herhalde ben deliyim

  • 76
  • 34
  • 11
  • 1
  • bugün

zen budizmi

''zihnimizi kanıların, yargıların, kararların zorbaca baskısından kurtarmak ve kitaplardan edinilecek bilgilerle değil de kişisel yaşantılardan çıkan gerçeklere dayanarak, gerçekle zihnimiz arasına hiç bir aracı koymadan ortaya çıkabilecek gerçeğin ne türlü bir gerçek olacağına aldırmadan, gerçeklerin üstüne üstüne yürümektir; şimdiye kadar gözlerimizi kapadığımız gerçeklere gözlerimizi açmaktır"daisetsu teitaro suzuki

gerçek dünyada değil; algılarımızla, duyularımızla, değerlerimizle ve inançlarımızla yarattığımız dünyada yaşıyoruz. gerçek aslında oldukça basit ve saf halde bize verilmişken biz gerçekten alabildiğine uzak bir haldeyiz, kaybolmuşuz. gerçekliği aktarmak için ürettiğimiz dil ancak kendini karşıtlarıyla var eden bir ifade biçimidir. iyiyi yalnız kötüyle açıklayabiliriz veyahut basit derecelendirmeler ekleriz ifademizi zenginleştirmek için. ancak gözden kaçan önemli bir nokta vardır; yaşamın ifadesi elimizdeki bu birkaç sözcükle anlatılamayacak kadar karmaşıktır. dil yetersizdir. o zaman düşüncelerimizin hamuru olan dilin yetersiz olması düşünce açısından bizleri yetersiz kılmaz mı? gerçekliğin dildeki veya düşüncedeki karşılığını bulmak bu nedenle zordur. bilincimiz de benzer şekilde kendi kendini doğrulayan önermelerle sınırlandırılmış bir yapıya sahiptir, toplumun bize verdiği öncülleri kullanarak birtakım yargılara varıyoruz ve bu yargıları da yine toplumun içindeki diğer bireyleri kullanarak doğruluyoruz. zen budizmi özgürlüğe ket vuran bizi baskılayan bu unsurlarla yarattığımız dünyamızı yıkarak yeni bir yaşam inşa etmemiz gerektiği üzerinde durur ve en önemlisi bunu yaparken sadece kendi deneyimlerimizi ve yaşantılarımıza inanmamız gerektiğinin vurgusunu yapıyor.

zen hiçbir zaman açıklamaz yalnızca ortada hiçbir çelişki bulunmadığına ve gerçeğin apaçık olduğuna ve bu gerçeğe ulaşmak için kendi başınıza olduğunuzu söyler. yargılarımız, kararlarımız ve duygularımız günlük hayatta önemli olsa da bizi mahveden şeyler de tam olarak bunlardır. her türlü zincirden kurtulmamız ve günlük düşünce kalıplarımızdan uzaklaşmamız gerekmektedir. ancak gerçek bir aydınlanma böyle olur. aklın ötesinde bir arayış zen budizmi... sezgi yoluyla aydınlanmaya ulaşılabileceği söylenirken bu anlayışı din olmaktan uzak kılan şey kişiselliğidir. istediğiniz kadar çok okuma yapın, günlerce meditasyon yapın veyahut buda'nın önünde saygıyla eğilin. bunların hiçbiri sizi gerçek aydınlanmaya ulaştırmayacaktır.

zen budizmini anlamak oldukça zordur. hatta yeni yeni tanımaya başlamış kişiler için komik olabilecek bir şeydir zen. bunu bir örnekle açıklayacağım:

+nedir bunlar?
-yaban kazları,bayım.
+nereye uçuyor bunlar?
-uzaklara uçuyorlar bayım.
baso birdenbire hyokujo'nun burnunu yakaladığı gibi bükmeye başlamış hyakujo can acısına dayanamayıp ''ay, ay!'' diye bağırınca baso der ki:
+sen uzaklara uçuyorlar, dedin. oysaki onlar dünya kurulalı beri buradalar.
bu söz üzerine hyokujo'nun sırtı soğuk terlerle sırılsıklam olmuş ve hemen satori'ye ermiş.*

bu ve bunun gibi birçok garip aydınlanma olayı ve lakırtı zen budizminde anlatılagelir. bakıldığında hiçbir anlam taşımıyormuş gibi görünse de satori'ye eren bir kişinin düşünce kalıplarını yıkarak özgürleştirdiği düşünceleriyle bu lakırtıyı anlamlandırabileceğinden bahsedilir. ve bunu anlamlandırabilecek seviyeye gelen kişi evine geri dönmüş demektir. kişinin kendi içine dönmesi ve kendisini tanıyıp anlamlandırması gerekir, gerçekliği bozan tüm alışkanlıklarını yıkmalı gerekirse kanlar içimde kalmalı, yeniden doğmalı, gerçeğe gözlerini açmalıdır.

'' işte şimdi sen kendini buldun; daha en baştan beri senden hiçbir şey gizlenmemişti. sendin gözlerini gerçeklere kapatan, sendin. zen'de ne açıklanabilecek bir şey var ne de öğretilip senin bilgini arttırmamı sağlayacak bir şey var. senin içinde gelişip büyümedikçe hiçbir bilginin sana yararı olmaz. ödünç kuş tüyleriyle süslensen de takma kanatlar büyümez.''

devamını okuyayım »