infrequentia

  • 1428
  • 48
  • 8
  • 0
  • 3 gün önce

the last of us

günün 3-4 saatini pc veya ps'de oyun oynayarak geçiren biri olarak hiç düşünmeden oynadığım en iyi oyun diyebilirim. aslında playstationla çok vakit geçirmiş biri değilim. playstation 1'den sonra sahip olduğum 2. konsol sadece 4. o yüzden yapacağım yorumlar remastered versiyonuyla ilgili olacak.

öncelikle oyunu ilk alıp girdiğimde 12-13 yıl öncesinden hatırladığım naughty dog sembolünü görüp heyecanlandım. çünkü ps1'i olanlar crash bandicoot'u hatırlaycaklardır. ps 1'deki favori oyunumun yapımcılarıydılar ve o zamandan farkları ortadaydı. o yüzden oyuna girdiğim anda +1 puanı benden aldı.

oyunun öncelikle remastered versiyonunun grafiklerini karşılaştırmak gerekirse, yeni jenerasyon konsolların hakkını veren sahip olduğum 3 oyundan birisi olduğunu söyleyebilirim(diğerleri bf4 ve nba2k14). fakat the last of us'ın diğer oyunlara göre avantajı içerisinde bulunduğunuz dünyanın ayrıntılarında gizli. diğer iki oyun savaş alanı ve basketbol salonuyla kısıtlı olduğu için ps4'ün tam olarak kapasitesini fark etmeyebiliyorsunuz. last of us'taysa dünya o kadar geniş, ayrıntılı ve görsel olarak kaliteli ki oyun sizi içine çekiyor. en etkilendiğim grafikler boston'un terk edilmiş bögelerine ilk girdiğimiz an ve ilk kırsala ulaştığımız kısımlardı. her oynadığımda sırf bir dakika durup izledim oraları. kısaca oynarken korksanız bile her yeri karıştırıp talan edin. gördüklerinizden pişman olmaycaksınız.

oynanabilirlik açısındansa şöyle açıkayabilirim: bu oyunu oynadıktan sonra oynadığım her oyunda içinde bulunduğum dünya kısıtlı ve sahte geldi. last of us'ı oynarken keşke bu da olsaydı dediğim bir şey hatırlamıyorum bile. içinde bulunduğunuz ortamın gerçekten farkı yok. yerdeki otlar, ağaçlar ve dalları, kar, camlar her şey gerçek gibi. otlara takılabilir, camlara basıp ses çıkarabilirsiniz. her ayrıntının bir önemi var. taşıdığınız eşyaları çantanız saklayıp gerektiğinde çıkarmanız bile atlanmamış. saçma bir şekilde götünden flame thrower çıkarmıyor karakteriniz. oyunun hikayesi tek yöne ilerliyor olabilir ama olaylara nasıl yaklaşacağınız tamamen size bağlı. saklanıp saklanmaycağınız dışında nereye saklandığınız bile olayların tamamen farklı gelişmesine sebep olabiliyor. kullandığınız her silahın önemi var. oynaycak olanlara önerim etraftaki her şeyi kullanmaya çalışmaları. oyun keşfettikçe güzelleşiyor. bazı durumlarda sessiz ilerleme şansınız kalmıyor fakat olabildiğince gizli olursanız harcadığınız malzeme de o oranda düşüyor. işin eğlenceli yanlarından bir diğeriyse infecteda karşı farklı stratejiyle oynamak zorunda olmanız.

bazı yerlerde normal zorluk bile zorlayabilir fakat kolayda oynamanızı tavsiye etmem. çünkü oyunun gerçekliği azalıyor. zorluğu değiştikçe etraftan toplayabildiğiniz lootlarda belirgin bir azalma oluyor. normal zorlukta bile diğer oyunlardan aşina olduğunuz yapay zeka saçmalıklarına pek rastlanmıyor. özellikle sürekli sizden olan birileri var ve saçma sapan hareket ettikleri anlar çok ender oluyor. sırf hikayede orda oldukları için değil gerçekten size yardım etmek için yanınızda oluyorlar genelde. bu da oyundaki karakterleri daha da fazla benimsemenize sebep oluyor. son olarak sinematiklerin çok fazla olmasından dolayı bazı arkadaşlarım rahatsız oldu ama ben aksine gereksiz bir sinematiğe rastlamadım oyununun genelinde. zaten bir yerden sonra hikayenin kalitesinden dolayı siz oynamasanız bile sadece izleyerek keyif alınabilecek bir oyun.

