immanuel tolstoyevski

  • 2609
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

inanç ile zeka seviyesi arasındaki ilişki

bu tip çıkarımlar bence manasız:

1) zeka testi zaten pozitivist kafayı ve seküler eğitim seviyesini ölçüyor, ne bekliyorduk ki?

zekanın tüm boyutlarını ölçen ve kültürler arası farklılıkları hesaba katabilen bir test yok. geçen gün neil degrasse tyson ın komik bir tweeti vardı: "araştırmalar gösteriyor ki iq seviyeniz ile iq testlerinde alacağınız puan arasında ciddi bir ilişki var"

*

2) dinsizlik bir amaç değil, doğal bir sonuç olmalı (o da belki).

kimse sovyetlerin zorla ateist yaptığı bir sürü eğitimsiz insandan iyi bir ülke çıkarmalarını bekleyemezdi. asıl amaç sorgulayıcı düşünceyi ve dinlere kıyasla daha sağlam temellere oturmuş, daha kapsayıcı ahlak değerlerini yaymak olmalı. (öte yandan dinin devlet işlerine veya birey haklarına etksinin sıfıra yakınsaması kesin ve sürekli bir amaç olmalı)

*

3) kimse kendisine aptal diyen birini dinleyip dinini sorgulamaz.

aksine daha çok sarılır. ortada kalmış insanlar için dahi çekici bir yaklaşım değil bu. eğer amaç sorgulayıcı düşünceyi yaymaksa, dini aptal ve eğitimsiz insanların sığınağından ibaret görmek yerine, akıllı ve vicdanlı insanların da dahil olup evrilttiği ve zamanla değişen (islamın bile) bir oluşum olarak görmek gerek.

bu şekilde uzun vadede, ingiltere'deki monarşi gibi, insanların kimliklerinin bir parçası olarak şakayla karışık saygı duyduğu ve pratikte işlevsiz bir kurum haline gelmesi daha olası.

*

4) din, inançtan ibaret değil.

belki de bu en önemlisi. bir dizi ayetin saçmalığını göstermek, yahut bir üst seviyeye çıkıp o dinin temel ilkelerini elestirmek, yahut onun da üst seviyesine çıkıp insanlara karışan tanrı inancına * sahip tüm dinlere saydırmak dini bitirmez.

çünkü din, felsefe kitaplarına gömülü bir dizi tez değil, toplumsal bir kurum. somut bir şekilde insanların hayatlarında her gün veya her cuma. bizler sürü hayvanlarıyız ve din, sürüyü oluşturan bireyleri bir arada tutan bağlardan biri olmanın da ötesinde, bu biraradalığın yarattığı en büyük sinerji. sürü, parçalarının toplamından fazla bir hale geliyor. okul ve hastaneler, kültürel aktiviteler, iş anlaşmaları, bankalar, sosyal yardım, akraba ilişkileri...din aynı zamanda bunlar demek birçok insan için.

şehirlerde yaşayanlar bu ihtiyaçlarını başka yollardan giderme imkanına sahip ama şehir, seküler beyaz yaka hayatından ibaret değil. göçmen işciler, azınlıklar, sistemin ezdikleri, bir nesilde büyük paralar kazanıp ne yapacağını bilemeyenler, nostallji...binbir türlü nedeni, gereği, habitatı var dinin bu hayat içinde de.

ve tabii kritik eşiği aşmış olduğu için, sadece sosyal açıdan değil bireysel ölçekte de kendi kendini devindiriyor, çünkü sürekli tekrar ile kendi ruhsal ihtiyacını yaratıyor.

dinin böyle dayanakları olmasaydı, ortadoğu dinleri kopernikten sonraki 100 sene içinde bitmiş olurdu, darwin'in de adını biyologlar dışında kimse bilmezdi. tıpkı genetik biliminin milliyetçiliği bitirmesi gerektiği gibi (milliyet de başka bir bağ ve askerlik gibi kurumlarla hayatımızda somut yeri var)

bu ihtiyaçlar toplumun birçok kesimi için şimdilik başka şekilde karşılanamayacağından, yukarda, dini bitirmeye çalışmak yerine evriltmek gerekliliğinden bahsetmiştim. dinleri topyekün aşağılamak yerine gerekirse belli inançları aşağılamak (örneğin kadın hakları bağlamında) ve dini, modern şehir hayatında dahi ciddiye almaya devam etmek gerek.

devamını okuyayım »