immanuel tolstoyevski

  • 2599
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

evrim teorisi

[ulen bir kere de suraya bakmadan yatayim]

kimin troll oldugunun belli olmadigi bu hassas gunlerde repunk ve mavi416 normal gozuktuklerinden onlarin dediklerine cevap vereyim:

1) "dünyanın bir yerinde insan evrimleşirken, insana benzemeyen ama yine insan gibi akıllı bir varlığın neden evrimleşmediğini açıklıyor mu"

aslinda bunun daha iyisi var: insana benzeyen ve o kadar akilli bir varligin evrimlesmesi. yani sen, ben, homo sapiens genel olarak. cunku biz ortaya ciktigimizda hali hazirda "insanlar" vardi (neandertal), onlarin acisindan yabanci biziz yani. hani i am legendda vampirlerin acisindan insanin canavar olmasi gibi (bu saatte bu kadar analoji). atalarimiz dagdan gelip bagdakini kovmuslar, herifleri yiyip bitirmisler.

evrim teorisini kabul etmeyenlerin de zaten bu neandertaller icin ne dusunduklerini merak etmisimdir hep, herhalde ayri bir tur olarak kabul etmiyorlar onlari.

neyse, bu ortada tek bir zeki tur kalmasi neredeyse zorunluluk, eninde sonunda biri ayakta kalacak, cunku ayni kaynaklar icin mucadele ediyorlar. ve biri digerine gore biraz daha dogurgan olsa, biraz daha sitmaya bagisikli olsa, biraz daha grupca avlanmayi becerebilse, yani yuzde 1 daha iyi olsa, 100-200 nesil icinde digerinin nesli tukenecek. nufus olarak belli bir kritik esik asildiktan sonra da zaten o tur tum gezegende exponential bicimde dominant hale geliyor ve kendine baska bir tehdit cikmasini sonsuza kadar engellemis oluyor. yani biz buzul cagi gibi badireleri atlatip, kisa zamanda yeterince yayilarak, neandertallere yaptigimizi bize yapmasi olasi tum rakiplerin evrimsel olarak onunu kestik, kokunu kuruttuk, ocaklarina incir agaci diktik

bir de insanlarda soyle bir yanilgi var: "evrim surekli daha iyiye gider, surekli daha zeki varliklara yolacar, oyleyse insani da gecen birseyler olmali". yok boyle birsey. bilinc ve zeka muhtemelen tamamen yan etki olarak ortaya ciktilar, yoksa mutlak sonuc degiller. hatta zeka evrimsel acidan bir dezavantaj bile olabilir. yani bunalima girip intihar eden, sevmedigi icin cocuk yapip uremeyen, dogada olmayan abidik gubidik seyler ugruna (din, milliyet, soyluluk) birbirini kesen, nukleer silahlarla sidik yarisi yapabilen bir turuz sonuc olarak; oysa bir hamambocegi bunlara kafayi yormuyor, varsa yoksa adapte olayim, ureyeyim, gen havuzumu cesitlendireyim, nesilden nesile aktarayim, bunlar adamin derdi. bir virus ondan da basarili. tabii biz yarin oburgun baska galaksilere yelken acabilirsek nanik yapariz o zaman bunlara "siz hala ananizin habitatinda mi evrimlesiyorsunuz?" diye.

2) "doğada milyonlarca tür ve her zeka seviyesinde bir canlı bulunmasına rağmen insana en yakın canlı olduğu söylenen yunusla insan arasında da uçurum var...en ilkel insanla dahi çok büyük uçurum var"

zaten yukardakilerin cogu buna da cevap olusturuyor (birkac tur zeki primat vardi, biz hayatta kalaninin torunlariyiz ve illa zeki olan daha cok evrimlesmis, daha iyi evrimlesmis diye birsey yok) ama bir yeni nokta var dikkat cekecegim. dnanin %96-98'inin benzestigi sempanze dururken yunusu bosverelim. sempanzeye dil ogretebiliyorsun, bayagi takiliyor insan gibi. insana da birsey ogretmez, dogada birakirsan, mala baglar. yani kultur olmadan, ikisinin da arasinda cok fark yok.

ama biraz kultur isin icine girdi mi, insan farki cok aciyor. aradaki cok kucuk bir yapisal farklilik, disardan gelen bir etken yardimiyla buyuk bir nihai farka neden oluyor.

bizim beynimiz non-lineer sistemleri anlamada pek elverisli degil (aranizdan bir mumin olurse allah'a sorsun niye bizi diferansiyel denklemleri cozecek sekilde yaratmadigini) ama o ufak yapisal farklilik, ornegin her noronun 8 bin yerine 10 bin baglanti yapabilmesi, toplam karmasikligi katbekat arttirabiliyor. bu ufak yapisal avantaj, her nesilde katlanarak buyuyor cunku artan bilinc, kulture yolaciyor ve kultur de bir sonraki neslin beyninin daha da karmasiklasmasini sagliyor, guzel bir dongu oluyor.

dolayisiyla internette yazi yazan bir turle, hayvanat bahcesinde bokuyla oynayan bir tur arasinda dunyalar kadar fark varmis gibi gozukse de, bu nesillerce bina edilmis kulturun ve bilincin non-lineer yapisinin yarattigi bir yanilsama sadece.

ise bilincin karmasikligi yonunden degil de genetik farklilik olarak bakarsak, aramizdaki azicik yapisal farkin bile bu kadar degisiklik yaratmasi soyle aciklanabilir: sadece gen sekansi muhim degil, hangi genin ne zaman aktive olacagi da muhim. yani bir nevi "topu topu 7 nota var, kac farkli muzik olabilir ki" sendromu. notalar ayni, ama zamanlama biraz farkli olunca (o zamanlamayi kontrol eden genlerden biri degisince mesela) muzik de cok farkli oluyor.

