immanuel tolstoyevski

  • 2567
  • 3
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

debe'nin kaldırılması

debe, "dünün en kaliteli yazıları" demek değil. debe, insanların anlık beğenilerini ölçüyor. yani sözlüğün iq seviyesi degil de kalp ritmi veya adrenalin seviyesi.

debe'nin genel kalitesizliği sözlüğe has bir durum da değil:
en beğenilen youtube videolarının kedi köpek videoları olması da,
reality showların yüksek reyting almaları da,
instagramda kıçtan ibaret profillerin beğenilmesi de pek farklı değil.

platform anlık tepkileri ödüllendirecek yapıdaysa, insanın beynine değil de baz duygularına hitap edecek işler yapmak hem daha ucuz, hem de daha etkili.

"beyne hitap edecek" ile kastettiğim illa 500 sayfalık doktora tezleri değil, mizahın da kalitelisi ve yüzeyseli var. bir bakınızla orgazm olduğum çok oldu burada. ama bu, tıpkı kaliteli bir komedi dizi yaratmak gibi zor bir iş. oysa mevcut düzende, mesela bir hesaptan uydurma bir başlıkla orta yapıp, diğer hesaptan da akıllı aptal herkese hitap edebilecek bir bakınızla gol atmak aynı ödülü alabiliyor. bunun da komedideki karşılığı slapstick olsa gerek. kimseyi orgazma ulaştırmıyor ama herkesi o anlık kıkırdatıyor. üzerinden 5 dakika geçse herkesin unutacağı, hatta "ulan buna mı gülmüşüm" diyeceği şeyler.

(benim porno izlemem de böyle oluyor gerçi, 5 dakka sonra ekrana bakınca "ulan buna mı...neyse" deyip, browser tarihçesini siliyorum)

youtube'da kedi videosu sevenler, "youtube'un en iyi videosu bu olmalıdır" diyerek oylamiyorlar.
reality show izleyenler, "bu program toplum için belgesellerden, haber programlarından daha önemlidir" diyerek izlemiyorlar.

dolayısıyla bu işin çözümü debe'yi kaldırmak değil, iki ayrı liste yapmak:

1) "beğendim"
2) "herkese tavsiye ederim, işi gücü bırakıp buna bakın" (şimdiki favorilerin günlük listelenmesi gibi)

(hatta bence bir 3. gerekli mekanizma da, dışarıya kapalı bir favori listesi oluşturmak: belki sado mazo yazılarını referans olarak saklamak istiyorum ama kimsenin bunu görmemesini istiyorum)

ilkini seçerken insan, anlık güdüleri dışında kimseye hesap vermek zorunda hissetmiyor: "sana mı soracağım neyi beğeneceğimi?"

ama ikinci liste insanı kısa da olsa düşünmeye zorlar: "bir şeyi tavsiye etmem demek, bir nevi kefil olmam ve başkalarını etkilemem demek". bu mekanizma anonim dahi olsa, psikolojikman "başkaları ne der" veya "bu başkaları için iyi mi" kafası yaşamamız kaçınılmaz. bu da sadece omurilik soğanımızla değil, beynimizle de karar vermeyi sağlar.

bunlar siyasi propagandaları engellemeyecektir. bu sistemi de "hack" etmenin yolları vardır illa. hiç bir önlem kalitesizliği veya trollüğü bitirmez ama %10 bile azaltsa iyidir. anonim olsun olmasın, favori bazlı bir listenin de, referans olcak entryleri şimdiki sisteme göre daha ön plana alacağına inanıyorum.

sonuçta sözlük ekibinde bu data var, simulasyonlar yapıp hangi formülle nasıl entryler debeye giriyormuş, geçmişe dönük testler yapabilirler

devamını okuyayım »
10.01.2016 16:55