in nuce

  • her eve lazım (726)
  • 982
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

nutuk

aslında nutuk 1924'den 1925'e geçerken biter. geriye kalan kısım, yani 1925-1927 arası döneme bütün nutuk içinde sadece yüzde bir buçukluk yer ayrılmıştır.
bu iki sebepten olabilir: ilki, nutuk'un şeyh said ayaklanması'nı izleyen takrir-i sükun yasası ile terakkiperver cumhuriyet fırkası'nın kapatılmasıyla sonuçlanan süreci, bir başka deyişle muhalefetin susturulması ile biten bir dönemi meşrulaştırmak amaçlı yazılma ihtimali.
üstelik bunu kuvvetlendiren ifadeler nutuk'ta epeyce bulunur; milli mücadelenin önde gelen figürleri olarak kazım karabekir, ali fuad cebesoy, refet bele ve cafer tayyar eğilmez'in; eleştiri, suçlama, alaylara hedef olduğunu, muhalefet hareketlerinin ve hizipleşmenin rauf orbay'ın karanlık emellerinden kaynaklandığını belirten ifadeler gibi ifadelerdir bunlar.
atatürk'ün kendisine yapılan muhalefeti sevmediğini, üstelik terakkiperver cumhuriyet fırkası'nın kısa zamanda kazandığı popülerlik de düşünülünce, muhalefetin bastırılmasının karizmatik lider tarafından haklı çıkarılmaya çalışılması anlaşılabilir ve epey kuvvetli bir ihtimaldir.

ikinci ihtimal de, atatürk'ün nutku hazırlamaya başladıktan sonra kalp krizi geçirmesi ve bu kriz yüzünden yazmaya bir süre ara vermiş olmasından dolayı 1925-1927 aralığını yazamadığı iddiasıdır. aslında belirtilen dönemi yazmanın gereği de pek kalmamıştır. çünkü takrir-i sükun ile başlayan izmir yargılamaları devam eden süreçte, 1927'ye gelindiğinde nutuk'ta söylenilenlere muhalefet edecek bir güç kalmamıştır. bir tek, 1926 yargılamalarında rauf orbay kendisine yönelik iddialara ve gıyabında yapılan yargılamaya londra'dan yazdığı iki mektupla cevap vermiştir.

benim bildiğim kadarıyla nutuk'ta anlatılan bazı kısımlara ilk karşı çıkan halide edip adıvar'dır. kendisi 1928 ve 1930'da (türkçe yayınlayamayacağı için) ingilizce basılan hatıralarında bunu yapar. epey sonra türkçe olarak da basılır.
kazım karabekir'in anılarının da nutuk'a cevaben yazıldığı söylenir.

nutuk ilk olarak türk tayyare cemiyeti tarafından, okunmasından kısa bir süre sonra 1927'de basılmıştır. kısa bir süre sonrada milli eğitim bakanlığı basar.

metnin, atatürk'ün el yazısı ile yazılmış hali ile yazılırken yararlanılmış belgeler, genelkurmay askeri tarih ve stratejik etüt başkanliği (atase) arşivindedir.

acı ama gerçek; metnin orjinal hali ile orjinal belgeleri kapsayan bilimsel tam bir baskısı halen yoktur.
nutuk'un atatürk'ün elyazmalarını, yararlanılan orjinal metinleri ve dönemin diğer tanıklıklarını da içeren çözümleyici, eleştirel, değerlendirilmesine ihtiyaç var.
ayrıca metni günümüz türkçesine çevireceğiz diye katleden şahıslara, kurumlara bir uyarı: namık kemal okusunlar, çünkü nutuk'un üslubu namık kemal'in üslubudur.
ve bıraksınlar şu öztürkçeye çevirme işini, bir kaç kelime osmanlıca öğrenmek sizi dinci, gerici yapmadığı gibi metnin ruhunu da tecavüz etmemiş olursunuz. çünkü vicdanını tevfik fikret'ten, fikirlerini namık kemal'den aldığını söyleyen (ki üslubunu da onlardan almış gibi gözüküyor) atatürk'ün olağanüstü bir osmanlıcası vardır.

sonuç olarak nutuk'u, bir askerin, mücadele adamının, siyasetçinin, devlet kurucusunun, karizmatik şefin pragmatisliğinin bir ürünü olarak kabul etmek lazım, kendisinden(nutuk) türeyen koca bir tarih yazımının sonradan "şaş(ır)maması" için söylenmiş bir sözü de ekleyelim:

"tarih yazmak da, tarih yapmak kadar önemlidir.tarih yazanlar, tarihi yapanlara sadık kalmazlarsa, ortaya çıkan gerçek şaşılacak bir hal alır."

devamını okuyayım »
19.01.2008 21:00