3) "fosil kayıtları yetersiz ve bir biriyle ilintili değil"

bu da nasil bir ozguvense, butun fosil kaydini incelemek lazim su genellemeyi yapmak icin. yan ne bileyim, suna baktiniz mi mesela: http://www.talkorigins.org/…hological_intermediates

amazondan sunu gordum simdi: http://www.amazon.com/…il-record-2-no/dp/0412393808 . allah'tan 20 sene eski, yoksa 864 sayfaya da sigdiramazlardi. sirf 6000'e yakin memeli turu var,

neyse, fosil kaydini ve teoriyi tumden yanlislamak icin cok kolay yollar mevcut: 500 milyon yillik bir memeli fosili bulun mesela. yahut 300 milyon yildan eski bir dinazor fosili. tek hucrelilerle yanyana duran bir salyangoz da olur.

daha iyisini soyleyeyim: embriyo halindeyken sut bezleri cikan bir omurgasiz bulun, evrim agaci da tersine donmus olur, teori de tepetaklak olur. ama her ne hikmetse, memelinin kicinda kuyruk sokumu diye birsey var. embriyo halindeyken hepimiz kuyrukluyduk. yilanin arka ayaklari var. 25 yas disleri de eski gunlerden kalma. hepsinden onemlisi junk dna diye birsey var

"miller deneyi bugün tekrarlandığında pozitif sonuç vermiyor"
soguk fuzyon degil ki bu haci, tam tersine miller deneyinin sorunu gereginden fazla iyi calismasi degil mi? adam bir tube elektrik verdi, 25 tane aminoasit buldu (bizim kullandigimizdan fazla..hepsini de farkedemedi zaten, o buldugu kadarina bile sasirmisti). simdi tekrarla, yine aynisi. bunun deneyini alip ilerlettiler sonra cunku bilim 60 sene boyunca ayni yerde kalmiyor, eski atmosferin yapisi oyle degil boyleydi diye baslangic kosullarini degistirdiler bir suru kez.

http://www.talkorigins.org/…iconob.html#miller-urey

4) "ilk maymun - insan ayrışmasının 16.000.000 yıl önce olduğu iddia edilirken, bakteri deneyinin 200.000 nesilde bazı sentezler yaptığı deneyden bahsediliyor. ortalama insan ömrü 50 yıl diyerek hesaba vursak 10.000.00o yılda insan vücudunun bundan çok daha azını başarmış olması lazım. yani değişim hızı çok tutarsız. bu bahsettiğimiz en basit bir hücresel değişim."

bakteri deneyi herhalde lenskininki. bu deneydeki dramatik degisim 30 bininci nesilde gerceklesmis (200 bin degil) ve oyle basit bir degisim degil, durduk yerde sitrik asit sentezleyip enerji elde etmeye basliyor alet. zaten o zamana kadar 100 kadar kalici mutasyon belirlemisler (kalici olmayan, anlik degisen ve sonra genel populasyon icinde eriyip giden mutasyonlarin sayisi ise milyonlar seviyesinde).

ortalama insan omru 18.yy'da 35 seneydi, roma'da 30'un da altinda. yuzde 99.95'i tarim oncesi toplumda gecmis 16 milyon yillik ortalamayi alacaksak ben 20'den yukari cikmam. 800.000 nesil var yani. az bile evrilmisiz.

ama burada asil gozardi edilen, degisimin lineer olmadigi. kapali kutudaki bakteriyle nesil sayisi bazinda ayni hizda evrilmiyoruz, evrimin her asamasi rastlantisal degil cunku, degisimler kumulatif oluyor, birbirinin uzerine insa edildikce yeni kombinasyonlarin ihtimali de katlanarak artiyor, hayat dallanip budaklaniyor (her yeni kimyasali sentezlemek icin 30 bin nesil beklemiyorsun).

zaten makro acidan olaya bakarsak, dunyada yasam 3.7 milyar yil once basliyor, memeliler 250 milyon yil once ortaya cikiyor, modern insan 200 bin sene once. biz surecin yuzde 99.999unda yoktuk bile ama sonuc ortada: ben! boyle mukemmel bir varlik, bir yaratici tarafindan dizayn edilmis olabilir mi? hele o muhtesem kuyruk sokumumla beraber dusunuldugumde?

p.s: yatamadim allahin cezalari, onu oku, bu makaleye atla, su link de guzelmis derken sabah oldu, ise gidiyorum

devamını okuyayım »
08.12.2011 14:55