ikeaman

  • 444
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 yıl önce

faruk süren

zamanında benim de içinde bulunduğum, kendisini yoğun şekilde eleştiren galatasaray camiası tarafından –eleştiriler saklı kalsa da- iade-i itibarının yapılaması gerektiğini düşündüğüm eski “alaylı” galatasaray başkanı.

faruk süren 1945 yılında doğdu. liseyi eğitimini almanya’da gören süren, daha sonra istanbul iktisadi ticari ilimler akademisi, şimdiki adıyla marmara üniversitesini bitirdi. galatasaray’da 1984’ten 2001 yılına kadar çesitli yönetimlerde basketbol şubesi yöneticiliğinden başkanlığa kadar birçok görevde bulundu. 1996’da 2 bin 150 üyenin katılımıyla gerçekleşen kongrede alp yalman’dan başkanlık görevini teslim aldı. alp yalman’ın iddiasına göre bu tarihte kulüp gelir fazlası vererek borçsuz teslim edilirken faruk süren’in denetim raporlarına dayandırdığı bilgiye göre kulübün 14 milyon dolar borcu vardı.

süren başkanlık görevini alır almaz ilk iş olarak fatih terim’i tam yetkiyle takımın başına getirir. bunun yanında belki seçimi kazanmasını sağlayan yeni ali sami yen projesi için de adımlar atmaya başlar. bundan sonraki 5 yıllık dönemi özetlemek gerekirse süren’in en büyük hatalarının stad projesine aktardığı 10 milyon doları bulduğu söylenen karşılıksız miktar, aig’ye 25 milyon dolar karşılığı verilen kulüp hisseleri ve sportif başarıları ekonomik gelire çevirememek olduğu söylenebilir. gerçekten de bazı kaynaklara göre 1995 yılında 12-18 milyon dolar olan gider-gelir rakamları süren’in yönetiminde 2000 yılında 65-48 milyon dolar seklinde gerçekleşmiştir. burada dikkat edilmesi gereken nokta giderler ve gelirler beraber artarken gelirlerin artış oranının gerilerde kalmasıdır.

öte yandan süren’in başarılarına gelince parlak bir tablo görmek mümkün. türk futbol tarihinde ilk kez 4 sene üst üste gelen şampiyonluk, türkiye kupaları ve tabii ki uefa kupası.

süren başkanlık yaptığı 5 yıl boyunca birkaç istisna dışında transfere boşa para akıtmadı. yani, hagi, popescu, taffarel hatta ilie, filipescu gibi dünya çapında futbolcular takıma kazandırılırken her zaman 1 lira ödendiyse 2 liralık gelir ve/veya başarı elde edildi. galatasaray’ın itibarı uluslararası alanda da en iyi şekilde tescillendi. ancak ve ancak faruk süren’in daha sonradan anladığım en büyük başarısı ise yöneticilik idi. şimdi geriye dönüp baktığımızda süren’in 5 senelik başkanlığı döneminde özhan canaydın, ergun gürsoy, ali dürüst, atilla donat, mustafa sarıgül, ateş ünal erzen ve en önemlisi fatih terim gibi isimlerle uyum içinde çalıştığını görüyoruz. bunların hangisi tek başına başkanlık için aday olsa destek görmez..? bunun dışında hatırladığım kadarıyla bu süre içinde taraftarın tek bir ciddi olumsuz yaklaşımı olmaması (ki olduysa da olanlar bugün yaşananlarla karşılaştırılmaz bile) yine üç ayaklı masa gibi dengede durması gereken yönetici-taraftar-futbolcu uyumunun bir göstergesidir.

şimdilerde başkanlığa aday olurken mali durumdan haberi olan ve buna rağmen geçmişe yönelik suçlamalarını yoğunlaştıran canaydın ise 2000 seçiminde süren’e karşı aday olmayacağını belirterek süren’e desteğini, 26 mart 2000 tarihli gazetelerde görülebileceği üzere, “onunla aramızda imam nikahı var. birbirimize göbekten bağlıyız” sözleriyle dile getirmiş. süren başkan adayı olduğu bu son kongrede canaydın’ın da desteğiyle alp yalman’a karşı 1084’e 756 oyla başkanlığını devam ettirdi.

iade-i itibar isteğim ise özellikle bundan sonra yaşanan olaylar ile başlıyor. okullu olmaması nedeni ile şimdiki başkan’ın aldığı desteğin yarısını bile alamayan süren her ortamda nedenli-nedensiz yıpratılmaya başlıyor. kulüp hisseleri için 25 milyon dolar teklif eden aig’in verdiğinden 5 milyon dolar fazla vereceğini iddia eden doğan grubunun milliyet gazatesinde 28 kasım 2000 tarihindeki o meşhur başlık atılıyor. süren’in orhan aslıtürk'ün kurduğu naylon fatura şirketi üzerinden 1994-1998 yılları arasında "tam 48 trilyonluk hayali ihracat" yaptığı hesap uzmanları kurulu’nun raporunda belgelendiği iddia ediliyor. aralarında cavit çağlar, erol evcil ve mural demirel gibi isimlerin de bulunduğu haber, süren’in resmiyle ana sayfada resmediliyor: naylon süren. ertesi günkü milliyet manşetinde ise faruk süren’in cenevre’ye uçtuğu haberi veriliyor: süren uçtu. o dönemde galatasaray ile yakın ticari ilişkileri olan telsim’in sahibi cem uzan’a bağlı star gazetesi süren’e destek çıkarken diğer gazeteler taraf olmamayı tercih ediyor. doğan grubunun gazeteleri daha sonra bu habere sık sık yer vermeye devam ediyorlar ve faruk süren’in adı naylon süren’e çıkıyor.

