in pyjamas

  • 2757
  • 4
  • 1
  • 0
  • geçen hafta

antalya

sokaklarında mandalina ağaçları* var bu şehrin ay!! deliricem! geçen gittiğimde buram buram yaseminler açmıştı, şimdi top top mandalinalar, limonlar... sırf bu yüzden bir ankaralı olarak imrendiğim şehir. ne izmir ne istanbul'a özendim şimdiye kadar, ama bisiklet yolları, kültür hayatının yoğunluğu, kent merkezinde falezlerin üstüne kurulmuş boydan boya parkları (hakikaten boydan boya park/yeşillik/yürüyüş yolu) ile tam yaşanası bir şehir antalya.

ilk kez, geldiğim kenti başka bir şehirle kıyasladım: adamlar festival yapıp piyano virtüözlerini kente akıtıyorlar, spor etkinliği yapıp bütün şehri koşu pistine çeviriyorlar, tarih desen hadrian kapısı altında bir dolu insan soluklanıyor. ankara'da ne var? sanatsal etkinlik dediğimiz şey ebru gündeş'in halk konseri, kültürel anlamda türkçe olimpiyatları ile besleniyoruz, spor desen (üniversite kampüsleri hariç) parkların dandik spor aletlerine mahkumsun, yeşillik deme bana! "roma hamamı kalıntıları nerde?" desen kimse bilmez. ankara görmüş geçirmiş bir ailenin önce pavyona düşmüş, bugünlerde tuvalet başında bekleyen kızı gibi artık. somurtkan, eski ihtişamlı günlerini yad etmek istedikçe itilip kakılan... mutsuz bir şehir.

*onlar mandalina değil turunç! captivehonour düzeltti bu her gördüğü turunçgile mandalin diyen cahili*.

devamını okuyayım »