hubaku

  • prezentabl (583)
  • 977
  • 0
  • 0
  • 0
  • 6 ay önce

13 mayıs 2014 soma maden ocağı patlaması

soma'daydım bugün.

bir bilgisayar ekranından haberleri takip etmek, fotoğraflara bakmak başka bir şey; o insanlara, yerlere, mezarlara bakmak bambaşka bir şeymiş.

çalıştığım yerde, soma'daki bir yakınını bu faciada kaybeden biri var. taziyeye gitmek için gönüllüler toplanıyor, araç ayarlanıyor ve soma'ya yola çıkıyoruz. yaklaşık 30 kişilik bir grup. manisa - soma arası yaklaşık iki saatlik mesafe.

soma'nın beyce köyüne gideceğiz. oradan da soma'daki mezarlığa. plan bu şekilde.

***

manisa'dan çıkınca sırasıyla saruhanlı, akhisar ve kırkağaç'tan geçiliyor. sonra, uzaklardan soma elektrik üretim ve ticaret a.ş.'nin yüksek bacaları, soma'ya iyice yaklaştığınızı işaret ediyor.

şehrin kırkağaç tarafındaki girişinde bulunuyor belediye mezarlığı. saat 11:00. 30-40 adet araba, belki de daha fazla, mezarlık kapısına park etmiş durumda. durmayıp köye devam ediyoruz.

mezarlığın etrafından itibaren irili ufaklı kömür işletmeleri başlıyor. kömür parçalama, paketleme üzerine birkaç iş yeri var. birçok firma, baş sağlığı mesajı içeren pankartlar asmış durumda. arabalarda, evlerde de bunu görmek mümkün. belediye de reklam panolarına taziye mesajı asmış.

biraz daha ilerledikten sonra köy yoluna girerek şehir merkezinden uzaklaşıyoruz. etraf tarlalarla kaplı. çeşit çeşit çiçek bitmiş tarla ve yol arasında. zaman zaman yol iyice daralıyor, yolun etrafındaki ağaçlar ise otobüsün camlarını yalar vaziyette.

sonunda köye varıyoruz. bir tepe üstünde bulunan, tahminimce en fazla 600 kişilik nüfusu olan, soma'ya 13 kilometrelik mesafede beyce köyü.

***

ilk taziye evi.

merhumun anneanne'si, biz geldiğimizde avluda oturmaktaydı, iki elini bastonuna yaslanmış, öylece boşluğa bakıyor. sanki artık akıtacak göz yaşı yok. ailenin geri kalanı avluya geliyor. anne baba evde değil. hastanedelermiş. detaylıca öğrenemiyorum. üstelemiyorum.

baş sağlığı diledikçe ailede de, grubumuzda da göz yaşları artmaya başlıyor...

avludaki büyük incir ağacının altına sandalyeleri dizip oturuyoruz. dua ediliyor. sonrasında ise, yaşananlar dinleniyor.

anlatan, hayatını kaybeden gencin teyzesinin eşi. "19 yaşındaydı. askere gitmeden önce, sigortası başlasın diye girmişti madene. annesi, anneannesi hiç istemedi girmesini ama, öyle olmadı." diyor.

"soğuk hava deposu dedikleri mezbahaneye dönmüştü. paramparça olduk o gün. kimisi diyor, madenden çıkaranları bergama'ya götüyorlarmış, ailenin bir kısmı orada bekliyor. kimisi akhisar'a. kimisi izmir'e... nerede ne yapacağımızı bilemedik." o gün maden ocağının girişinde bekleyen alıyor sözü; "olaydan yarım saat sonra oradaydık. herkes gibi. maden girişinde insanlar umutla yakınlarının çıkmasını bekledi. zaman geçtikçe umutlar azaldı. umut azaldıkça biz kaybolduk. insan, madenden çıkan cenazeye bakıp "çok şükür bizimki değil, belki bir umut?" diye düşünür mü? sevinir mi? biz artık bu hale gelmiştik."

aile, cenazesini soğuk hava deposundaki bir ekrandan teşhis edenlerden.

"biz eskiden burada tütün ekerdik. artık tütün para getirmiyor. iş olarak bir tek maden var, yapacak bir şey yok." diyor enişte. "insanlar kuyruğa girmiş durumda. memnun değilsen çıkıyorsun, yerine girecek adam çok nasıl olsa." diye ekliyor. madencilerin servis şoförlüğünü yapıyormuş enişte uzunca zamandır. "madenden çıkıp servise binen saniyesinde uykuya dalar. bizim köyle maden arası 12 kilometre. bir keresinde ufak bir kaza oldu. 16 kişilik serviste kazayı gören 3 kişi var. insan yoruluyor." diyor. "madencilik ağır iş, tabii detaylı bilemem ama sizinkine göre ağır iş. yoruluyorlar." diyor. "sorumlular bulunur ve bedelini öderlerse elbet biraz rahatlarız." diye ekliyor.

sessizce, yutkunmaya çalışarak dinliyoruz anlatılanları.

sonrasında tekrardan baş sağlığı dileyip ayrılıyoruz. bu defa anneanne ayağa kalıp uğurluyor bizleri. gözleri yaşlı. "ayaklarınıza sağlık." diyor. o böyle dedikçe daha çok utanıyorum.

sonrasında ikinci taziye evi. aynı manzara. aynı sohbet. aynı dert. aynı göz yaşı.

***

köyden ayrılırken otobüste, köy camisinin önündeki bank dikkatimi çekiyor. bir şeyler anlatmak ister gibi, cami girişinde simsiyah bir bank.

***

daha sonra mezarlığa geçiyoruz. mezarlık önü daha da kalabalık. çok daha kalabalık. yüzlerce insan mezarlıkta. önemli birileri de içeride olacak ki, resmi plakalı birkaç araç da orada.

kızılay ve diğer yardımlaşma/dayanışma dernekleri ziyaretçilere su ve yiyecek dağıtıyor. mezarlığın ileride bir tarafında, fazla ağacın olmadığı açık bir alanın bir kısmının üstüne güneşlik çekilmiş, altında sandalyeler var.

mezarlığa girince biraz ilerliyorsunuz. şöyle bir tabela da vardı. hani fotoğraflarını gördük ya açık mezarların, birbirine çok yakın, içleri dolunca, üzerleri örtülünce daha da yaklaşmış birbirine o mezarlar. üstünde bir isim. her birinin etrafında gözü yaşlı insanlar. her birinin üstünde karanfiller. her birinin üstünde mektuplar. her birinin üstünde formalar, atkılar, bileklikler, tespihler...

anlatılacak gibi değil. hiç anlatılacak gibi değil.

***

soma ayakta kalmaya çalışıyor. tutunmaya çalışıyor.

***

her iki taziye evinden çıkarken, grup biraz uzaklaştıktan sonra, enişteye ve ikinci taziye evindeki bir amcaya bir kağıda adımı ve telefon numaramı yazıp verdim. bu noktada sana güvendim çünkü sözlük. "maddi manevi, ne ihtiyacınız olursa, ama ne olursa, mutlaka ama mutlaka telefonunuzu bekliyoruz." dedim.

bir internet sitesinin kullanıcısı olduğumu söyledim, binlerce kişiye ulaşabileceğimi söyledim.

telefonum çalarsa ve gücüm yetmezse, senden yardım isteyeceğim sözlük. unutma.

devamını okuyayım »
19.05.2014 20:25