. surrey denen banliyö kesinlikle iğrenç bir yer. facebook'ta only in surrey diye ararsanız anlayacaksınız ne demek istediğimi. bir de iyi olarak doğayı, yeşili falan seven insanlar için stanley park var. kent merkezinden yürüyerek gidebiliyorsunuz, devasa bir parkta oturup şehri karşıdan izleyebiliyorsunuz. o sırada etrafınızda sincaplar rakunlar falan dolaşıyor. yine yakın mesafelerde grouse mountain gibi başka atraksiyonlar var. ama genel anlamda çok da abartılacak bir şeyi yok. bir kere görüp tadını çıkarmak iyi de orada yaşamayı istetecek kadar heyecan verici değil. kanada'ya yerleşeyim de ne olursa olsun diye düşünenler içinse ideal bir yer olabilir vancouver, çünkü iklimi istanbul gibi. hatta istanbul gibi bile değil, bizim karadeniz kıyıları gibi. kışın kar hiç görülmemiş bir şey olmamakla birlikte birkaç yıl görülmediği olabiliyor. -10°c istanbul'da nasıl karşılanırsa burada da öyle karşılanıyor. okullar tatil falan ediliyor. çünkü alışılagelmiş bir şey değil. yazlarıysa hava genelde 30°c'nin altında. yer yer 35'i bulup geçebiliyor ancak bu da kaide değil istisna. buna karşın toronto'da ya da montreal'de yazın +40°c, kışınsa -40°c gayet de karşınıza çıkabilecek şeyler. vancouver'ın iklimde sinir bozucu olabilecek tek şey aşırı yağmur yağması. ben yağmuru seven bir insan olarak bile bunu söylüyorum. sevmiyorsanız gerçekten bir süre sonra sinir bozabilir.

bana ayrılan sürenin sonuna gelirken şunu da söylemeden geçmeyeyim. vancouver pasifik kıyısında olduğu için bazı ilginç yerlere ulaşımı nispeten kolay. örneğin seattle, kaliforniya, alaska, hawaii, japonya, etc...

edit: vancouver'ın bulunduğu british columbia'nın başkenti victoria ile ilgili de bir entry hazırladım. temelde bana özelden ulaşarak orada eğitim alacağını söyleyen birine ışık tutması için yazdım ama pek tabi ki herkes faydalanabilir. bu entryde bc eyaletinde yaşamayı düşünenleri ilgilendirebilecek bazı bilgiler de var, o yüzden destinasyonunuz vancouversa victoria ile ilgili entryme de göz atmanızı öneririm.

devamını okuyayım »
04.08.2016 01:05