ibrahim tasteless

  • 2272
  • 63
  • 12
  • 0
  • evvelsi gün

steve wozniak

tek başına o mütevazı, naif kişiliğiyle bilişim dünyasında devrimler yapmış, yeni tabirle "underrated" bir şahsiyet.

bilgisayar teknolojisi adına ne büyük işler yaptığını anlamak için bugün kullandığımız bilişim teknolojilerinin eskiden ne halde olduğunu bilmek lazım gelir.

mesela klavyedeki bir tuşa bastığınızda ekranda aynı karakterin çıkması fikri (biyografisinde yazdığı kadarıyla) kendisine ait. gelgelelim o dönemde bu işi yapabilen lakin uçuk fiyata satılan bir taşınabilir ibm modeli * de yok değil. yine de tamamen amatör düzeyde bir icat olan apple (i) ile bunun gibi bir çok ilki başarıyor wozniak. üstelik bunu, kendi kişisel imkanlarıyla ve kendisi gibi amatör bilgisayar meraklılarının ilgisini çekmek gibi basit bir sebep için yapıyor. bir mihenk taşı olarak fare imleciyle simgelere tıklamak bunun bir aşama ötesi ki bu da xerox parc'dan alınan ilhamla(!) yine apple'den çıkıyor.*

kişisel bilgisayar, ingilizce personal computer kısaca pc denince akla hep ibm pc'ler gelir. hatta bir çok kaynakta 12 ağustos 1981 doğumlu ibm 5150 resmen ilk kişisel bilgisayar olarak kabul edilir, yukarıda belirttiğimiz 5100 modeli çok daha önce piyasaya sürülmüş olsa da. ama geriye dönüp baktığınızda kelime olarak ilk kullanımı 60 yıllara tekabül eden bu terim pratikte (şahsi görüşüm) apple ii ile ete kemiğe bürünmüştür. bu anlamda ilk apple bile yazıda tanımladığımız kişisel bilgisayar felsefesinin asıl mihenk taşı olan apple ii'nin beta versiyonu sayılır.

aslında en başta wozniak'ın aklında her eve girecek bir bilgisayar yapma fikri yok. ama mümkün olan en az donanımla, en hızlı, en verimli, en ucuz bilgisayarı üretmek, aynı zamanda en kolay kullanılanını icat etmek bu devrimi tetikliyor. apple (i), apple ii ile hatta devamında machintosh'la apple bunu defalaca başarıyor.
bununla birlikte kabul etmek gerekir ki wozniak doğru zamanda doğru yerde bulunmuş hep. hatta doğru zamanda, doğru yerde, doğru insanlarla tanışmaktan öte aynı zamanda doğru babanın oğlu olarak dünyaya gelmiş. yaşamına baktığınızda doğumundan bilişim dünyasına adını altın harflerle yazdıran buluşlarını yaptığı zamanlara kadar aksi yönde dirense de kader onu hep bu yola sokmuş neticede.

evet, kişisel bilgisayar devrimini, oda büyüklüğünde bilgisayarlar vardı da, transistörler bulununca küçültülüp masa üstüne kondu gibi algılarız. bilişime biraz daha meraklı biri bunun mikroişlemcinin icadından sonra başladığını düşünür. bunlar kısmen doğru olsa da durum tam olarak böyle değildir yine de. bilgisayarların "kişisel"leşmesinin ötesinde her eve girebilmesinin 2 ana şartı vardır: 1. perakende pazarı için uygun fiyatlı olması, 2. kullanımının "herkes" düzeyinde kolaylaşması.

bilişim dünyasının bu aşamaları, koca koca üniversitelerin laboratuarlarındaki çalışmalarla veya dev şirketlerin hedefleri sayesinde geçtiğini veya pazarın bunu tetiklediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. kimsenin kişisel bilgisayar diye bir derdi yoktu o zamanlar. bu işler wozniak gibi dahi mucitlerle ve onların parlamasını sağlayan jobs gibi marketting dehaları sayesinde oldu. tabi melek yatırımcılarını da unutmayalım*.

wozniak apple(i)'i geliştirdiğinde mikroişlemciler, ram'ler, disk sürücüler hali hazırda icat edilmişti.

hatta öyle ya da böyle altair gibi cihazlar sayesinde bilgisayarlar dev yapılar olmaktan çıkmıştı nispeten. altair'in fiyatı da oldukça makuldür.

altair deyince computer geek/nerd tayfanın aklına basic dilini altair'e uyarlayarak bilgisayar dünyasına adını duyurmayı başaran genç bill gates gelir.

bugün kafamızdaki haliyle "kişisel bilgisayar" dan söz ederken altair'i incelersek son derece anlaşılmaz/anlamsız bir cihaz görürüz. üzerinde ışıklar ve düğmeler olan bir kutu. klavyeyi monitörü bağlayıp hemen kullanamıyorsunuz öyle. verimli bir şekilde çalıştırmanız için bir sürü zımbırtıya ve uzun zamana, ne dediğini anlamak için üzerinde yanıp sönen ışıkların ne anlama geldiğini bilmeye ihtiyacınız vardı. hani r2d2'nun* çıkardığı seslerinden ne dediğini çözümlemek gibiydi altair'i anlamak, işin kötüsü altair sizin konuştuğunuz şeyleri anlamazdı.

