hessianmercenary

  • anarşist (218)
  • 734
  • 0
  • 0
  • 0
  • 7 ay önce

küçük kıyamet

izlettiğim bütün amerikalı arkadaşlarımın beğendiği, beğenmekle kalmayıp etkilendikleri ve "hollywood" standartlarının ortalamasının üzerinde buldukları türk filmi.

--- spoiler ---
film yönetmenin yorumuyla izlendiğinde dikkati çekmesi zor olan birkaç ayrıntı daha göze çarpıyor:
- depremden önceki akşam sofradaki yemeklerle yazlık evdeki akşam yemekleri hep aynıdır. bunlar da bilge'nin son akşam yaşadıklarının, enkaz altında gördüğü hayale yansımasıdır,
- eda'nın yazlıkta karşılaştığı köpek de, eda'nın depremden birkaç dakika önce uyanıp bilge'ye anlattığı, içinde bir canavar geçen kabusunun yansımasıdır.

ayrıca amerikalı arkadaşlarımdan birisinin dikkatini çeken bir ayrıntı da şudur: zeki çaycıya neden kasabanın tenha olduğunu sorar. çaycı da "buraya bir geldiler mi gitmek bilmezler" diye yanıt verir ve ölüme gönderme yapar.

--- spoiler ---

ayrıca filmde her ne kadar zeki'nin* türkçe'si beğenilmese de, amerikalı arkadaşlarımdan birisi zeki'nin* türkçesi için "kulağa fransızca gibi geliyor" yorumunu yapmıştır. işin ilginci cansel elçin fransa'da yaşamıştır ve fransızca da anadilidir - ancak türkçesi'nde fransızca aksanı yoktur. burdan çıkardığımız sonuç ise şudur: kulağımıza hoş gelmeyen, "fazla modern" bir türkçe, yabancıların kulağına çok hoş gelebilir.

devamını okuyayım »
13.09.2009 10:59