süren suçludur değildir bilinmez ama bundan sonrası galatasaray başkanı geçen sene hagi’yi sahipsiz bırakan zihniyetin kurbanı oluyor ve galatasaray camiası tarafından yalnız bırakılıyor. bundan sonra gelişen olaylar ise, takip edebildiğim kadarıyla, basına yansıma tarihlerine göre şöyle:
- 21 mart 2001: hayali ihracat genetik çıktı! faruk süren’in babası fuat süren’e vergi usul kanununa muhalefetten dolayı dava açılıyor.
- 2 temmuz 2001: süren şişli cumhuriyet başsavcılığına ifade veriyor.
- 20 temmuz 2001: milliyet’te süren’e tutuklama haberi çıkıyor. süren istanbul 6. asliye ceza mahkemesine ifade veriyor ve gıyabi tutukluluğu bu ifadeden sonra kaldırılıyor.
- 11 nisan 2002: faruk süren’e galata vergi dairesi tarafından vergi borçlarını ödemediği gerekçesiyle yurtdışı yasagı konuyor. iflas davalarıyla boğuşan ve bunun bir parçası olarak vergi borçlarını da ödeyemeyen süren’e getirilen bu yasak basında yine hayali ihracat haberleriyle ilişkilendirilerek veriliyor. bu vergi cezasının ise doğrudan hayali ihracat ile ilgili olup olmadığı konusunda açık bir bilgiye rastlayamadım.
- 30 mart 2004: süren cenevre’deki çiftliğini satışa çıkarıyor.
- 15 haziran 2004: faruk süren 213 sayılı vergi yasasına muhalefet etmek suçundan 3'er yıla kadar hapis cezası istemi ile yargılandığı hayali ihracat davasından delil yetersizliği nedeni ile beraat ediyor.
- 10 ocak 2005: faruk süren'in şirketi transtürk grubu, tasarruf mevduatı sigorta fonu’yla (tmsf) borçlarının yeniden yapılandırılması konusunda anlaşıyor. ayrıca, basında çıkan haberlere göre süren 3.5 yıllık süre zarfında 9 şirketini, villalarını, evini kaybediyor ve gebze’deki fabrikasının misafirhanesinde yatmaya başlıyor.

mümkün olduğunca objektif olarak vermeye çalıştığım bilgiler bunlar... kanımca faruk süren doğan grubunun manşetlerine, biraz da kulüp içi oyunlara kurban gitmiş.. ve galatasaray camiası yüzü eskimiş yetmişlik seçim aktörlerinin oyunlarını izlerken hala faruk süren’in itibarını iade etmiş değil. süren’in hukuki açıdan yaptığı usulsüzlükler var mıdır, gazetelerde manşetler çıkması, davalar açılması ya da beraat etmesi bir şeyleri iyi ya da kötü anlamda kanıtlamak için yeterli midir bilmem; kimsenin avukatlığını da yapmam. ancak süren, bu günlere gelinmesinde sorumlulardan biri olsa da, bu sorunlardan onurunun zedelenerek tek başına onun sorumlu tutulması dogru değildir. kaldı ki finansal güçlükler özellikle başarıların sarhoşluğunda geçen faruk süren'in tamamen beş yıllık döneminde değil, onun son yılı ve daha sonraki dönemlerde iyice ön plana çıkmıştır. bu bağlamda süren'in yönetimi hiçbir zaman finansal odaklı olamamıştır. dört yıllık başkanlık döneminde o zamanlar çevrilebilir borçları karşılığında tek bir şey getirmeyip en az iki katına çıkaran canaydın'a gösterilen sabrın yarısını süren'e destek, yardım ve proje olarak göstermeyip, onu galatasaray'ın ekonomisini bu hale getiren kişi olarak suçlayarak pek de düşünmeden konuşanlar, bu düz mantıkla dört şampiyonluğu ve uefa kupasını da faruk süren'in kazandığını söylemelidir. halbuki sami yen’e çıkıp gol atmayan süren’e, bir kişi de iki t-shirt basıp uefa’dan para kazanalım demediyse, finansal göstergeler, stad işi 10 yıldır şeffaflık içinde becerikli ellere teslim edilmediyse bu eksiklik yönetimiyle hatta muhalefetiyle galatasaray’ın sorunu olduğu gibi sürekli enkaz devraldık edebiyatı yapan, yöneticilik yetenekleri ayak kaydırmaktan, ticaret kafası yabancı turiste yarım dolara leş gibi müzeleri gezdirmekten öteye gitmeyen zihniyettedir.

günahını da sevabını da tarih yazacak, bana bir şey düşmez. tarihin yazdığı başarıları da allamak pullamak burada hiç mi hiç gerekmez. ancak sezar’ın hakkı sezar’a; faruk süren bulamadığı desteği, göremediği saygıyı, galatasaray kulübünün en büyük başarılarını yaşatan başkanı olarak en az fatih terim kadar, en az hagi, hakan sükür, taffarel kadar, bir teşekkür’ü hak ediyor.

devamını okuyayım »
03.02.2006 19:52