hayvan pandikoglu

  • 1366
  • 2
  • 0
  • 0
  • 3 hafta önce

yer yarılsa da içine girsem denilen anlar

aslında yurtdışında yaşanan dumur olaylar başlığına da gayet uygun bir olay ama buraya daha uygun gibi geldi buraya yazayım dedim.

yer frankfurt havaalanı, yıl sanırım 2003. vancouver uçağına aktarma yapacağım, havaalanında vakit öldürüyorum. bir dükkâna girdim bakınıyorum. o sırada arkadan biri küüüt diye geldi bindirdi. yere kapaklanıyordum, zor korudum dengemi. "sorry" dedi. baktım sarışın uzun saçlı, mavi gözlü, witcher kılıklı bir genç. anlamaz diye "ben seni bir sikersem görürsün sorryyi amcık" dedim. aynen bu kelimerle. adamın yüz ifadesi bir değişti, öyle bir baktı ki cebinden bıçak çıkarıp sokacak sandım. yüzüme biraz baktı sonra gitti. acaba türk olabilir miydi? ulan türk insanının yüzde kaçı witcher'in dayısının oğlu gibi bir tipe sahiptir? yok yok, sövdüğümü anlamıştır olsa olsa dedim. içecek bir şeyler aldım ve kasaya yöneldim. kasada baktım bizim eleman. iki ayrı kasa var ve ayrı kasalara yönelmişiz ama beni görüyor. kasadaki hatuna klasik türk aksanıyla "du yu hev törkiş nivspeypırs?" diye sordu. o an yerin dibine geçtim, magma tabakasına doğru bir dalış yaptım. ulan özür mü dilesem diye bir düşündüm, sonra dedim ki bu adamı bir daha nerede göreceğim, bırak dağınık kalsın.

sonra check-in kontuarına yöneldim. inanılır gibi değil, bizim adam orada. vancouver'a kadar birlikte uçacağız. neyse uçakta yakın düşmeyiz herhalde diye düşündüm, yine muhatap olmadım ve koltuğuma geçtim. koltuklara oturunca acı gerçek yüzüme bir tokat gibi çarptı: witcher abi bir ön sıramın çarprazında oturuyordu. o koridorda, ben cam kenarında. yani tam dirsek temasında olmasak da 2 metreden hallice bir mesafe vardı aramızda. o sırada kafamdan bir sürü şey geçti konuşsam mı diye, yine konuşmadım. yanımdaki eleman da türkmüş, biraz yan yana oturunca öğrendim. gemiciymiş, vancouver'dan demir alıyormuş. onunla muhabbete başladık. adam doğrudan "abi vancouver'da kız nasıl düşürülür ya? abi karıya gidiyor musun? abi karı numarası var mı?" gibi muhabbetlere girince bizim eleman sürekli arkasını dönüp bakmaya başladı tabi. ben artık iyiden iyiye gerildim. konuşsam bir türlü konuşmasam bir türlü. neyse yemekler geldi, ben içki istedim ve kafaya diktim. onun verdiği rahatlamayla kalkıp adamın yanına gittim ve "özür dilerim birader, türk olduğunu bilmiyordum ve tipin kötü bir deneyim yaşadığım bir yerdeki birini anımsattığın için öyle ters bir tepki verdim" dedim. ayağa kalktı, gerçi uçaktaydık ve kavga çıkaramazdı ama ben yine de guardımı aldım. "haa sorun değil abi olur öyle şeyler, ben atacan bu arada" diyerek elini uzattı. işte o an kızgın kumlardan serin sulara atlar gibi oldum. meğer adam arkadaş canlısıymış, çok da efendi biriymiş. yalnızca adam gibi özür dilememi bekliyormuş. özür dileyince kankaya bağladık. hatta önümüzdeki yalnız seyahat eden kadınla yer değiştirerek önümüze oturdu ve vancouver'a inene kadar sohbet ettik.

devamını okuyayım »