ikcutf

  • 11
  • 0
  • 0
  • 0
  • 8 ay önce

oytun erbaş haklı mıydı acaba diyen iç ses

radyoloji uzmanıyım. branşımın dışında olmasına rağmen covid polikliniğinde çalıştım. oytun denen kendini deneysel tıp uzmanı* ilan eden arkadaşın konuştuğu yerde iki kelam etme hakkım olduğunu düşünüyorum.

mart ayının sonlarına doğru neredeyse okuduğum her 4-5 akciğer tomografisinin birinde covid-19'a bağlı zatürrenin tipik bulguları vardı. şüpheli olanları da ekleyince bu oran daha da artıyordu. nisan ayında temas izolasyonları, sokağa çıkma kısıtlamaları vs. bir şekilde bu oran azaldı. bu süreçte bence vaka sayısının ve ölümlerin daha fazla artmamasının sebebi, insanların virüs bulaşır endişesiyle hastanelerden çekinmeleri ve gereksiz yere hastaneleri meşgul etmemeleriydi. bu sayede, avrupa ülkelerinde ve amerika'da sağlık sistemi pandemiyle savaşmakta zorlanırken, normalde günde 100'ün üstünde hastaya bakmak zorunda bırakılan doktorlar*, pandemi sürecinde hasta yoğunluğu açısından belki de meslek hayatlarının en rahat dönemini yaşadı ve covid-19 ile başarılı bir mücadele gerçekleştirdi.

işte bu oytun denen arkadaş televizyonlarda ve sosyal medyada boş beleş konuşup, sürecin başında insanları rehavete sürüklememiş olsaydı; belki de 138.657 vaka ile dünyada 9. sırada, 3786 ölüm ile dünyada 13. sırada olmayacaktık.**

son olarak şunu da eklemekte fayda var. bu süreçte en büyük düşmanımız rehavet. kısıtlamalar hafifletildi diye temas izolasyon kurallarını hiçe sayarak yaşamaya başlarsak, "2 haftadır kulağım çınlıyor", "sol ayak serçe parmağım kaşınıyor", "3 aydır midem yanıyor" gibi acil olmayan şikayetlerle virüsün fink attığı hastanelerin acil servislerini doldurursak şu ana kadar verilen emekler boşa gider.

devamını okuyayım »