oyunun hikayesine gelirsek klişe olduğuna dair yorumlar okudum. aksine hikaye benzer oyunlardan çok daha farklı şekilde ilerliyor. bir kere salgının ilk anlarını görebiliyorsunuz sadece. oyun salgının 20 yıl sonrasında geçtiği için hikaye zombilerden çok insanlarla ilgili. asıl amaç salgına çare bulmak gibi görünse de hikaye tamamen joel ve ellie'nin bir biriyle olan ilişkisi ve hayatta kalmaya çalışmalarıyla ilgili bence.

oyun ilk düşünce aşamasındayken zombisiz bir oyun olarak geçmesi planlanıyordu. o nedenle zombiler genelde hikayedeki yan unsurlar olarak kalıyor. yanlış anlaşılmasın o kısımları sıkıcı değil, aksine zombilerle geçen sahneleri gayet orjinal ve korkutucu buldum. zaten daha öncede bahsediliği gibi enfeksiyonun bir virüs yerine mantar olması ve sporlarla bulaşması oyuna farklı bir hava katıyor. sadece ısırılmak değil, soluduğunuz hava da bir anda önemli hale geliyor. enfeksiyona maruz kalan insanların aşama aşama değişmeleriyse gayet güzel düşünülmüş. sporların oluştuğu ortamlar korkutucu bir güzelliğe sahip. kısaca hikayesi su gibi akıyor ve karakterleri kendi çocuğunuz, kardeşinizmiş gibi görmeye başlıyorsunuz hikayede. yanınızda ellie olmasının avantajlarından biri de joel bu dünyaya alışık bir terminatör modunda olsa da sizinle beraber ellie'nin karakterinin gelişmesi ve adapte olması. bir yerden sonra sanki onların yanında 3. bir kişiymişsiniz ve tek amacınız hayatta kalmak gibi hissediyorsunuz.

son olarak oyunun hikayesiyle ilgili beğendiğim ve spoiler içeren kısımlara değineceğim.

--- spoiler ---

oyuna ilk girdiğimde joel'un yanında ellie'nin değil aslında kızının olacağını düşünüyordum ve ilk bölümün sonunda vurulduğunda gerçekten çok etkilendim. aslında orada hissettikleriniz bir nevi joel'un hissettiklerinin bir yansıması. hayatta kalmakla ilgili bütün takıntısı ve ısrarı ilk gece askerle karşılaştıklarındaki başarısızlığını telafi etmeye çalışması. o andan sonra bu dünyada sevdiklerini hayatta tutmanın tek yolunun kendi kurallarını koymak olduğunu anlıyor ve bu yolda gitmekten vazgeçmiyor. bazen yaptıkları rahatsız edici boyutta olsa bile şahsen ellie için değeceğine inanıyorum. bir daha sevdiğini kaybetmeye dayanamazdı joel. playstationınız yoksa bile bir yerlerden bulup ilk bölümü oynamanızı tavsiye ederim.

oyunun en etkileyici karakteri kesinlikle ellie(kızım olsa adını koyacak kadar bağlandım kendisine). joel'la zamanla sıfırdan kurdukları bağ gerçekten çok etkileyici ve güzel anlatılmış. bunda tabi oyunu live-action movie gibi sahne sahne çekmeleri etkili olmuş. yaptığı en küçük şey bile anlamlı ve gerçekçi olmuş. ilk kez birini öldürdüğünde yanındaydık, ıslık çalmayı öğrendiğinde... keşke joel kendisine yüzmeyi öğretirken de yanında oslaydık. o kısımlarını bile sıkılmadan oynardım.

herkesin oyunun son kısmıyla ilgili aklında soru işaretleri kalmıştır tahminim. benim ise aksine kafamda hiç soru işareti kalmadı. final tam joel'dan bekleyceğim şekilde bitti. daha önce dediğim gibi joel bir başkasını daha kaybetmeyi kaldıramazdı. tüm yaşam amacı sevdiklerini hayatta tutmaktı. bencilce de olsa ellie onun için dünyaya bedeldi. o yüzden bütün firefly'ı öldürürken hiç tereddüt etmedim. üzüldüm fakat başka yolu olduğunu düşünmüyordum. oyunun finaline gelecek olursak bence çok güzel bitti fakat yukarıda da dediğim gibi keşke devamını da görebilseydik. sırf joel ve ellie'yle sıkıcı kırsal hayatını bile oynamaya razıyım. diğer oyunlar artık çok sahte geliyorlar gözüme.

--- spoiler ---

gelmiş geçmiş en iyi oyunlar sıralamasında ilk 5'e rahat girebilecek bir oyun the last of us(benim gönlümde 1). alıp almamak konusunda tereddütünüz varsa kesinlikle almanızı tavsiye ederim.

devamını okuyayım »
12.09.2014 20:53