nispeten iyi donatılmış bir versiyonunun basic'i kasetten çalıştırması:
https://www.youtube.com/watch?v=bymoirg5m9e

dediğimiz gibi transistörün ve mikro işlemcinin icadıyla bilgisayarlar küçüldü ama bugün yaptığımız bir çok işi yapabilmek için kullanımı hala çok zordu. (oyun oynamak, basit programlar yazmak, bir kelime işlemci ile yazı yazmak, muhasebe kaydı tutmak, hesap tabloları yapmak vs.) hala sadece profesyonel amaçlarla kullanılan, meraklısı amatörlerin ulaşabilmek için can attığı pahalı (altair'i saymazsak) cihazlardı.

bilgisayar denilen cihazlar hangi işte kullanılacaksa o iş için ek donanımlarla yeniden şekillendiriliyor öyle kullanılıyordu. mikroişlemcilerin icadı bile bunu pek fazla değiştiremedi. bugünki gibi piyasadan herhangi bir pc'yi alıp gerekli yazılımı yükleyerek istediğiniz işi yapamazdınız. basit bir örnek olarak o dönemin oyun makinelerini gösterebiliriz. dönemin popüler konsol oyunu üreticisi atari, pong'u yapmak için ayrı bileşenler kullanırken, space invaders'i veya asteroids'i yapmak için farklı bilgisayar bileşenlerini kullanıyordu. evet, mesela tek kişilik pong versiyonu olan "breakout"u steve jobs ve wozniak atari için birlikte bu yöntemle yaptılar. belirmeden geçmeyelim bilgisayar komutlarını ve hesaplama sonuçları tv ekrana yansıtma fikri bu çalışma sayesinde wozniak'ın zihninde yer etmiştir.

kısacası değişik elektronik elemanları farklı şekilde birleştirerek sıfırdan yeni bir cihaz yapıyordunuz yani neredeyse donanımla programlıyordunuz her konsol oyununu. benim bu alanda favorim ve bunun ilk örneği tennis for two'dur bu arada. bu oyunu ve teçhizatını incelerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

wozniak'a geri dönersek:
işte bu karmaşanın içinde bu adam, mümkün olan en az donanımla en anlaşılabilir düzeyde çalışacak bir hobi bilgisayarını üretti. bu cihazın adı apple computer'dı. cihaz sadece bir devre kartından oluşuyordu. güç ünitesi ve bir klavyesi yoktu. jobs'un ailesinin garajında üretilen 200 adet siparişin büyük kısmı byte shop isimli mağaza tarafından ek donanımları ayrıca tedarik edilip tv ünitesine bağlanıp çalıştıracak şekilde satıldı.

666.66 dolardan satılan bu cihaz her şeye rağmen derli toplu denilebilecek ve amatörlerin kullanabileceği düzeyde ilk kişisel bilgisayar sistemlerinden biri idi. lakin sadece computer geek'leri için bir ilham perisi olmaktan öteye gidemeyecek bir cihazdı.

kırılma anı yani apple'ın gerçek bir son tüketici ürünü kişisel bilgisayar olma hikayesi apple (i)'la değil, apple ii ile ve bir melek yatırımcı olan mark markkula sayesinde oldu.

apple ii, tv çıkışı, kasa üzerinde gelen klavyesi, güç kaynağı ve genişleme yuvaları, halen göze hoş gelen dış tasarımı ve uygun fiyatıyla tam bir kişisel bilgisayardı. fiyat avantajı ana eksende donanım bileşenlerini benzersiz düzeyde verimli kullanmasından kaynaklanıyordu. bu durum wozniak'ın en az devre elemanıyla en çok iş felsefesinin bir ürünüydü. bu felsefeye yine basit örnek vermek gerekirsek, apple ii'nin orijinal disket sürücüsü ilk lansmanından çok sonra piyasaya sürüldü. bu sürücü de wozniak tarafından tasarlandı. ilk disket sürücüler bir ibm mühendisi olan alan shugart tarafından tasarlanmıştı. wozniak bu sürücülerden birini inceleyip nasıl çalıştığını kavradı. üzerindeki 20 kadar çipin çoğunun gereksiz olduğunu düşündü. ve inanılması güç olsa da üzerinde sadece 2 çipin bulunduğu bir devre kartı olan sürücü ve beraberinde apple ii genişleme yuvası için bir kontrol kartı tasarlayarak apple ii disket sürücüsünü kullanılır hale getirdi.

apple ii disket sürücüsünün iç yapısı:
https://www.nightfallcrew.com/…k-drive/img_0278.jpg

aynı döneme ait shugart flopy sürücüsünün iç yapısı:
https://upload.wikimedia.org/…py_drive_with_dos.jpg

to be continued...

copy paste değil alınteri bu arada.

kaynaklar:
"iwoz: computer geek to cult ıcon: how ı ınvented the personal computer, co-founded apple, and had fun doing ıt by steve wozniak"
"steve jobs, walter ısaacson"
vikipedi.

devamını okuyayım »